1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 'Bu güzel ada, Kıbrıslıtürkler’i da, Kıbrıslırumlar’ı da sığar...'
Bu güzel ada, Kıbrıslıtürkler’i da, Kıbrıslırumlar’ı da sığar...

'Bu güzel ada, Kıbrıslıtürkler’i da, Kıbrıslırumlar’ı da sığar...'

*** 1963 çarpışmalarında 12 yaşındaki küçük kızkardeşi Yorgulla öldürülen, annesi Hristalla ağır yaralanan Küçük Kaymaklılı Elli Venizelu, insanlık dersi veriyor: Küçük Kaymaklılı Kıbrıslıtürkler’i sevgiyle anıyor... Ali Zeybekoğlu: “Bu

A+A-

 

***  1963 çarpışmalarında 12 yaşındaki küçük kızkardeşi Yorgulla öldürülen, annesi Hristalla ağır yaralanan Küçük Kaymaklılı Elli Venizelu, insanlık dersi veriyor: Küçük Kaymaklılı Kıbrıslıtürkler’i sevgiyle anıyor... Ali Zeybekoğlu:

 

“Bu güzel ada, Kıbrıslıtürkler’i da, Kıbrıslırumlar’ı da sığar... Artık gözyaşları akmasın, çocuklarımız güzel yaşasın...”

 

Elli Venizelu’yla Küçük Kaymaklı’da yaşadıkları ve Kıbrıslıtürkler’le yakın dostluğuna ilişkin röportajımızın son bölümünde Ali Zeybekoğlu da hissettiklerini anlatıyor...

 

ALİ ZEYBEKOĞLU: Benim söylemek istediğim, bu güzel ada hepimize yeter da, artar da... Yeter ki artık, onların da ölüleri vardır, bizim da ölülerimiz vardır, biz bu ölülerle yaşamayalım ama unutmayalım da ve bir kere daha kavga etmeyelim... Şimdi benim istediğim bundan sonra çok güzel bir yaşantıdır, biz yaşayamadık, çocuklarımız güzel yaşasın. Biz yapamadık bunu, beceremedik... Bundan sonra çocuklarımız, ister Kıbrıslırum, ister Kıbrıslıtürk olsun, anneleri ağlamasın... Bizim kuşakların yapmış olduğu hataları genç kuşaklar yapmasın. O onu öldürdüydü, bu bunu öldürdüydü, terazi yoktur elimizde tartalım, Kıbrıslırumlar mı daha çok hata yaptı, Kıbrıslıtürkler mi diye... Bir sünger çekeceyik onların üzerine, biz artık sonbaharımızı yaşarık ama bundan sonra çocuklarımız, torunlarımız bu güzel adada iyi yaşasın. Güzel bir adadır, güneşimiz var, denizimiz var, herşeyimiz var. Bu ada Kıbrıslıtürkler’i da sığar, Kıbrıslırumlar’ı da sığar. İster Kıbrıslıtürk, ister Kıbrıslırum olsun, insanlar birbirlerine saygılı olmalıdırlar, haklarına saygı gösterirlersa birbirlerinin yapamayacağımız şey yoktur ve çok güzel şeyler bekler bizi. İstediğim odur, Bu insanları çok seviyorum, bu eve geldiğimde sanki kendi evime gelmiş gibiyim. Ben öyle hissederim yani. Ben Goçços’u gördüğümde, çocukluğum gelir aklıma. Düşünebilir min Sevgül Hanım, geçirttiğimiz o günler kazındı kafamın içine... Oynardık beraber, pirili oynardık, Goçços’un döndüreği vardı çok güzel, koyardı ve döndürürdü bu topaçı. Ben bazan kıskanırdım Goçços’un topacını, çok güzeldi... Topaçına oynadığımızda ben tam üstüne vururdum topaçının ki kırılsın! Ama pirilide da bu yenerdi bizi...

Annesi Maritsa, babası da boyacıydı... Orada çocuklarıyla, Goçços’un kardeşleriynan gardaş gibi geçinirdik. Meşhur “Guyu Meydanı”mız vardı bizim, onun hemen yanında kalırdı Maritsa... Birbirlerimize analarımız yemek kordu, götürürdük, biz onlara yemek korduk, onlar bize yemek kordu... Kapılarımız, pencerelerimiz açıktı, yatıp uyuduğumuzda kapıyı kapatmazdık, hem da yolun kenarından geçerdi arabalar ama bakmazlardı bile. Öyle günler geçirttik. Sinemalara bile beraber giderdik... Lohoriyocu Salih Dayı vardı rahmetlik, nur içinde yatsın, toplardı bizi, Rum-Türk beraber, binerdik arabasına giderdik. Kristal Sineması’na da giderdik, Tumarhana Tepesi’nde da vardı sinema, ona da giderdik...

Benim unutamayacağım bir şey daha vardır, ben iki tane by-pass ameliyatı geçirttim Rum tarafında, çok çok memnunum... Öldü diye benim mezarımı kazdılar, mezarımı hazırladılar bana. Ama benim bir doktorum vardır, Marios Kasianidis, şimdi duydum hasta olduğunu, ona ben geçmiş olsun derim. Ben bugün hayatta kalbim atıyorsa, nefes alabiliyorsam, ben o adama borçluyum. En fazla duygulandığım iki konu var...

İkinci ameliyatımı Apollonia’da yaptım, bu adam sebep oldu da yolladı beni. Aksi takdirde ölecektim. On gün kaldım ben birinci ameliyatımda, kalkamadım, Gavcanis yaptıydı bana ameliyatı. Üçüncü-dördüncü gün mamurladığımda bu adama açtım, saat 12.00-1.00 evi da uzak ve beni muayene ederken gördü, hünkür hünkür ağladım. Adamın neme lazım gelecek Apollonia’ya, yabancı bir hastaneye ve bir Ali Zeybekoğlu’nu muayene edecek, işte öyle bir duygulandım ki... O kadar sevdim ben bu adamı, vermiş olduğu o Hipokrat Yemini’nin tamamen hakkını verdi. Ben yedi senedir bu adama giderim iki ayda bir... Ne Rum, ne da Türk ayırımı yapar bana. Ayırım yapmaz, saati, günü geldiğinde bana da bakar, hiç torpil morpil yok. Dolayısıyla ben bu adamdan çok memnunum, ailesinden çok memnunum.

Bir gün bana Goçços’un hasta olduğuna dair telefon açar bana Elli, “Goçço hastadır, bak yardımcı ol kendine da Marios Kasianidis senin doktorun, alasın kendine bir randevu” dedi bana. Benim tuhafıma gitti bu! Aradım doktorumu, çat pat Tarzanca böyle, dedi bana “Ağlayım mı, güleyim mi? Bir Rum senden yardım ister, ben bakayım kendine?!”

“Ha!” derim.

“Tamam, söyle gelsin da bakayım kendine...”

Yani bunlar işte... Biz istersak güzel şeyleri yaratabilirik... Ama kötülükler... Terazi yoktur ölçelim “Rumlar çok yaptı, Türkler az yaptı” diye... Yoktur öyle bir şey... Öldürmeyelim birbirimizi artık... Anneler babalar ağlamasın... Benim ailemden da vardır “kayıp”, hala daha mezarını bulamayıyoruk... Goççino, Münür Yusuf eniştem... Çok vardır ama bu akıtılan gözyaşları, akmasın artık. Ama Rum olsun, ama Türk olsun, akmasın artık bu gözyaşları... Benim istediğim odur. Doktoruma da, Marios Kasianidis’e da çok çok geçmiş olsun derim, inşallah tez günde iyi olur... Çok üzüldüm duyunca hasta olduğunu, sanki kalbimin yarısı durmuş gibi oldu... Konuştum biraz evvel telefonda kendisiyle, ben ona Allah’tan uzun ömürler dilerim, çok çok severim kendisini...

Ben bunları söylerken, Türk tarafı da şöyledir böyledir demiyorum. O zaman yoktu, şimdi bizimkiler da bu ameliyatları başladılar yapsınlar. Çok iyi bir duruma geldi onlar da.

İsterim artık Rumlar’la Türkler asırlar boyu kavga ederler, kavga etmesinler da birbirlerinin haklarına sahip çıksınlar. Çok teşekkür ederim...

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 684 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler