1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. BU GEMİ YÜRÜMEZ
BU GEMİ YÜRÜMEZ

BU GEMİ YÜRÜMEZ

UBP Güzelyurt milletvekili Türkay Tokel, UBP’nin 2009 yılındaki genel seçimlerde vatandaşa verdiği sözlerden hiçbirini yerine getiremediğini söyledi “VATANDAŞIN YÜZÜNE BAKAMAZ DURUMA GELDİK” UBP’nin 19. Olağan Ku

A+A-

 

 

UBP Güzelyurt milletvekili Türkay Tokel, UBP’nin 2009 yılındaki genel seçimlerde vatandaşa verdiği sözlerden hiçbirini yerine getiremediğini söyledi

 

“VATANDAŞIN YÜZÜNE BAKAMAZ DURUMA GELDİK”

 

·        “CTP’nin veya muhalif partilerden birinin güvensizlik önergesi vermesine hiç gerek yoktur, biz çıkıp ‘bu başkanla bu gemi devam edemez’ deriz ve yapacağımızı kendimiz yaparız. Doğrusu da budur. Önümüzde bütçe görüşmeleri var. Her gün bir güven oylamasıdır”

 

·        “Biz neredeyse vatandaşın yüzüne bakamaz duruma geldik, (seçimlerde) vatandaşa verdiğimiz hiçbir sözü, hiçbir taahüdü yerine getiremedik. Sokağa çıkamaz duruma geldik. Seçim kitapçığımıza baktım, 100 başlık var, yerine getirdiğimiz bir sözümüze rastlayamadım”

 

·        “UBP’nin İrsen Bey’in genel başkanlığında daha fazla yol alamayacağı, yürüyemeyeceği, partinin ve ülkenin geleceği açısından kesin kes genel başkanımızda bir değişkliğe gitmek gerektiğine karar verdiğimiz arkadaşlarımızla yolumuza devam ettik ve bugünlere geldik”

 

   UBP’nin 19. Olağan Kurultayı’nda Başbakan İrsen Küçük’ün rakibi Ahmet Kaşif’i destekleyen UBP Güzelyurt Milletvekili Türkay Tokel, UBP’nin 2009 yılındaki genel seçimlerde vatandaşa verdiği sözlerden hiçbirini yerine getiremediğini söyledi.

  “Sokağa çıkamaz duruma geldik. Seçim kitapçığımıza baktım, 100 başlık var, yerine getirdiğimiz bir sözümüze rastlayamadım” diyen Tokel, “UBP’nin İrsen Bey’in genel başkanlığında daha fazla yol alamayacağı, yürüyemeyeceği, partinin ve ülkenin geleceği açısından kesin kes genel başkanımızda bir değişikliğe gitmek gerektiğine karar verdiğimiz arkadaşlarımızla yolumuza devam ettik ve bugünlere geldik” diye konuştu.

   Tokel, hukuk camiasının yorumlarına bakıldığı zaman, divanın genel başkanlık seçimi konusundaki kararıyla ilgili Lefkoşa Kaza Mahkemesi’nde dosyalanan dava sonucunda ikinci tura kesin gözüyle baktıklarını söyledi.

   Türkay Tokel, kurultay sürecinde, kurultayda ve sonrasında yaşananları Yenidüzen’e anlattı.

 

·        Soru: Kurultay sürecinde neler yaşandı, bugünlere nasıl gelindi?

·        Tokel: UBP’nin kurultayı yaklaşık 6 aydır tartışılıyor. UBP gibi büyük bir partinin kurultayının 6 ay tartışılması normal, çünkü UBP tek başına iktidar, ülkenin neredeyse 7’den 70’e bütün sektörlerini, bütün politikalarını etkileyecek bir seçim, neticede kurultaydan bir başbakan çıkacak. Bu sebeple tartışılması normal. Normal olmayan ne? Ben UBP’nin bütün kurultaylarını yaşadım ve hepsinde ya adaydım ya da aktif görev aldım. Son kurultay gibi bir kurultay görmedim. Geçmişte çetin kurultaylar yaşandı, mesele Derviş Bey ile Enver Emin arasında, Derviş Bey ile Tahsin Ertuğruloğlu arasında, ki ben o zaman Tahsin Ertuğruloğlu’nun yanındaydım, hem de yalnız başıma yanındaydım. Fakat hiç bu derece tarafların birbirlerini kırdığı, birbirlerinin üzerine bütün imkanlarıyla, bütün silahlarıyla yürüdüğü bir kurultay  yaşamadım.

 

“VATANDAŞA VERDİĞİMİZ HİÇBİR SÖZÜ YERİNE GETİREMEDİK”

 

Biz 4 milletvekili İrsen Bey’in ikinci kabine değişikliğinden sonra, bir müddet parti içi muhalefete başladık. Neden, niye başladık? Bizi görevden aldığı için değil. 2009 yılında bir seçim yaşandı ve bu seçimde biz vatandaşa birçok vaatlerde, taahhütlerde bulunduk. Ne oldu? Hiçbir şey. Biz neredeyse vatandaşın yüzüne bakamaz duruma geldik, vatandaşa verdiğimiz hiçbir sözü, hiçbir taahüdü yerine getiremedik. Sokağa çıkamaz duruma geldik. Seçim kitapçığımıza baktım, 100 başlık var, yerine getirdiğimiz bir sözümüze rastlayamadım. Vatandaş bizi bu göreve getirirken bu makamlarda oturup maaş almamız için getirmedi. Dolayısıyla bizim de sorumluluklarımız var. “Partimizdir ama parti içinde de muhalefet yapılır” dedik, 4 arkadaşla yola çıktık. Zamanla bu 5-6-7 oldu, Başbakan’a muhtıra verdik, zaman zaman mecliste nisabı sağlamadık, mecliste bir takım sıkıntılar oldu. Yazılı verdik, sözlü verdik ancak kaale alınmadık, artık bıçak kemiğe dayandı. “Biz demek ki boşuna uğraşıyoruz” dedik ve parlamento ve partimiz içinde bu rahatsızlıkları yaşayan her arkadaşla bunları paylaşmaya başladık. Sayımızı 11-12’lere kadar çıkardık. Sonra bazı arkadaşlarımızı geri çevirdiler. Kurultay çalışmalarımız esnasında delegelerimizi, bu kurultaya etki edebilecek herkesi ziyaret ettik ve bunları anlattık. Bizim tek silahımız buydu, bizim verecek arsamız, verecek iş sözümüz yoktu, devlet imkanlarının hiçbirine sahip olmadığımızı vatandaş da biliyordu.

 

“DÜRÜST KULİSLERDE HER ZAMAN YANIMDA OLDU”

 

Bu kurultayda herşeyi göze alacak ve gerekirse intihar edecek birkaç arkadaşa ihtiyacımız vardı, ben de onlardan biri oldum. Güzelyurt’ta ilçe başkanlığına aday oldum, hazırlıklarımı tamamladım. Ama yalnız değildim, bu konuda Kemal Bey’in (Dürüst) de tuzu var. Ön planda değil belki ama arka planda, kulislerde her zaman yanımda oldu, benimle yürüdü. Ulaşabileceği herkese ulaşmaya çalıştı. İrsen Bey’in Güzelyurt Kongresi’ni kaybetmesi halinde arkadan herşeyi kaybedeceğinin farkında olduğunu da biliyorduk ve hazırlıklarımızı da ona göre yaptık. İrsen Bey bütün devlet olanaklarını kullandı, sadece Güzelyurt Kongresi için 78 insanımıza iş, 10 insanımıza kuyu açma sözü verdi, 15 insanımızın ödenmemiş sigorta, su, elektrik borçlarını ödeme sözü verdi. Ben bazılarına şahit oldum. Güzelyurt Kongresi’nin yapıldığı salonun önünde Sayın Başbakan’ın bir vatandaşın elinden elektrik faturasını alıp cebine koyduğunu gördüm. Bunların yaşanacağını biliyorduk, herkes Güzelyurt Kongresi’ne kilitlenmişti, bu kongrenin kurultay sonucunu çok ciddi şekilde etkileyeceğini biliyorduk. Sonuçta 30-35 oyla biz kongreyi kaybettik ama hızımızı kaybetmedik, ısrarımızdan, hedeflerimizden vazgeçmedik. UBP’nin İrsen Bey’in genel başkanlığında daha fazla yol alamayacağı, yürüyemeyeceği, partinin ve ülkenin geleceği açısından kesin kes genel başkanımızda bir değişkliğe gitmek gerektiğine karar verdiğimiz arkadaşlarımızla yolumuza devam ettik ve bugünlere geldik.

 

ATUN VE SANER’E NE OLDU?

 

·        Soru: Ne oldu da Sayın Atun ve Saner sizi yarı yolda bıraktı, karar değiştirdi?

·        Tokel: Genel başkanlığa aday çıkardığımız Ahmet Kaşif Bey’in isminde bizden önce Sayın Sunat Atun’un işareti vardı. Biz durup durduğumuz yerde Ahmet Kaşif demedik. Bütün arkadaşlar kamuoyu yoklamaları üzerinden bu kurultayda ortaya çıkaracağımız ismin kim olacağı konusunda günlerce çalışma yaptık ve Kaşif Bey’de karar verdik. Bu karar verilirken Sunat Bey’le ben çok görüştüm. Sunat Bey “Ahmet Bey aday çıkacaksa bir an önce açıklasın” diye bizimle konuştu. Bu karar verildikten sonra10-12 arkadaş belli yerlerde toplantılar yaptık, stratejiler belirledik, görev bölümü yaptık, hiçbir sorun yoktu. Mağusa Kongresi’nde ne olduysa oldu? Aday Sunat Atun mu olsun, başkası mı olsun diye konuşuldu. “Atun olsun” diye aramızda karar verdik, Mağusalı arkadaşlar Sunat Atun’u ikna etti, adaylık için de başvurusunu yaptı. Adaylık başvurusunun kabul edilip edilmeyeceği, bakanlıktan istifa edip etmeyeceği hususunda tereddütler yaşandığı anda biz işin altında başka şeylerin döndüğünü fark ettik. Çünkü Sunat Bey “ben istifamı verdim, müracaatımı yaptım” dedi ama belli ki orada bir danışıklı dövüş yaşandı. Biz bağı tamamen koparmak da istemedik, yine zorladık, Sunat Bey’in bize verdiği cevap başındakinden farklı değildi. Türkiye’deydi, görüşmelerdeydi, oradan yaptığımız temaslarda bize “hiç merak etmeyin, ben başında kararımı verdim. Döner dönmez istifamı da vereceğim” dedi. Fakat maalesef bize verdiği tüm sözlere rağmen, “merak etmeyin, arkanızdayım, destekçinizim” demesine rağmen en sonunda uçtu ve bir daha da dönmedi. Sunat Bey’in gidip gelmesi her iki tarafta da tepkiye neden oldu. Her iki taraf da “güvenmem” diyor. Sunat Bey’in gidip gelmesi Mağusa seçmenini  kilitledi ve daha da hırslanmasına neden oldu. Sunat Bey’in “ayrıldım” dediği gün düzenlenen bir etkinlikte partililer Sunat Bey için çok kötü şeyler konuştu.

 

·        Soru: Ersan Saner’e ne oldu?

·        Tokel: Yola çıkarken Ersan Bey direkt Başbakan’a gitti ve “ben karar verdim, Kaşif Bey’den yana taraf oluyorum. Benim için hem kabinenizde olup, hem de Kaşif Bey’e çalışmak gibi bir mantık yok. Şimdiye kadar vicdanım rahattı bundan sonra da rahat olmasını istiyorum, beni görevden alacaksanız alın” dedi ancak İrsen Bey “devam eden Ercan ihalesini tamamlayalım sonra kararınızı verin” dedi. Ersan Bey’e bazı tekliflerde de bulundu, bazı imkanlar vermek istedi, Ersan Bey bunları reddetti. Ersan Bey ile ben çok yakın arkadaşım, yıllardır, günde 20 defa telefonda ya da yüzyüze görüşmemiz olurdu. Ersan Bey olanları bize anlattı. 28’inde Ercan ihalesi açıklandı, baktık ki hem Saner hem Küçük ihaleyle ilgili toplantıya katıldı. Hiç görmediğimiz övgüler yapıldı. “Normaldir, Başbakan icraatlarından dolayı Bakanı konusunda memnuniyetini dile getirebilir” dedik ama yine de aklımıza soru işaretleri gelmeye başladı. Daha sonra Ersan Bey ile görüşmeye devam ettik. Daha sonra kurultaya yakın bir zamanda bir anda Türkiye’de bir konferans gündeme geldi. Konferansı düzenleyen de Ercan ihalesini alan şirket. Belli ki orada bir düzmece, özel olarak uydurulan bir konferans var. Önce Ersan Bey davet edildi, hiç hesapta yokken Sayın Çavuşoğlu da gitti, hiç hesapta yokken Binali Yıldırım da iç hatlardan oraya gitti ve orada buluştular. Orada ne olduysa oldu...

 

“%100 KEFİLİM”

 

·        Soru: Bu olaydan sonra Ersan Bey’le hiç görüştünüz mü?

·        Tokel: Görüştüm fakat sadece el sıkıştık. Kararını değiştirdikten sonra Ersan Bey’in “ben arkadaşlarımın yüzüne nasıl bakacağım” dediğini sürekli duyuyorum. Herkesi kaybedeceğimizi düşünürdük ama Ersan Bey’in bu yoldan çıkacağını düşünmezdim.

 

·        Soru: Bu yaşanan hayal kırıklığından sonra, Kaşif’i destekleyen, ön planda olan ekipten kimlere %100 kefil olabilirsiniz?

·        Tokel: Bundan sonra fire vermeyeceğiz.

 

·        Soru: Hasan Taçoy, Afet Özcafer, İlkay Kamil, Mehmet Arif Tancer, Ergün Serdaroğlu ve Zorlu Töre’ye %100 kefilim diyebiliyor musunuz?

·        Tokel: Tabi. Hatta Kemal Dürüst de buna dahildir. Arka planda durur gibi görünebilir ama o her zaman bize destek vermiştir, yapabileceği ne varsa yapmıştır.  Bu ekip sonuna kadar bu işi götürecek.

 

“TC’DEN BAKANLAR DÜRÜST’Ü ARADI”

 

·        Soru: Türkiye’den Küçük’e destek geldiğini söylediniz ancak Sayın Atalay’ın basın müşaviri “müdahale yok” diyor. Destek anlamlı açıklamalar ve mesajlar dışında, fiili başka müdahale veya delegelerle görüşme olduğuna dair somut bilginiz var mı?

·        Tokel: Türkiye’nin üç bakanının, arka arkaya, ben Kemal Dürüst’ün yanındayken kendisine telefon açtığına şahit oldum, duydum.

 


 

“Türkiye’nin telkinleri hep ters tepti”

 

·        Soru: Kim bu bakanlar?

·        Tokel: Kim olduklarını söylemeyeceğim. Ben 35 yıldır aktif politikanın içindeyim. Türkiye’den gelen telkinler, bu tür müdahaleler ters teper. Mesela Sayın Talat’a destek verdiler, ne oldu? Kaybetti. Daha önce Ertuğruloğlu ve Eroğlu’nun aday olduğu kurultayda Ertuğruloğlu’na destek vardı, orada da olmadı. Hasipoğlu ve Eroğlu’nun aday olduğu  kurultayda müdahale vardı, orda da olmadı. Ben bunlara bire bir şahit oldum, Türkiye’nin telkinleri hep ters tepti. Bu müdahalelerin Kıbrıs Türk toplumu üzerinde çok fazla etkili olduğunu düşünmüyorum hatta ters etkileri oluyor.

 

·        Soru: Sayın Kaşif’in elçiliğe çağrıldığı, adaylıktan çekilmesi için baskı yapıldığı da basına yansıdı...

·        Tokel: Kendisinin Ankara ve elçilikle temasları oldu ama vazgeçmesi yönünde birşey olmadı. En azından benim bilgim dahilinde böyle birşey yok.

 

“B PLANIMIZ VAR”

 

·        Soru: Hukuki bir süreç başlattınız. Mahkeme ya divanın kararını onaylayacak ya da yanlış karar verdi diyecek. İrsen Bey, başkan olarak devam edecekse sizin tavrınız ne olacak?

·        Tokel: İkinci tur için gerek emekli hakimlerin, gerek savcıların, gerek avukatların yaptığı açıklamalara baktığımız zaman ikinci tur kesin olacak. Bizim muhakkak ki bir B planımız var ama bu süreci tamamlamayı bekliyoruz. Yola neden çıktığımızı anlattım, bizim sorumluluklarımız var. Eğer herşey eskisi gibi devam edecekse, ne anladık bu işten... Bizim partiden ayrılma, partiden kopma gibi bir durumumuz yok. Mücadelemiz parti içinde olacak ancak bu mücadelenin yeni stratejilerinin nasıl olacağını şimdi konuşmayalım.

 

·        Soru: Kongre gecesi, divan kararını açıkladıktan sonra Sayın Kaşif yaptığı açıklamada meydan okudu ve mecliste işlerin kolay yürümeyeceğinin de sinyallerini verdi... Mecliste neler yaşanacak?

·        Tokel: Olayı vatandaş yönünden, seçmen yönünden, parti tabanı yönünden de düşünmek lazım, bu parti tek başına iktidara kolay gelmedi. Bize destek veren yüzlerce, binlerce insan var. Onlara karşı da sorumluluklarımız var. Biz onların temsilcileriyiz, yaşanan sıkıntıları, dile getirdiğimiz şikayetleri sade vatandaşa göre, tabanımıza göre biraz daha süzebiliriz ama bu insanlar kişisel çıkarlarımız için böyle bir tavır içine girdiğimizi düşünürse işte o zaman çıktığınız yolun da bir anlamı olmaz. Dolayısıyla bütün dengelere dikkat etmek lazım. Vatandaşın beklentisi var. Sizi hükümete getirirken kişisel beklentiler içinde olan insanlar olduğu gibi ülkenin geleceğini de düşünen birçok insan var. Bizim kendi tabanımıza ve kendi partililerimize karşı sorumluluklarımız var ama ülkenin bütününe olan sorumluluklarımız daha çok. Biz eğer bugün, CTP’nin, diğer muhalefetin yapmadığı açıklamaları, muhalefeti canlı yayınlarda, gazetelerde yapıyorsak, bunu ülkenin geneli için yaptığımızı da herkesin bilmesi lazım.

 

“BÜTÇE GÖRÜŞMELERİNDE HER GÜN BİR GÜVEN OYLAMASIDIR

 

·        Soru: Bir güvensizlik önergesi verilirse, bu dengeler içinde tavrınız ne olur?

·        Tokel: Biz o şekilde düşünmüyoruz, yapacaksak kendimiz yapacağız. Eğer biz bu hükümeti düşürmeye karar verirsek, CTP’nin veya muhalif partilerden birinin güvensizlik önergesi vermesine hiç gerek yoktur, biz çıkıp “bu genel başkanla bu gemi devam edemez” deriz ve yapacağımızı kendimiz yaparız. Doğrusu da budur. Önümüzde bütçe görüşmeleri var. Her gün bir güven oylamasıdır. Mahkemenin vereceği karardan sonra, B planımız vardır ve o da gelecek takvime göre uygulanacak.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1588 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler