1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Bu Duruma Nasıl Geldik?
Bu Duruma Nasıl Geldik?

Bu Duruma Nasıl Geldik?

Son dönemlerde üst üste yaşadıklarımız sinirlerimizi iyice gerdi… Şiddet, ahlaksızlık, kural tanımama, yolsuzluk, adam kayırmaca büyük bir hızla yükseliyor… Tam anlamıyla ülke genelinde bir “suç patlaması” yaşanıyor… İster is

A+A-

 

 

Son dönemlerde üst üste yaşadıklarımız sinirlerimizi iyice gerdi… Şiddet, ahlaksızlık, kural tanımama, yolsuzluk, adam kayırmaca büyük bir hızla yükseliyor… Tam anlamıyla ülke genelinde bir “suç patlaması” yaşanıyor… İster istemez; “nasıl bir toplum haline geldik ya da getirildik?” sorusu zihinlerimizi kurcalıyor…

 

Gerçekten de “nasıl bir toplum haline geldik ya da getirildik?”, “bizi bu hale kim getirdi?”, “bu duruma gelmemizde kimler suçlu?”  Bugün yaşadıklarımızı gelecekte yaşamamak için bu soruların yanıtlarını akıllıca ve gocunmadan ortaya koymalıyız…

 

 

Farkında Olmadığımız Sorular

Yukarıdaki soruların yanıtları, aslında farkında olmadığımız başka soruların yanıtlarında saklı.

·        Bu ülkede tüm ilkokul öğrencileri 5 yıl andımızı söyledikten sonra neden çalışkan, doğru, küçüklerini koruyan, büyüklerini sayan, ülkesini özünden daha çok seven bireyler olmuyor?

·        Neden okullarda geçen dönem öğrendiklerimizi, bu dönemde unutuyoruz?

·        Neden okullarda öğrendiklerimizin günlük yaşantımızda bir karşılığı yok?

·        Neden aldığımız eğitim, ihtiyaçlarımızı karşılayamıyor?

 

Ne yazık ki bu sorular; eğitim sistemimizin amacı, yapısı ve uygulamalarının bugünkü toplumsal sorunlarımızın temel nedeni olduğunu gösteriyor… Bu sorulara anlamlı yanıtlar bulamadığımız sürece de “nasıl böyle bir toplum olduk?” temel sorunsun yanıtını bulamayacağız gibi…

 

 

Nerde Yanlış Yaptık?

Yüzyılın dahisi olarak bilinen Albert Einstein dahilik ve aptallık için şöyle demişti: “Aslında herkes dahidir. Ancak siz bir balığı, ağaca tırmanma yeteneğine göre yargılarsanız, tüm hayatını aptal olduğuna inanarak geçirecektir.”

 

Aslında son dönemlerde yapılanlar aşağı yukarı Einstein’in söylediği gibi bir şey… İlkokul sıralarından, üniversite kapılarına kadar tüm çocuklarımıza yanındakinden üstün olması gerektiğini, aksi takdirde başarısız, niteliksiz, istenmeyen bir birey olacağı mesajlarını veriliyor.

 

Çocuklarımıza sağlanan eğitim sistemi; sevgiden, işbirliğinden, takım ruhundan çok uzakta… Onları yarış atıymış gibi yarıştıran, yanındaki sıra arkadaşını en büyük rakibi olarak görmesini sağlayan anlayışlar baskın kılındı.

 

Çevreye, insanlığa, yardımlaşmaya yönelik olumlu tutumlar taşıyan, güçlü değerlere sahip bireyler olmasının önemli olmadığını, varsa yoksa verilen bilgileri ezberlemesi gerektiğini ve sorulduğunda da ilgili boşluğu karalamasını öğrenmesi sağlandı.

 

Okul yaşamı boyunca işbirliğine dayalı, ekip çalışması, grup çalışması, sosyal sorumluluk, iyilik ve insani değerler içeren hiçbir eğitim-öğretim uygulaması yapmayan çocuklardan bu toplumun bir parçası olmasını, arkadaşına, çocuğuna, komşusuna,  iyi ve insani değerlerle davranmasını bekledik… Oysa onlara yanındaki arkadaşından daha güçlü ve başarılı olmazsa iyi eğitim alamayacağını, taşıyacağı başarısızlık damgasını bütün yaşamı boyunca çekeceğini sürekli hatırlatan uygulamalar yapılaştırıldı.

 

SBS, KGS, YGS, LYS ve daha birçok üç harfli sınavların peşinden koşturduk ama insan haklarını, demokrasiyi, olumlu tutum ve değerlere önem vermek, eğitimi yönetenlerin aklına hiç gelmedi…

 

Her şeye rağmen okulda öğrenilen iyi şeylerin de yaşamda tam tersleri yapanların kazandığı bir sistem yaratıldı… Yolsuzluk, yasa dışılık, devletini dolandıran, ülkesini ve toplumunu kandıran, siyasi çıkar uğruna parti, parti dolaşan milletvekilleri, bakanların varlığı zihinlere kazındı…

 

Türkiye’den gelen göçmen aileleri ve onların çocuklarını dışladı. Onların ihtiyaçlarına, değerlerine ve kültürümüzle uyumlaşmasına yardım edilmedi. Kimi zaman oy potansiyeli, kimi zaman da siyasi menfaat için bildik siyasetçiler hep onları kullandı… Oysa onları hep yok saydık, bu toplumun bir parçası değillermiş gibi davrandık ancak istesek de istemesek de durum tam da bunun tersi… Şimdi bu topluma yabancı bir başka toplum, bir başka kültürel değerle yaşan bir yapı oluşmasına neden olduk…

 

Eğitimde kültürel değerler önemlidir. Eğitimin, kültürel değerlerin korunması, geliştirilmesi ve yeni kuşaklara aktarılmasında ne denli önemi olduğu hep vurgulandı ama hep önemsizmiş gibi davranıldı... Türkiye’den transfer edilen öğretim programlarında, ders kitaplarında, açılan ilahiyat bölümünde, külliye tartışmalarında ve eğitim adına daha birçok tartışmada gelecek tehlikenin büyüklüğü eğitim bilimciler tarafından hep hatırlatıldı ama ne gören, ne de duyan olmadı…

 

Bir zamanlar en güvenli, en içten, en samimi ve insanı değerleri taşıyan bir toplum olmaktan büyük bir hızla güvensiz, duygusuz, samimiyetsiz ve insanı değerlerden yoksun bir toplum haline dönüştük ya da dönüştürüldük… Ancak bundan daha da vahimi olan şey; eğitim önemli bir iştir ama hala ülkeyi yönetenler bu önemin farkında değil gibi davranıyor olmasıdır…

 

 

 

 

 

 

BURAYA DİKKAT

 

YGS Sonuçlarına Göre KKTC Başarısı Nedir?

2012 YGS sonuçları geçtiğimiz hafta açıklandı… Dershane reklamları adına ülkemizdeki liselerde okuyan ve bu sınavda en yüksek puanları alan birincileri öğrenmiş olduk… Ve ne yazık ki bunun dışında ülkemiz adına başka hiçbir veri yok…

 

2012 YGS sonuçlarına göre 50805 öğrenci sıfır puan aldı. Başka bir ifadeyle sınava giren öğrencilerin %3’ü sıfır aldı… TC Milli Eğitim Bakanlığı bu durumun nedenleri araştırmaya başladı bile. Yoğunluklu olarak sınıf alan iller ve okullar incelenerek bunun nedenleri aranıyor.

 

 Peki, ama bizim okullarımızdan sınava giren 3625 öğrenciden kaçı öğrenci sıfır aldı? Okullarımızın başarı durumları ne? Genel olarak KKTC’nin başarı durumu ne? Bizim okullarımızda yoğunlu olarak sıfır alan var mı? Varsa, nedenleri nedir?

 

Bu soruların yanıtlarını bilen yok. Oysa eğitim bakanlığında bu işle görevli bir daire var. Kim bilir belki de YGS sonuçlarının bizim için pek bir önemi yoktur. Pek sanmıyorum. Bütün bir orta eğitimi endekslediğimiz bir sınavın sonuçlarının önemsiz olduğu söylemek doğru olmaz diye düşünüyorum.

 

Ülkemizin durumunu ortaya koyan veriler yok ama ben başka verilerden söz edeyim belki sizler durumuzu kısmen de olsa kestirirsiniz. 2012 YGS’ye göre en başarı üç il; Burdur, Ankara ve Karabük. En başarısız üç il ise Van, Şırnak ve Hakkari… 2010 YGS’de Hakkari’den sonra, 2011 YGS’de de Şırnak’tan sonra geldiğimiz hatırlanırsa, 2012 YGS’deki yerimiz az çok ortaya çıkar diye düşünüyorum… Umarım yanılırım…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1051 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler