1. YAZARLAR

  2. Mert Özdağ

  3. Bu belirsizlik bizi bitirecek
Mert Özdağ

Mert Özdağ

Yazarın Tüm Yazıları >

Bu belirsizlik bizi bitirecek

A+A-

 

'Bilinmezlikler memleketi' burası.
Ne, ne zaman, kimse bilmiyor.
Bu kötü bir durum aslında.
Zira bu bilinmezlik hali bize yaramıyor.
Psikolojimiz iyi değil.
Gerçekten iyi değiliz.
Sosyal medyadaki tartışmaların şiddetinden bile çıkarmanız mümkün bunu.
Tansiyonumuz da yüksek!..
Şekerimiz de var!..
Kalp krizleri?
Bol tarafından…
Bakın siyasetçilerimize.
Bir bir dökülüyorlar.
Adeta açık kalp ameliyatı için sıraya girmiş gibi.
                                                

***

Kıbrıs sorunu denen hastalık mı tüm bunların sebebi?
Bilmiyorum.
Ancak Kıbrıs sorunu da büyük bir travma değil mi ki?
Öyledir elbet.
Zaten bu bilinmezliklerin annesi olmuyor mu kendisi?
50 yıldır “acaba mı” diyerek yaşayan bir toplumun hasta olmaması mümkün mü?
Ya da var mı böyle bir memleket?
Her şeyi sahte!
Bombaları bile, asılsız!..
Her şeyi belirsiz!..
Koçanı, evi…
Bu bilinmezler memleketinde sadece tapular mı belirsiz?
Haşa!..
                                                

***

Bir plan yapmak, geleceğe yönelik bir şey tasarlamak da belirsiz, hatta imkansız!..
Zira 2 gün sonra ne olacağını kimse kestiremiyor.
Bir iş mi kuracaksınız?
Bilinmezlikler fazladır, bürokrasi vardır, adaletsizlik vardır.
İktidara yakınsanız, belki işiniz tutar büyürsünüz.
Ya da hükümet ve hükümete yön verenler, o sene sizi “teşvik” edebilir, büyüyebilirsiniz.
Diğer sene?
Batabilir, hapis yolunu da tutabilirsiniz, kim bilir?
Yukarda dediğim gibi “acaba” diyerek yaşayan bir toplumdan ne beklenir ki?
Tl eridikçe, döviz tırmandıkça, ay sonunu nasıl getireceğiz diye düşündükçe, okul taksitini nasıl ödeyeceğiz diye homurdandıkça daha da bozulacak sağlığımız!..
Daha da delireceğiz!..
Gelecek kaygısı.
Bilinmezlik.
Stres.
Kanser.
Kalp krizi.
Ve dahası yiyip bitirecek bizi.
Bu belirsizlik sürdükçe 'biz' bizi daha da kaybedeceğiz.

------------------------------------------------------------

Bu ‘devlet’ (!)

Çok acayip bir “devlet” bu.
Bir bakarsın Allah Allah, en şahin devlet!
Bir bakarsın acınası hallerde.
Kime kafa tutacağı hiç, ama hiç belli olmayan.
“Anasına”  el, pençe, divan.
Korkuttuğuna kaplan!..
Korkutamadığına yalaşıp bulaşan.
Ah ah, böyle devlet olmaz olsun dediğinizi duyar gibiyim.
                                                

***

Mesela bizin devlet kendi vatandaşına serttir!..
Askere yollar!..
Gideceksin!..
Seferberlik davetiyesinde bile emir verir bu devlet, “teslim ol” der!..
Vergiyi çatır çatır keser bu devlet.
Bu konuda da çok serttir.
Polis yolda durdurur, “kemeriniz takılı değil xx TL ceza”
Alacaklarını çatır çatır alır bu devlet.
Vereceklerine gelince biraz gatsottur!..
Kolay kolay vermez.
Hastanenin önünde ölsen, kimse sormaz neden öldün diye.
Özel sektör çalışanıysan devlet sormaz haklarını.
Sormaz “işveren yasaları uyguluyor mu” diye.
Bu devlet bürokrasisi ile meşhurdur.
Bir seyrüsefer çıkarmak bile Nazi işkencesi gibidir.
“Git, gel, öde, yapıştır, makbuz, al, ver, git, gel, mühür…”
Canını ver daha iyi!..
                                                

***

Bu devlet üretenin ağzına yanar!..
Üreteceksin ha!..
Başın belada demektir.
Kimilerine bu kadar sert olan devlet kimilerine de o kadar ‘zavallı’dır.
3-5 sigara tüttüren gençleri hapishanelerde süründürür ama büyük patronlara hiç el atmaz.
Kendi esnafına belediyesiyle, Vergi Dairesi ile hayatı zindan eden bu devlet askeri kantinlere çok kibardır, ses etmez, korkar!
Kendi insanına vergide kusur etmeyen bu devlet yabacıya “gel buyur” der, dokunmaktan ürker.
Hepimize trafikte caza yağdıran yurdumun polisi “Z” plakalı yabancıya ses etmez, “Erbil” plakalı ağaların trafiği alt üst etmesine ses çıkarmaz.
Milliyetçiler tarafından “sonsuza dek” yaşatılması için ant içilen bu devlet kendi insanını “akşama dek” öldürmeye yeminlidir sanki.
İşte böyledir bu devlet.
Adı devlet!..

--------------------------------------------------------

not defteri

• Hem Çam kese Böceği konusu hem de kuş popülasyonu açısından artık avı kademeli olarak kapatmayı konuşma zamanı geldi. Bakanlar Kurulu’nun derhal Özel Çevre Koruma Bölgesi olan Karpaz ve Kormacit  Burunlarını ava kapatması gerekiyor... Bu hem sürdürülebilir çevre, hem de sürdürülebilir av için artık elzemdir, şarttır... Başka yolu yok...


Aslında “KKTC'den önce” başkaydı hayat. Mesela milli takımımız, futbolda “var”dı. Samsun’da bir otobüs kazasında kaybettiğimiz Mete Adanır’ın da yer aldığı takım 80’li yıllarda İslam Oyunları’na katılmıştı. Sonrası mı? KKTC doğdu, biz öldük (!)

• Türkiye ile Kıbrıs Cumhuriyeti arasında başlayan perde gerisi temaslara tepki var KKTC Dışişleri Bakanlığı’ndan… Ancak Cumhurbaşkanı hala sessiz!.. AB’ye “gelmeyin daha iyi” diyerek kadar aslan kesilen Akıncı bu konuda pisicik? Sessiz, sakin? Olmadı Akıncı, yine olmadı.

Bizim siyaset çok karışık.  İktidar-muhalefet konusu arapsaçı misali… Mesela CTP hem iktidar hem muhalefet. Rejime muhalefet CTP, iktidar da CTP… UBP keza öyle… Hükümetin küçük ortağı ama hükümete en muhalif vekiller yine UBP’de… Muhalif DP mi? DP’nin Genel Sekreteri şimdilerde “UBP’ye olan sevdasını ilan etmekle” meşgul. Muhalefet kim bu durumda? CTP? UBP? DP? 

• CTP-PM üyesi Akademisyen Hasan Ulaş Altıok gündeme taşıdı. DAİ-DAK'ın Doğa Koleji'ne devredilmesinin ardından 5 yıl geçmiş. Sözleşmeye göre 5 yılın sonunda 6 ay önceden bildirmek koşulu ile sözleşme yenilenmeyebilir ve kurumlar esas sahiplerine geri dönebilirmiş. Tam da bu noktada Haziran 2016’da kurumların yeniden DAÜ’ye devri gündeme gelmişken şimdi bir de Doğa Koleji'nin DAİ-DAK binalarını Nişantaşı Üniversitesi’ne devrettiği ortaya çıkmış!.. Çok tuhaf değil mi? Bu ne panik?

Bu yazı toplam 1504 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar