1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. BU AYIP TEMİZLENİR Mİ?
BU AYIP TEMİZLENİR Mİ?

BU AYIP TEMİZLENİR Mİ?

Başbakan’ın imzasını taklit ederek, adına sahte belge düzenlemek iddiasıyla tutuklananlar kefaletle serbest bırakıldı. Yargı süreci devam ediyor. Polisin bu süreçte nasıl kanıtlara ulaşacağı ve mahkemenin bunları nasıl değerlendireceği büyük bir m

A+A-

 

Başbakan’ın imzasını taklit ederek, adına sahte belge düzenlemek iddiasıyla tutuklananlar kefaletle serbest bırakıldı.

Yargı süreci devam ediyor.

Polisin bu süreçte nasıl kanıtlara ulaşacağı ve mahkemenin bunları nasıl değerlendireceği büyük bir merak konusu.

Bu iddiaların bir kurultay hesaplaşması üzerinden ortaya çıktığı kanısı yaygın olmakla birlikte, ilk kez böylesi toplumsal bir suçla ilgili siyasi mevkilerde bulunanların sorgulanması bile, küçük de olsa bir umut ışığı yakıyor.

Bundan sonrası yargının sınavı...

Dileyelim ki kamu vicdanını rahatlatacak açıklıkta bir karar üretir, yargı süreci.

Ve bunu sürüncemeye bırakmadan, sürecin başlatıldığı hızda yapar.

“Yoksa yapanın yanına kalır” algısını bir de yargı üzerinden pekiştirmek, derinleşen içe kapanıklığımızı daha da artırmaktan öteye gitmeyecektir.

Böylesi iddialarla yargı sürecinin işletilmesi çok yaygın değil. Ama hızla iki kişinin tutuklanması ki, bu iki kişi de toplumun fazlasıyla dikkatini çekecek kadar önemli pozisyonlarda bulunmuşlar ve bulunuyorlar, küçümsenecek bir durum değil.

Mahkemenin 3 gün tutukluluk emri vermesi için de sıradan bir iddiadan öteye, araştırılmaya değer bulunan ifade ve bulguların olduğu anlaşılıyor.

Serbest bırakılmalarının kefalete bağlanması, pasaportlarına el konulup seyahat özgürlüklerinin kısıtlanması, davayla ilgili iddiaların ve o ana kadar ele geçenlerin en azından dikkate değer olduğunu ortaya koyuyor.

Şüphesiz ki, herkes suçu kanıtlanana kadar masumdur.

Ama sürece bizzat Başbakan’ın ve Türkiye yetkililerinin de dahil olması, araştırma süreçlerinde Kamu Hizmeti Komisyonu yapısının tamamen işlevsizleştiğine ilişkin bizzat Komisyon Başkanı’nın açıklamaları, bu sürecin şüpheye yer vermeyecek şekilde temizlenmesi gerekliliğini ortaya koyuyor.

Bu kurultay süreci bundan kısa süre önce bir başka yargı sürecinin daha yolunu açmıştı.

Sayıştay raporu sonrasında, Lefkoşa Belediyesi’nde mali polis araştırma başlatmıştı. Bizzat Başbakan gereğinin yapılacağını hukuki sürecin işleyeceğini açıklamıştı.

Bakanlar Kurulu Anayasa’ya aykırı şekilde Belediye Başkanı’nı görevden aldı. Daha sonra kurultay desteği açıklamalarıyla “dönüşü muhteşem olacak” diyerek tekrar görevi iade edildi.

Peki normal şartlarda başlatılması ve kısa sürede sonuçlanması gereken yargı sürecine ne oldu?

Savcılık ne yaptı?

Lefkoşa Belediyesi’nde yaşananlar da en az bu son örnek kadar önemli ve çok taraflıdır.

Burada da Cumhurbaşkanlığı seçimleri için yasaya aykırı şekilde kaynak aktarıldığı iddialarından, usulsüz ihalelere ve bizzat Bakanlar Kurulu’nun yasaya uygun olmayacak şekilde onayıyla aşırı borçlanmalara kadar türlü örnek vardır.

Nasıl Tokay ve Emirkanı davasında Cumhurbaşkanı sorumluysa, nasıl Komisyon işlemlerinin usulsüzlüğünden Başbakan ve Cumhurbaşkanı da birlikte sorumluysa, Lefkoşa Belediyesi olayında da Bakanlar Kurulu, Başbakan ve Cumhurbaşkanı sorumludur.

 Dileyelim ki, Tokay ve Emirkanı davasının da akıbeti Lefkoşa Belediyesi’ne benzemesin.

Tarafların suçlu ya da suçsuz olduğunu iddia edecek pozisyonda değilim kesinlikle. Ama her iki olayda da iddialar, kesinlikle açıklığa kavuşması gereken iddialardır.

Bunu yargının ertelemesi, sistemin kamu vicdanını yaralayan bu konuya bir cevap üretememesi, adaletin ayıbı olur.

Ortada böyle bir ayıp varsa da bunun giderilmesi için toplum olarak ortak bir irade ortaya koyamamak ise hepimizin ayıbı olarak kalır.

 

 

Bu haber toplam 928 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler