1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. BRÜKSEL'DE ORTAK DEKLARASYON
BRÜKSELDE ORTAK DEKLARASYON

BRÜKSEL'DE ORTAK DEKLARASYON

Avrupa Parlementosu Birleşik Sol Grubun daveti ile Brüksel’de “Kıbrıs” Konulu Panele katılan, DEV-İŞ, PEO, KTÖS, K.T.Demokrasi Derneği ile ayni toplantıya davetli AKEL, BKP ve YKP temsilcileri burada Ortak bir Deklarasyon yayınladılar

A+A-

 

 

Avrupa Parlementosu Birleşik Sol Grubun daveti ile Brüksel’de “Kıbrıs” Konulu Panele katılan, DEV-İŞ, PEO, KTÖS, K.T.Demokrasi Derneği ile ayni toplantıya davetli AKEL, BKP ve YKP  temsilcileri burada Ortak bir Deklarasyon yayınladılar 

 

28 Mart 2012’de Parlamento binasında gerçekleşen panelde DEV-İŞ adına Genel Başkan Mehmet Seyis de bir konuşma yaptı.

 

ORTAK DEKLARASYON

 

“Brüksel’e ortak ziyaretimiz, Kıbrıslırumların ve Kıbrıslıtürklerin eylem birliği yönündeki isteğimizin bir örneğini daha teşkil etmektedir. İki toplumun ve halktan insanların geçmişteki işbirliğinden kaynaklanan ortak mücadelemiz özgür, yeniden birleşmiş, federal ve bağımsız bir Kıbrıs’a ulaşma ve vatanımızın geleceği için yolu göstermektedir.

 

Bu ziyarete katılanlar kendi özerkliklerini koruyarak şunları deklare etmektedirler:

Kıbrıs sorunun çözümü büyük bir öneme haizdir. Taksime katlanılamaz ve kabul edilemezdir. Taksimin Kıbrıs ve daha geniş Akdeniz bölgesi açısından yıkıcı sonuçları olur.

 

Kıbrıs sorunun çözümü yabancı müdahaleler olmaksızın Kıbrıslıların tümünün meselesidir. Çözüm bu adanın yasal sakinlerine hizmet edecektir ve iki toplumun barış içinde bir arada var olmalarını, işbirliklerini, ülkemizin ilerlemesini ve refahını ileri götürecektir.

Vatanımızın yeniden birleşmesi Bölünme ve Enosisi olasılık dışı bırakmalıdır.

 

Kıbrıs sorunun çözümü BM kararlarında belirtildiği şekilde iki toplumun siyasi eşitliğinin olacağı, uluslararası örgütün kararları temelinde iki toplumlu iki bölgeli bir federal devlete dayanacaktır. 1977-79 Doruk Antlaşmaları, 2008 Mayıs ve Temmuz ortak açıklamaları çözüm çerçevesini tamamlamaktadır.

 

İki toplumun ve halkımızın tümünün siyasi, yasal ve çalışma yaşamına ilişkin haklarını çiğneyen adanın demografik yapısının dıştan değiştirilmesi kabul edilemez.

Partilerimiz ve örgütlerimiz yukarıdaki hedeflerin ileri götürülmesi için mücadelelerini sürdürme ve güçlendirme taahhüdünde bulunmaktadırlar”.

 

 

DEV-İŞ Gn Başkanı Mehmet Seyis’in Konuşması

Merhaba, hepinizi DEV-İŞ adına saygıyla selamlarım. Bugün özetle Kıbrıs sorunundan söz edeceğiz.

Kıbrıslıtürk’ler ve Kıbrıslırum’lar, geçmişte yüzyıllarca birlikte barış içinde yaşadılar. Acılı ya da mutlu günlerinde dayanışma içinde oldular. İşçiler ayni işyerlerinde çalışıp ortak sınıf mücadelesi verdiler.

 

Egemen çevreler bu ilişkilerden rahatsız oluyordu. Emperyalizm ülkemizde var olan Etnik Köken ve Dini farklılıkları sürekli kaşıyarak, Kıbrıs’ta da bu Böl ve Yönet taktiği uyguladı. Toplumlararası gerginlikler yaratıldı ve bu süreç 1974’te ülkemizin bölünmesine kadar vardırıldı.

 

1974’ten sonra adanın yeniden birleşmesini sağlamak için BM nezdinde yapılan görüşmelerde ne yazıktır ki henüz sonuca varılamadı. Ancak bu süreçlerde, hem her iki toplum insanları tarafından çoğunlukla kabul gören, hemde uluslararası hukuk içinde mümkün olan çözüm şekli “Birleşik Federal Kıbrıs’tır. Zaten BM nezdinde sürdürülen görüşmelerde de, bu güne kadar toplum liderlerinin üzerinde anlaşmaya vardıkları hususlarda da Federasyon öngörülmektedir.

 

Bu görüşme süreçlerinde zaman zaman Toplumlar adına görüşmeci olanların değişmesi, önceden üzerinde mutabakata varılan konulardan vazgeçme veya bu uzlaşıları red etme hakkını görüşmecilere veremez. Bu noktada, hernekadar da yazılı belge haline dönmese bile, belli sıkıntıları aşmak için, bir paket içinde  önerilen ve daha önce üzerinde mutabakat sağlanan konular arasında olan Federal Devletin seçim sisteminde uygulanacak “Çarpraz Oy” sistemi, BM’nin mutabakat listesinde olup oluşacak olan Federal Devletin sürdürülebilir olabilmesi açısından olumlu bir uzlaşı idi. Bu uzlaşıyı Kıbrıslıtürkleri temsil eden görüşmecinin pazarlık konusu yapması kabul edilir değildir.

 

Kıbrıs’ın kuzeyinde Türkiye’nin bir alt yönetimi ve bir uydu devlet olması gerçeği ise, bu noktada AKP Hükümetinin “Kıbrıs Sorununda Çözüm Olmadan Haklı Taraf Olabilme” politikası mı sürdürdüğü? sorusunu akla getirip bizi endişelendirmektedir.

 

Türkiye’nin AB İşleri Bakanı Sn. Egemen Bağış’ın, bir süre önce yaptığı bir açıklamada, türkiyenin Kıbrıs cumhuriyetinin garantörü olduğunu unutarak “Kıbrıs’ta iki ayrı Devlet’in de çözüm olabileceği” yönündeki açıklaması ve ardından “Kıbrıs’ta iki Devlet var” söylemi bu yöndeki endişelerimizi artırıyor.

 

Biz Kıbrıslıtürkler “Birleşik Federal Kıbrıs” istiyoruz ve bu yöndeki irademiz her vesile ile beyan edilmiştir. Ayrılıkçılığa hizmet eden görüşleri red ediyoruz. Kıbrıs’ta çözüm ne 1974 öncesine dönmekle, ne de mevcut statüko veya 2 ayrı devletle mümkün olamaz. Ayrılıkcı hedeflerin Kıbrıs’a zararı olur.

 

Kıbrıs sorunu daha fazla zaman kaybetmeden çözülmelidir.  Birleşmiş Milletler zemininde bu güne kadar sürdürülen görüşmelerde ortaya çıkan ilgili kararlar çerçevesinde, Kıbrıs Cumhuriyeti, Ortak Federal Kıbrıs’a dönüşmelidir. Ortak Devlet, Kıbrıslıların ortak kullanacağı Tek Egemenliği, Tek Yurttaşlığı, Uluslararası alanda Tek Temsiliyeti olan Siyasi eşitliğe dayalı Birleşik Federal Kıbrıs olmalıdır. Zaman geçirmeden çözüm için çalışılmalıdır. Çünkü geçen zaman çözüme değil, statükoya katkı koymaktır.

 

Kıbrıs’ın kuzeyinde her geçen gün nüfüs yapısı değişmektedir. Gelecek endişesi ve belirsizlik nedeni ile Kıbrıslıtürk gençler ülkemizden göç etmeye devam ederken, birçok insan da Türkiye’den  ülkemize taşınmıştır. Demokrafik yapımız bozulmuştur. Kıbrıslıtürk’lerin kendi siyasi iradesini yansıtabilme olanağını bile kalmamıştır. Bir an önce Kıbrıs’ta çözüme ulaşmalı ve nüfus sorununu da uluslarası hukuk ile insan haklarını da dikkate alarak çözmeliyiz.

 

Değerli dostlar, kuzey Kıbrıs dünyanın dışında gibi dursa da, insanların yaşadığı her yerde olduğu gibi ekonomik hayat bir şekilde devam ediyor ve her geçen gün Kıbrıslırumlara ait araziler üzerine inşaatlar da kalkıyor. Türkiye yurttaşları ve sermayesi yanında, AB yurttaşları ve diğer yabancılar da mal mülk alıyor, yatırım yapıyor. Kıbrıs sorunu çözülmediği sürece bu sürecin de devam edeceği bir gerçekliktir.

 

Çok önemli ve tehlikeli bir durum da ülkemizde kabaran şöven yaklaşımlardır. Özellikle, Kıbrıs’ın güneyinde artan yabancı düşmanlığı ve fanatizm bir an önce önü alınması gereken önemli bir sorundur. Çünkü, Milliyetçilik ve Şovenizm karşılıklı bir birini besliyor. Ekmeğe katılan maya gibi durdukça kabarıyor. Bu sürecin devamı insanların  çözüme olan inançlarını zayıflatıyor ve karşılıklı çözüm karşıtlığını körüklüyor. Bu duruma farklı endişelerle kesinlikle taviz verilmemelidir.

 

İşte tüm bunlar için zaman geçirmeden çözüm için samimi ve cesaretle çalışılmalıdır. Kıbrıs Sorunu gibi yarım asırdır süren bir sorunun çözümünde mutlaktır ki zorluklar da vardır. Ancak Vatanımızın yeniden birleşmesini de istiyorsak hiçbir zorluk çözüme engel olmamalıdır.

 

Değerli dostlar, son dönemlerde ülkemizde zengin Hidrokarbon yataklarının varlığı konusundaki gelişmelerden doğan endişelerimize de değinmeden geçemeyeceğim.  Bu gelişmeler, geçmişte ülkemizde var olan maden kaynaklarında olduğu gibi bazı ülkelerin ve çok uluslu şirketlerin ilgisini ülkemize çevirmesine neden oluyor. Geçmişte ülkemizin madenleri yabancılar tarafından sömürülmüş ve yapılan çalışmaların gerek insan sağlığına, gerek ise çevreye olumsuz etkileri ile biz Kıbrıslılar başbaşa kalmıştık.

 

Şimdilerde ise üzülerek izliyoruz ki, ülkemizin zenginlikleri Kıbrıs’a huzur ve refah getireceği yerde, bir yandan birçok ülkenin pay yarışına girmesini, bir yandan ise inat politikaları ile adamıza gerginliği taşımaktadır. Bu konuda da çok dikkatli olunması gerekiyor. Ülkemizin varlıklarının adamıza erken Barışı getirmesine yönelik politikalar üretmeli ve kendimizi hiç kimseye kullandırmamalıyız.

Beni dinlediğiniz için hepinize teşekkür ederim.

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 788 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler