1. YAZARLAR

  2. Sevgül Uludağ

  3. “Bozdağ’da bir şinyaya gizlenmiş bir Kıbrıslırum askerin kalıntılarını bulduydum…”
Sevgül Uludağ

Sevgül Uludağ

0090 542853 8436/00357 99 966518
Yazarın Tüm Yazıları >

“Bozdağ’da bir şinyaya gizlenmiş bir Kıbrıslırum askerin kalıntılarını bulduydum…”

A+A-

OKURLARIMIZ BİLDİKLERİNİ PAYLAŞMAYA DEVAM EDİYOR…

 

Bir okurumuz bizi arayarak şu bilgileri paylaşmak istediğini söyledi:

“1975’te ben askerliğimi yaparken, Bozdağ’da silah ve mermi toplardık, Kıbrıslıtürkler’le Kıbrıslırumlar’ın cepeheleşmiş olduğu, çatışmaların yaşanmış olduğu mevzilerden ve çevresinden… İşte o esnada bir şinyanın içerisine gizlenmiş vaziyette bir Kıbrıslırum askerin kalıntılarını bulduydum… Ayağında botları vardı… Şinyanın içine gizlenmiş, orada ölmüş, iskeleti kalmıştı… Ben artık oraya gidebilecek durumda değilim, sağlığım elvermez… Ancak bu bölgedeki Kıbrıslıtürk ve Kıbrıslırum mevzilerinin bulunduğu yerleri iyi bilen birileriyle gidilirse ve bölge taranırsa, belki bu “kayıp” şahsın kalıntıları bulunabilir… Sözünü ettiğim bölge askeri bölge değildir…”

Bu okurumuza vermiş olduğu bilgiler için çok teşekkür ederiz.

Bu konuda daha ayrıntılı bilgi sahibi olan okurlarımızı isimli veya isimsiz olarak 0542 853 8436 numaralı telefonumuzdan bizi aramaya davet ediyoruz… Kayıplar Komitesi’yle temas etmek isteyenler de isimli veya isimsiz olarak 22-83607 numaralı telefondan Kayıplar Komitesi Kıbrıslıtürk Üye Asistanı Mine Balman’la konuşabilirler.

 


Avustralya’dan Kayıplar Komitesi’ne 7 bin Euro bağış…

Avustralya’nın, Kayıplar Komitesi çalışmalarında kullanılmak üzere 7 bin Euro bağışta bulunduğu belirtildi.

Kayıplar Komitesi tarafından yapılan açıklamada, Avustralya’ya 7 bin Euro’luk bağışı için teşekkür edilerek son on yıl içerisinde Avustralya’nın Komite’ye toplam 13 bin 200 Euro’luk bağışta bulunduğu kaydedildi.

Açıklamada Kayıplar Komitesi’nin bugüne kadar her iki toplumdan toplam 757 “kayıp” şahsın kalıntılarını bularak kimliklendirdiği ve ailelerine teslim ettiği belirtildi.


FILELEFTHEROS

“Çatoz’da bulunan kayıp kalıntıları, kimlik tespiti yapılamadan gömüldü…”

 

Lefkoşa, 18 Mayıs 17 (T.A.K): Çatoz (Serdarlı) bölgesinde 2010 yılında gerçekleştirilen kazılarda bulunan ancak çok küçük kemik parçaları olmalarından ötürü hangi kayıplara ait oldukları tespit edilemeyen kalıntıların, dün Lefkoşa’daki Yunan askeri mezarlığına gömüldükleri bildirildi.

Fileleftheros gazetesi,  Çatoz’da yapılan kazılarda Kıbrıslırumlara ait sekiz kaybın kemiklerine ulaşıldığını, bu kemiklerin kimlik tespitlerinin yapılarak ailelerine teslim edildiklerini ve aileleri tarafından gömüldüklerini, ancak bazı çok küçük kemik parçalarının kimlik tespitinin yapılmasının mümkün olmadığını yazdı.

(TAK Ajansı Rumca Haber Bülteni’nden – 18.5.2017)

 


BALKAN INSIGHT

“Bosna-Hersek’te savaş sırasında tecavüze uğrayan 3 bin erkek konusu hala tabu…”

 

Balkan Insight’tan Maja Garaca Djurdjevic’in haberine göre, Bosna-Hersek’te savaş esnasında tecavüze uğrayan 3 bin erkek ve oğlan çocuğu konusu hala “tabu”… UCLA yani Kaliforniya Üniversitesi’ne bağlı bir enstitü olan Williams Enstitüsü’nün raporuna dayanarak bu haberi yayımlayan Balkan Insight,  “Bosna’nın maço kültürü nedeniyle erkeklere ve erkek çocuklarına tecavüz konusu tartışılamıyor” diye yazdı.

Rapora göre 1992-1995 yıllarında Bosna’daki savaş esnasında 3 bin erkek ve erkek çocuk tecavüze uğradı ancak bu konu en az belgelenmiş ve hiç de tatmin edici biçimde ele alınmamış “tabu” bir konu olarak duruyor.

Erkeklere tecavüz suçunun kayıtlara geçilmemesi, hakkında haber yapılmaması ve “inkar” edilmesi nedeniyle tecavüze uğramış olan erkekler ve erkek çocuklarının uğradıkları şiddete karşı adalet arayışlarına da engel oluyor. Rapora göre Bosna’da bu konuda yeterli yasal düzenlemeler olmadığı gibi, toplumun tecavüz kurbanı erkekleri bir “utanç kaynağı” olarak görmesi ve onları dışlaması da güçlü birer “caydırıcı” olarak rol oynuyor ve yaşananların itiraf edilmesine engel teşkil ediyor.

Raporda polisin cinsel şiddet konusunu tanıyarak bu konuda araştırma yapmaları yönünde belirli bir eğitimi yok… Ayrıca hakimler, savcılar ve diğer hukuki yetkililer cinsel şiddet kurbanlarına yönelik anlayış ve duyarlılıktan yoksun durumdalar – hukuk sisteminde tecavüz kurbanlarını mahkeme dahil tüm aşamalarda koruyarak onların gizliliğini sağlayacak prosedürler de mevcut değil.

Savaş esnasında cinsel şiddete uğramış olanlara yönelik düzgün bir veri tabanının yokluğu da bir diğer engel olarak duruyor.

Haberde “Erkeklere yönelik tecavüzlerin çoğunluğu, daha çok tutuklu bulundukları toplama kamplarında gerçekleşti – bu toplama kamplarında siviller korkunç koşullarda tutuluyorlardı, cinsel şiddete maruz kalıyorlardı… Erkeklere yönelik tecavüzler ganimet furyası ve evlerde sorgulamalar esnasında da gerçekleşti…” denildi.

Eski Yugoslavya’ya yönelik Uluslararası  Ceza Mahkemesi’nin tecavüzü savaş hukuğunun çiğnenmesi ve bir insanlık suçu olarak tanımlayarak bu alanda bazı ilerlemeler kaydettiğini, ayrıca savaş ve çatışma esnasında cinsel şiddete yönelik yasalar yakında açıklık getirdiğini belirten haberde  devamla şöyle deniliyor:

“Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde görülen her 78 davadan onunda erkeklere yönelik cinsel şiddet ortaya çıkmıştır, böylece erkeklere yönelik belirli eylemlerin uluslar arası bir suç olduğu da belirtilmiştir – bunlar arasında zorla oral seks, zorla başka bazı cinsel eylemler, hadım etme, cinsel organlara yönelik travma yaratacak eylemler ve ayrıca cinsel organların kesileceğine yönelik tehditler bulunmaktadır. Ancak Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin pozitif katkısına rağmen, erkeklere ve erkek çocuklara yönelik cinsel içerikli saldırılar hala tam olarak tanınmıyor…”

(BIRN’den derleyip Türkçeleştiren: Sevgül Uludağ – 18.5.2017)


bianet.org

“Uluslararası Gözaltında Kayıplar Haftası” için ilk etkinlik Galatasaray Meydanı'nda…

Türkiye’de İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon, 17-31 Mayıs arasında sürecek olan Uluslararası Gözaltında Kayıplar Haftası takvimini açıkladı.

İlk etkinlik 17 Mayıs saat 20.00’de Taksim Galatasaray Meydanı önünde Türkiye’nin Birleşmiş Milletler (BM) Kayıplar Sözleşmesi'nin imzalaması talebiyle yapılan eylem.

19 Mayıs saat 12.00’de gözaltında kaybedilen Hasanj Ocak ve Rıdvan Karakoç mezarları başında anılacak. 20 ve 27 Mayıs Cumartesi günleri Galatasaray Meydanı’ndaki 634. Hafta eylemi gerçekleşecek.  30 Mayıs saat 11.30’da gözaltında kaybedilen Kenan Bilgin’in dosyasındaki cezasızlığa dikkat çekmek için Ankara Adliyesi önünde açıklama yapılacak.

bianet’e konuşan kayıp yakını ve Komisyon üyesi Maside Ocak, yaşanan yirmi iki yılın hiç de kolay geçmediğini belirterek, "Eğer bugün insanlar göz altında kaybedilmiyorsa  bu Cumartesi Annelerini kazanımı sayesindedir" dedi.

Türkiye'nin en uzun soluklu sivil itaatsizlik eylemini yaptıklarına dikkat çeken Ocak,  "En azından bu kazanımı korumak için daha kalabalık olmamız gerekir” diye konuştu.

"Bu suçlara göz yumanlar da yargılanmalı"

Maside Ocak, BM Kayıplar Sözleşmesini, imzalanması durumda gerçekleşecek getirileri ve yirmi yılı aşkın süreci anlattı.

"Hiç kimse gizli olarak gözaltında tutulamaz. Savaş tehdidi veya siyasal istikrarsızlık gibi kamusal acil durumlar zorla kaybetmelere gerekçe olamaz.

"Zorla kaybetmelerin sistematik veya yaygın olarak gerçekleştirilmesi insanlığa karşı işlenmiş suç anlamını taşır ve uluslararası hukukun yaptırımlarına tabidir. Zorla kaybetmeleri gerçekleştiren kişilerle birlikte onlara bu emri veren amirleri, üst düzey devlet yetkilileri de yargılanmalıdır. Yalnızca suçu işleyenler değil, buna karşı yetkisi dahilinde gerekli bütün önlemleri almayan veya konuyu araştırma ve soruşturma için yetkili mercilere aktarmayan, göz yuman kişiler de yargılanmalıdır.

"Bunlar BM Bütün Kişilerin Zorla Kaybedilmeden Korunmasına Dair Uluslararası Sözleşmesini imzalayan devletlerin yerine getirmesi gereken yükümlülüklerdir. Yine bu sözleşme zorla kaybedilen kişilerin uluslararası sözleşmelere uygun olarak bulunup ailelerine tesliminin sağlıyor."

"Değişen hiçbir şey olmadı"

"Geçtiğimiz yıldan bu yana gözaltında kayıplarla ilgili değişen hiçbir şey olmadı. Kayıplarımızın akıbetlerini hala bilmiyoruz. Yoğun ısrarlar sonucu açılan soruşturmalar davaya dönüştürülmeden hukuk yok sayılarak takipsizlik kararları son bir yıl içinde daha da fazlalaştı.

"Her bir kararda 'zamanaşımından kovuşturmaya yer olmadığı' yazılıydı. Oysa yasalar kayıp bulunmadığından bu kararın uygulanmamasını gerektirir. Yargı yasaları yok saymaya devam ediyor.

"Geçtiğimiz hafta AİHM kararıyla gözaltında kaybedilmesinden Türkiye’nin mahkum edildiği Kenan Bilgin dosyasında zamanaşımı kararı elimize ulaştı. Diğer dosyalarda olduğu gibi Bilgin Ailesinin avukatları bu karara itiraz ettiler. 30 Mayıs'ta bu kararların hukuksuzluğuna dikkat çekmek için Ankara Adliyesi önünde olacağız.”

(BİANET.ORG – 17.5.2017)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazı toplam 326 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar