1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. BÖYLE SEYİRMİŞ 'ZERDÜŞT'!
BÖYLE SEYİRMİŞ ZERDÜŞT!

BÖYLE SEYİRMİŞ 'ZERDÜŞT'!

Feminist Atölye: Sayın Gökhan Altıner, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı’nın ücretli elemanlarından biri olarak, bağlı bulunduğunuz bakanlığın ve hükümetin kirli çamaşırlarını çitilemek üzere, bir gazetede kaptığınız “köşe” aracılığı il

A+A-

 

Feminist Atölye (FEMA)

info@feministatolye.org

 

 

 

Sayın Gökhan Altıner,

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı’nın ücretli elemanlarından biri olarak, bağlı bulunduğunuz bakanlığın ve hükümetin kirli çamaşırlarını çitilemek üzere, bir gazetede kaptığınız “köşe” aracılığı ile size ödenen her kuruşu sonuna kadar hak etmeye çalışan biri olmanızı “takdirle” karşılıyoruz.

Öncelikle belirtmek isteriz ki, bize göre gazetecilik kamusal sorumluluk gerekliliği fazla olan; halkın doğru bilgiye ulaşımında önemli bir rol oynayan; mesleki ahlak kadar siyasi etiği de gözeten ve hiçbir şekilde kişisel hışım veya ihtirasın enstrümanı olamayacak kadar önemli bir meslektir. Bu mesleği ülkemizde layıkıyla yerine getirmeye çalışan birçok insan olduğu gibi, maalesef sizin gibi kalemini iktidarın hizmetine sokup mesnetsiz saldırıların, tehditlerin ve iftiraların aracı haline dönüştürmeyi yeğleyenler de bulunmaktadır.

Ülkemizde gerçekleşen her türlü adaletsizlik, yanlışlık, şiddet ve çarpıklığa dair sorumluluk duyan; içinde yaşadığımız kötü koşulların düzeltilmesi için eleştiri yapmayı yeterli görmeyen; adil, eşitlikçi, demokratik bir Kıbrıs yaratmanın dışarıdan gazel okumakla değil, bilfiil eylemlerin ve süreçlerin içinde olarak gerçekleşeceğini bilen ve hiçbir bireyin ırkı, dini, dili, cinsiyeti, yaşı, fiziksel ve sınıfsal konumu vb. dolayısıyla ayrımcılığa maruz kalmayacağı bir yaşam yaratmayı kendine vazife bilen feministler olarak, “gazetecilik” kisvesi altında yaptığınız yanlışlara dair görüşlerimizi açıklamayı kamusal sorumluluğumuzun bir parçası olarak görüyoruz.

Bize göre kendinizi “gazeteci” olarak tanımlamadan önce, bu mesleğin en önemli gerekliliklerinden olan doğru bilgi sahibi olmak, okuduğunu anlamak ve araştırma yapmak gibi unsurları kendinize şiar edinmeliydiniz. Oysa görüyoruz ki siz, henüz okuduğu metni anlayamayan, bir örgütün yayınladığı bildirinin altındaki örgüt imzasını ayırt edemediği için onu şahıslara mal eden, üstelik de önce Doğuş Derya’ya sonra da Tufan Erhürman’a yaptığınız gibi, pervasızca hakaretler etmeyi “gazetecilik” sanan birisiniz. “Akdeniz’de fokların yaşamadığını” iddia ederken ne kadar üstünkörü, bilgisiz ve ilgisiz bir yöntem izlediğiniz bu kadar aşikâr olduktan sonra, yazacağınız yazılarda, en azından kendinizi daha fazla rezil etmemek için, asgari bir dikkat ve özen göstereceğinizi düşünüyorduk. Maalesef yanılmışız. Meğer siz bir panel duyurusu ile bir bildiriyi ayırt edecek durumda olmadığınız gibi, bunu ayırt edemediğinizi de henüz farkında değilmişsiniz.

Okuduğu şeyi anlayamayan ve anlayamadığını fark edemediği için de ikinci defa okuma ihtiyacı hissetmeyen bir “gazeteci” olarak Tufan Erhürman’a karşı yazdığınız hakaret dolu cümleler, bize göre sadece kaba bir maço değil, aynı zamanda bir entelektüel düşmanı olduğunuzun da göstergesidir. Gönül isterdi ki, kendinizi “12 yılı aşkın meslek hayatında çok iyi noktalara gelmiş bir gazeteci”  olarak tanımlamadan önce ve Tufan Erhürman’a “senin gibi halkın anlayamayacağı roma hukukuna dayalı bir dil kullanmıyorum. İkimiz de çok konuşuyoruz ama benimkisini halk anlıyor seninkisini aristokratlar” demeden önce hırs, garez ve kibirden mütevellit dev aynanızdan gözlerinizi alıp,  bilgi, düşünce ve sorgulamadan yoksun yazılar yayınlamakta herhangi bir beis görmeyen biri olduğunuzu fark edebilseydiniz. Maalesef bunu da beceremediniz ve kendinizi bir entelektüel ile denk tutarak bir kez daha gaflet ve delalet içine girdiniz. Jean Paul Sartre, insanın her şeyden önce kendisini bilmesinin önemli olduğunu söyler. Yani bize göre kütüphaneleri hatmetmeniz gerekmez, kendinizi bilin, kim olduğunuzu farkında olun yeter.

Belki kendinizin kim olduğunun idrakine varırsanız, zerre kadar bilgi sahibi olmadığınız konularda yorum yapmaktan birazcık olsun çekinir; Doğuş Derya’ya karşı kaleme aldığınız ikinci yazınızda olduğu gibi “TDP’nin kadın kolları ya da örgütü yok” demeden önce sorma ihtiyacı hisseder; sosyalizm ve feminizmin aynı ideolojiler olmadığını öğrenir; “FEMA’yı kapatırım” gibi garip efelenmelerden ibaret zihin seyirmelerinizi “yazı” diye kamuoyuna sunmaktan vazgeçersiniz.

Belki kendinizin kim olduğunun idrakine varırsanız, feministlerin kadınların “makyajı, elbisesi veya ayakkabısı” ile değil, siyasetle ilgilendiğini öğrenir; Doğuş Derya şahsında feministlere dair boca ettiğiniz ve “sere serpe yaşamak” gibi cümlelerde somutlanan önyargılı akıl tutulmalarınızı “yazı” diye kamuoyuna sunmaktan vazgeçersiniz.

Ve yine kendinizin kim olduğunun idrakine varırsanız belki Sayın Altıner, birazcık da olsa Türkçe öğrenme çabası içine girer, noktalama işaretlerini nasıl kullanacağınızı veya “Zerdüşt” ile “Berduş” kelimeleri arasındaki farkı öğrenebilmek için kendinize bir yazım kılavuzu ve sözlük edinirsiniz. Sizdeki bu iktidar azmi ve sadakati olduğu müddetçe her şeyin üstesinden ziyadesiyle geleceğinize inandığımızı belirtirken, daha önce söylediğimiz şeyi, (sizin tek okuyuşta anlamadığınızı da görerek) yinelemekte fayda görüyoruz: Bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıptır. Feminist politika ve FEMA’nın yaptıkları ile ilgili bilgi almak için www.feministatolye.org adresine başvurabilirsiniz.

Tekrardan sevgilerimizle

Feminist Atölye

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 918 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler