1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Boşanmış ailelerin çocuklarını mağdur olarak nitelemek doğru mu?
Boşanmış ailelerin çocuklarını mağdur olarak nitelemek doğru mu?

Boşanmış ailelerin çocuklarını mağdur olarak nitelemek doğru mu?

25 Mart Pazar günkü Yenidüzen’in sürmanşetinde “739 boşanma davası 474 çocuk mağdur” başlığıyla verilen haberde kullanılan “mağdur” sözcüğüne itiraz geldi. Didem Menteş tarafından yazılan haber, 2011 yılı Mahkemeler Raporu

A+A-

 

 

25 Mart Pazar günkü Yenidüzen’in sürmanşetinde “739 boşanma davası 474 çocuk mağdur” başlığıyla verilen haberde kullanılan “mağdur” sözcüğüne itiraz geldi. Didem Menteş tarafından yazılan haber, 2011 yılı Mahkemeler Raporu’nu irdeliyordu. Oldukça ayrıntılı olan haber, gazetenin 10 ve 11. Sayfalarında değerlendirilmişti. Boşanma davalarına ilişkin verilerin de işlendiği haberde, boşanma nedenleri de veriliyordu. Boşanma nedenleri arasında ikinci sırada “şiddetli geçimsizlik”, temel neden olarak gösterilmişti.

Habere ek olarak, UKÜ Psikoloji Bölüm Başkanı Yrd.Doç.Dr. Ayşe Başel’le de görüşülmüştü. Dr. Başel, boşanmalardan en çok çocukların mağdur olduğunu ifade ediyordu. Ancak, haberdeki bu “mağdur” ifadesine, boşanmış bir ailenin çocuğu olan bir çocuk okurdan itiraz geldi ve kendisinin mağdur olarak nitelenmesinden üzüntü duyduğunu bildirdi.

Oldukça hassas bir konu aslında. Ben de boşanmış bir ailenin çocuğu olarak büyüdüğüm için bu sürecin ne kadar zor olduğunu yaşayarak öğrendim. Konuyla ilgili olarak hem UKÜ öğretim üyesi Yrd.Doç.Dr. Ayşe Başel’i hem de DAÜ öğretim üyesi Doç.Dr. Biran Mertan’ı aradım. Dr. Başel, boşanmanın çocuklar açısından bir adaptasyon (uyum sağlama) süreci gerektirdiğini, yeni yaşantısına uyum sağlamak durumunda olduğunu söyledi. Boşanmış ailelerin çocuklarının tamamına mağdur denilemeyeceğini de aktardı. Dr. Biran Mertan da, boşanmış ailelerin çocuklarıyla ilgili toplumda yaygın bir kanı olduğunu, ancak genelleştirmelerden kaçınmak gerektiğini ifade etti. “Evlenmek ne kadar yasalsa boşanmak da o kadar yasaldır” diyen Mertan, verilecek mesajlarda kimseyi rahatsız etmemek gerektiğini de belirtti.  

Okur temsilcisinin yorumu:

Haber başlığında 474 çocuk mağdur ifadesi yerine “474 çocuk etkilendi” denseydi daha doğru bir ifade olacaktı sanırım. Nihayetinde, boşanmalar hayatın bir gerçeği ve çocuklar da bundan etkileniyor. Öte yandan, sağlıksız bir aile ortamının çocuğa verebileceği zararın daha büyük olabileceğini de hesaba katmak gerekiyor.   


 

Yenidüzen’e övgü

Okur Temsilcisinin tek görevi gazeteyi eleştirmek değildir elbette. Yeri geldiğinde iyi uygulamaları da öveceğiz. Bugün, gazetenin daha bir özenle yapmaya başladığı, haberlerde kaynak belirtme uygulamasından söz edeceğim. Gerçekten de Yenidüzen, özellikle TAK’tan (Türk Ajansı Kıbrıs) aldığı haberlerde TAK ibaresini koyan neredeyse tek gazetedir. Artık görüyorum ki her haberin altında kaynak belirtiliyor. Böylece TAK yanında diğer haber ajansları da (MHA, BYA, LHA, AHA, AA) yayımlanan haberleriyle duyurulmuş oluyorlar. Bunun emeğe saygı açısından çok önemli olduğunu düşünüyorum. Diğer gazetelerimizin de bu olumlu ve önemli uygulamayı benimseyeceklerini umuyorum.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti tarafından yayımlanan Gazetecinin Hak ve Sorumlulukları Bildirgesi’nden: “Gazeteci, başta haber ajansları olmak üzere, bir meslektaşının ve herhangi bir yayının sunduğu bilgileri kullandığında mutlaka kaynağı belirtmelidir.”


  

Gazetecilerin ikilemi: Toplum lideri mi, Cumhurbaşkanı mı?

Birleşmiş Milletler gözetiminde sürdürülen Kıbrıs müzakereleri gazetelerde haber yapılırken liderleri nasıl nitelemek gerekiyor? Örneğin 30 Nisan tarihli gazetelerin tamamında TAK’ın geçtiği haberler kullanılmıştı. Haberlerde, Yenidüzen hariç diğer gazeteler, Dimitris Hristofyas için Rum Yönetimi Başkanı ifadesini kullanırken, Derviş Eroğlu için Cumhurbaşkanı ifadesini tercih etmişlerdi. Yenidüzen ise, “Kıbrslı Türk lider” ve “Kıbrıslı Rum Lider” ifadelerini kullanmıştı. Peki hangi kullanım doğru? Kanaatimce gazeteler, Kıbrıs müzakereleriyle ilgili haberlerde “siyaseten doğrucu” (politically correct) bir tutum takınmalı ve gerçek neyse o şekilde ifade etmelidirler. Nihayetinde liderler görüşmelere Cumhurbaşkanı sıfatıyla katılmıyorlar, toplum lideri olarak görüşmeleri sürdürüyorlar. Doğru kullanım için önerim: “Toplum lideri olarak görüşmelere katılan Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, dün gerçekleştirilen liderler görüşmesinin sonuncusunu yaptıklarını…söyledi”. Birleşmiş Milletler’in (BM) Kıbrıs müzakereleriyle ilgili sayfasında sadece “Cyprus community leaders” (Kıbrıs toplum liderleri) tanımlamasının kullanıldığını da hatırlatayım. 


 

Fotoğraflar karışınca…

Yenidüzen okuru Ahmet Polili, 26 Mart tarihli gazetenin 25. sayfasında yer alan “İskele Tıp Merkezi’nin açılışı yapıldı” haberinde yayınlanan büyük fotoğraf ile bu haberin hemen altında yayımlanan “YKP dayanışma yemeği gerçekleşti” haberinin altındaki fotoğrafın yerlerinin yanlış olduğunu iletti. Polili, “Resimdeki kişilere bakınca ben bunu görebiliyorum. İkinci haberde verilen resim ise tıp merkezi açılışının resmi. Kısaca resimler yanlış konmuş. Ama İskele Tıp Merkezi haberinde yayımlanan küçük resim doğru. Alttaki ikinci haberde verilen resmin biraz küçültülmüşü” diye uyardı. Konuyu Yayın Koordinatörü Tayfun Çağra’ya ilettim.

Tayfun Çağra şu açıklamayı gönderdi: “Ahmet beyin söylediklerinin bir kısmı doğru. Fotoğrafların hepsi de YKP yemeğine ait. İskele Tıp Merkezi fotoğrafı kullanılmamış. Yine teknik bir hata tabii... Tasarımcı arkadaş yanlış klasördeki fotoğrafları iki habere de kullanmış.

Okur Temsilcisinin notu: Detay gibi görünse de, haberlerde yanlış fotoğraf kullanılması daha ciddi sorunlara da yol açabilir.


 

Göze batanlar

·        Sakulli mi, sakkulli mi?

Okur temsilcisi olarak, zaman zaman gazetedeki haberlerde kullanılan “Kıbrıslıca” sözcükleri de öğrenmem gerekiyor sanırım. Yenidüzen’in 29 Mart tarihli birinci sayfasında, “CAS çalışanlarından Başbakan’a sakkulli” şeklinde bir başlık kullanılmıştı. 3. sayfada, Didem Menteş tarafından yazılmış haberin başlığı ise “Başbakanlık’a naylon sakulli” idi. Google’da yaptığım kısa bir aramada bulduğum Kıbrıslıca Sözlük’te “sakulli” yazıyordu. Ata Atun ve Bülent Dizdarlı’nın birer yazısında ise “sakkulli” deniyordu. Doğru yazım sanırım sakkulli olmalı. Sakkulli, bez torba demekmiş. Keşke eylemciler, çevreci olmayan naylon sakkulli kullanacaklarına bez sakkulli’yi tercih etselerdi.


 

Çocuklar nasıl haber olmalı?

Zaman zaman gazetelerde çocukların fail ya da mağdur olarak dahil olduğu haberler yayımlanıyor. Bu haberlerin bazıları etik açıdan sorunlu olabiliyor. Bugün, çocukları haber yaparken nelere dikkat etmeli konusunda Uluslararası Gazeteciler Federasyonu’nun (International Federation of Journalists: IFJ) oldukça ayrıntılı hazırlanmış çalışmasından söz etmek istiyorum.

İngilizce olarak yayımlanan belge internette yer alıyor. “Putting Children in the Right” (Çocukları Doğru Bağlama Koyma) adını taşıyan belgenin bir bölümünde “Gazeteciler çocuklara ilişkin haber yaparken etik ilkelere niçin gereksinim duyarlar?” sorusuna yanıt veriliyor. “Etik ilkelerin amacı, gazetecilere haberlerini yaparken yol göstermektir” diyen belgede çocuk haklarına uygun habercilik yapmanın öneminden söz ediliyor.

Etik ilkeler: İFJ, “Gazeteciler ve medya kuruluşları, çocuklarla ilgili haber yaparken en yüksek etik davranış ölçütlerini uygulamalı ve aşağıdaki ilkelere uymak için çaba göstermelidirler” diyor.

1.Gazeteciler, çocuklarla ilgili konuları haber yaparken doğruluk ve duyarlılık açısından mükemmeli hedeflemelidir.

2. Program ve yayınlarda çocuklar için zararlı görüntülerin çocukların medya alanına girmesi engellenmelidir.

3. Çocukların dahil olduğu gazetecilik ürünlerinde stereotiplerin (kayıp yargıların) ve sansasyonel sunumların kullanılmasından kaçınılmalıdır.

4. Çocuklarla ilgili her türlü gazetecilik ürününün yayımlanmasının doğuracağı sonuçlar dikkatlice değerlendirilmeli ve çocuklara verilebilecek zarar en aza indirilmelidir.

5. Açık bir kamu yararı olmadığı sürece çocukların görsel olarak ya da başka bir şekilde kimliklerinin ortaya çıkması engellenmelidir.

6. Mümkün olduğu yerlerde, çocuklara, herhangi bir baskı olmadan kendi görüşlerini ifade edebilmeleri için medyaya erişim hakkı verilmelidir.

7. Çocuklar tarafından verilen bilgiler başka kaynaklardan doğrulanmalı ve bu doğrulama yapılırken, bilgi verici konumundaki çocuklar riske atılmamalıdır.

8. Çocukların cinsellik içeren görüntüleri yayımlanmamalıdır.

9. Çocukların fotoğraflarını çekmek için adil, açık ve dürüst yöntemler kullanılmalı ve mümkünse bu fotoğrafları çocuğun veya ondan sorumlu bir yetişkinin, velinin veya vasinin rızasını alarak elde etmelidir.

10. Çocuklar adına konuşan veya çocukların çıkarını temsil ettiğini söyleyen her türlü kuruluşun kimlik bilgisi doğrulanmalıdır.

11. Açık bir biçimde çocuğun yararına olmadığı sürece, çocukların refahını ilgilendiren materyaller için çocuklara, ebeveynlere veya velilere ödeme yapılmamalıdır.

Not: Kuzey Kıbrıs’ta çok sayıda gazeteci, IFJ onaylı uluslararası basın kartı kullanmaktadır.

 

 

           

 

Bu haber toplam 1054 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler