1. YAZARLAR

  2. Sevgül Uludağ

  3. Boğaz’daki şehitlikte de bazı “kayıplar” olabilir…
Sevgül Uludağ

Sevgül Uludağ

0090 542853 8436/00357 99 966518
Yazarın Tüm Yazıları >

Boğaz’daki şehitlikte de bazı “kayıplar” olabilir…

A+A-

Boğaz’daki şehitliğe gömülü bazı “kayıplar”ın olabileceği hakkında yıllar önce bu sayfalarda çeşitli okurlarımızın bildiklerini paylaşmıştık.

Bu “kayıplar”dan biri bir Kıbrıslırum’du ve 1974’te savaşta Bilelle’de öldürülmüş, gömü yapılırken de isimsiz olarak Boğaz’daki bu alana gömülmüştü, okurlarımızın anlattığına göre…

Bir diğer “kayıp” ise bir çocuktu ve Boğaz’da bu alana defnedildiğini bize bizzat onu gömen şahıs anlatmıştı. Çocuğu Dikmen ya da civarında savaş esnasında kurulmuş bir sahra hastanesinden, battaniyeye sarılı olarak getirmişler ve şirocu da onu gömmüştü. Şirocunun işareti bir ağaçtı ancak o ağaç kesildiği ve Boğaz’daki bu alan çok değiştiği için bu çocuğun tam olarak nereye gömülmüş olduğu bulunamadı, yıllar önce bir kez bir kazı yapıldı ancak herhangi bir ize rastlanmadı. Bu çocuğun Kıbrıslırum bir “kayıp” çocuk olduğu tahmin ediliyor…

Boğaz Şehitliği’nin dış duvarları yapılırken, duvar inşaatında çalışanlar bazı insan kemiklerine rastlamışlar, bunlar arasından birisi, bir çocuğun buraya gömülmüş olduğunu çok iyi hatırlıyordu…

Bu konularda geçmişte bu sayfalarda çok geniş yayın yapmıştık…

Umarız bu alanla ilgili olarak okurlarımız bildiklerini paylaşmaya devam ederler…

---------------------------------------

OKURLARIMIZ BİLDİKLERİNİ PAYLAŞMAYA DEVAM EDİYOR…

Altı yıl önce okurumuz bize ve Kayıplar Komitesi yetkililerine Boğaz’daki olası gömü yeri hakkında bilgi vermişti…

Bir okurumuz Boğaz’da askeri bölgede olası bir gömü yeri gösterdi…

Altı yıl önce bir okurumuzun bize ve Kayıplar Komitesi yetkililerine Boğaz’daki olası bir gömü yeri hakkında bilgi vermesi ardından, geçtiğimiz Pazartesi günü (5 Eylül 2016) aynı okurumuza Kayıplar Komitesi yetkilileri askeri makamlardan izin alarak, sözünü ettiği gömü yerini bizzat göstermesini sağladılar.

Okurumuz 5 Eylül Pazartesi sabahı Kayıplar Komitesi yetkilileri Ksenofon Kallis, Murat Soysal ve Okan Oktay’la birlikte Girne Boğazı’ndaki askeri bölge içerisindeki olası gömü yerini kendilerine göstermiş bulunuyor.

Bu konuda bizim gazeteci olarak askeri bölgeye girişimiz mümkün olmadığı için, okurumuza eşlik edemedik ancak bu o kadar da önemli değil çünkü önemli olan okurlarımızın, bildiklerini Kayıplar Komitesi yetkilileriyle paylaşması ve olası gömü yerlerinin kayıt altına alınması…

MAYIS 2010’DA BU KONUDA NELER YAZMIŞTIK?

Boğaz’daki olası gömü yeriyle ilgili olarak 30 Mayıs 2010 tarihinde yani altı yıl önce bu sayfalarda şöyle yazmıştık:
“Boğaz’da şehitliğin duvarı dışında 14 Kıbrıslırum’un gömülmüş olduğu yönünde bir okurunuzun anlattıklarını kaleme aldığınız yazıyı okuduğum zaman, kendime gelmem tam dört saatimi aldı... Bir anda kendimi sanki de bir cinayeti örtbas edermiş gibi hissettim... Sizi aramak hep aklımdan geçerdi ama bu yazıyı okuyana kadar aramamıştım... Sonra aramaya karar verdim çünkü bu okurunuzun sözünü ettiği bölgede ben de birşeyler yaşamıştım...”

Geçmişte çok daha iyi günler görmüş olan Boğaz’daki Yayla Bar’da oturuyoruz bu okurumla birlikte... Hava sıcak ama kapalı, Afrika’dan gelen toz bulutu, Kıbrıs’ın masmavi gökyüzünü bulanıklaştırıyor, insanın nefes almasını zorlaştırıyor... Yayla Bar’ın bahçesinde oturuyoruz... Bir zamanlar küçük bir çocukken buraya ayran içmeye gelirdik, harika sandöviçler yerdik burada... Yayla Bar’ın sahibi Süleyman Onan yaşlanmış olduğu halde, eşiyle birlikte Yayla Bar’ı çalıştırmaya devam ediyor... Bize kahve ve katmer getiriyor – kaymakyağının kokusu başdöndürüyor...

Yanımızda Kayıplar Komitesi Kıbrıslıtürk Üyesi Gülden Plümer Küçük’ün yardımcısı Uğur Umar ile Kayıplar Komitesi Kıbrıslırum Üye Yardımcısı Ksenofon Kallis, bir de Kayıplar Komitesi Kazılar Koordinatörü Antropolog Okan Oktay var...

Onları bu okurumla bir araya getiriyorum... Boğaz’la ilgili ilk ihbarı yapan okurum, Boğaz Şehitliği’nin duvarları dışına 14 Kıbrıslırum’un gömülü olduğunu anlatmış ve bana iyi bir tarif vermişti...

“Sürekli rüyalarıma girer...” demişti... St. Hilarion’da aralarında bir fırıncının da bulunduğu 8 kişilik Kıbrıslırum grubunun öldürülmesine ilişkin bir okurumun anlattıklarını okuyunca, beni aramaya karar vermişti. Şimdi Yayla Bar’da birlikte oturduğumuz okurum ise, Boğaz’la ilgili bilgi veren okurumun söylediklerini görünce, beni aramaya karar vermiş...

Böylece St. Hilarion’la ilgili başlayan bilgi akışı, Boğaz’la devam ediyor...

Yayla Bar’da buluştuğumuz bu okurumun söylediklerine daha önce bu sayfalarda yer vermiştim: 1978-79 yıllarında Boğaz’da askerliğini yaparken, yağmurlu bir gecede tepeden kayıp bir çukurun içine düşmüştü karanlıkta, yarı beline kadar... Çukurdan çıkıp nöbet yerine gitmişti. Ertesi sabah bu olayı anlattığı şehitliğin bakımından sorumlu yaşlı adam ona, “Rumlar’ın gömüldüğü çukura düştün” demiş...

Yaşlı adam ona ve askerliğini yapan diğer gençlere 1974’te buraya bazı Kıbrıslırumlar’ın kamyonlarla nasıl getirildiğini, nasıl gömüldüklerini anlatıyormuş... Yaşlı adam bu gömülere de katılmış, hatta şehitliğe Türk askerlerini ve Kıbrıslıtürk mücahitleri gömerken, bir keresinde boğazında haç olan bir Kıbrıslırum’u da farketmişler... Bugüne kadar bana anlatılanlardan çıkardığım, Kıbrıslırumlar’ın şehitliğin duvarları dışında bir noktaya gömüldüğü... Okurum, “Bu yaşlı adam bazı Yunan askerlerinden de söz etmiş olabilir” diyor “ancak bundan yüzde yüz emin değilim... Sanki bazı Yunan askerlerinden de sözettiydi...”

Boğaz’da Yayla Bar’dan Boğaz Şehitliği’ne doğru bakıyoruz... Okurum, şehitliğin dışında bir alancığa işaret ediyor. Bu bölgeden hiçbir şekilde fotoğraf çekmiyoruz çünkü başımızın derde girmesini istemiyoruz – gösterdiği yer askeri bölge çünkü...

Bu arada, 14 kişilik grupla ilgili olarak bana bilgi veren okurumu da arayarak, telefonu Okan Oktay’a veriyorum – kazıların koordinatörü olan antropolog Okan Oktay, bu okuruma çeşitli sorular soruyor ve sonuçta, her iki okurumun da aynı noktayı işaret etmekte olduğu ortaya çıkıyor. Söyledikleri alanda olası bir toplu mezar bulunuyor...

Okurumla vedalaşıp ona buraya gelip bu noktayı bize göstermiş olduğu için teşekkür ediyoruz... Okurum Boğaz’dan ayrılıyor, biz ise St. Hilarion’a doğru yola çıkıyoruz...”

Bu okurumuza bizzat Boğaz’daki askeri bölgeye giderek olası gömü yerini Kayıplar Komitesi yetkililerine göstermeyi kabul ettiği ve bunu yaptığı için, Kayıplar Komitesi yetkililerine de bu askeri bölgede okurumuzun olası gömü yerini göstermesini sağladıkları, gerekli izinleri aldıkları için çok teşekkür ediyoruz.

 

----------------------------------------------

 

“Minareliköy’de bir toplu mezar gördüydük… Ben altı yaşındaydım…”

Bir okurumuz, geçtiğimiz günlerde Minareliköy’le ilgili (Neahorgo Kitrea) bu sayfalardaki yayınlarımızı görünce, bize şu notu yazdı ve bir de harita gönderdi. Okurumuz şöyle dedi:
“Minareliköy benim babamın köyüdür ve gerek kızkardeşim, gerekse ben savaştan sonra Minareliköy’de büyüdük… Biz savaş döneminde Neo Khorio Kilisesi’nin 50 metre kadar uzağında, tarlalarda bir toprak yığınını çok iyi hatırlıyoruz, kilisenin güneydoğusundaydı bu ve savaştan bir gömü yeri olduğunu biliyoruz. Hatta kızkardeşim bu toplu mezardan bir kadının elinin dışarıda kaldığını da hatırlıyor. Ben o günlerde altı yaşındaydım ve bu bölgeden geçerken kendimi tuhaf hissediyordum… Bu tarihimizin acı, trajik ve travmatik bir olayı…

Kızkardeşimle de konuştum ki onun belleği benimkinden iyidir bu konuda – o toprak yığınını gördüğünü hatırlıyor… Kilisenin güneyinde kalıyordu bu, Google Map’ten yürüyüş yolumuzu yeşille işaretledim, yaklaşık 55 metre uzaktaydı bu gömü yeri… Yeşille çizdiğim yol bizim sürekli kullandığımız yoldu… Turuncuyla işaretlediğim oval içine alınmış yer de kızkardeşimin o toprak yığınını gördüğü yerdir. Ancak kızkardeşim bu toprak yığınını gördüken kısa bir süre sonra, o toprak yığını oradan kaldırılmış…”

Bu okurumuza verdiği bilgiler ve paylaştığı harita için sonsuz teşekkürler…

2010 yılında bazı Kıbrıslırum “kayıp” yakınlarıyla bu bölgeye gitmiştik ve “kayıp” yakınları bu alana bazı “kayıp” Kıbrıslırumlar’ın gömülmüş olduğunu Kayıplar Komitesi yetkililerine söylemişlerdi.

Bu alanda yapılan kazılarda bazı “kayıplar”dan geride kalanlar bulunmuştu…

Daha sonra bir inşaat esnasında yine bu bölgede başka bir gömü yeri ortaya çıkmıştı… Ve buradan da altı “kayıp”tan geride kalanlar çıkarılmıştı…

Minareliköy’le ilgili okurumuzun şimdi bize göndermiş haritayı Kayıplar Komitesi yetkilileriyle de paylaşıyoruz ki aynı alandan söz edip etmediğimiz açıklığa kavuşsun ve eğer okurumuzun işaret ettiği alan kazılmamışsa, o nokta da araştırılsın.

Bu konuda bize yazan ve bildiklerini paylaşan okurumuza sonsuz teşekkürler diyoruz…

 

Bu yazı toplam 1142 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar