1. YAZARLAR

  2. Sevgül Uludağ

  3. Bodamya’dan portreler...
Sevgül Uludağ

Sevgül Uludağ

0090 542853 8436/00357 99 966518
Yazarın Tüm Yazıları >

Bodamya’dan portreler...

A+A-

 

Bir “kayıp” yakını: İrini Varnava...

İrini Varnava, Bodamya’dan bir “kayıp” yakını. www.potamiaheritage.com web sitesinde yazan Andrea Nikolau’ya Bodamya’daki yaşamını anlatmış...
Bodamya’da doğup büyümüş ve bütün hayatını burada sürdürmüş... Eskiden köylerde adet olduğu üzere, ilkokulu bitirir bitirmez fakir ailesine yardımcı olmak üzere tarlalarda “gündoğumundan günbatımına kadar” çalışmaya başlamış, tarlalarda ailesiyle birlikte pamuk toplayarak, çapa çekerek, ekip biçerek hayatlarını idame ettirmeye çalışmışlar...
Genç kızlık yıllarında Lefkoşa’da “Varoşotis” diye ünlü bir mağazada tezgahtar olarak çalışmış. Daha sonra Cumhurbaşkanlığı sarayında Kıbrıs Cumhurbaşkanı Makarios 1977’de vefat edinceye kadar çalışmış, sonra da Tarım Bakanlığı’na geçmiş ve 26 yıl boyunca burada hizmet vermiş...
Andrea Nikolau’nun yazdığına göre tüm zorluklarına ve tüm yoksulluğa rağmen, Irini Varnava çocukluk yıllarını nostaljik duygularla anıyor... Hem Kıbrıslırum, hem de Kıbrıslıtürk arkadaşları varmış – etnik köken hiçbir zaman arkadaşlık için bir önkoşul olmamış Bodamya’da... Irini Hanım, 1950’li yıllarda ve sonrasında iki toplumlu çatışmalar çıktığı zaman, “Kıbrıslıtürk ve Kıbrıslırum gençler ortak timler oluşturarak köyümüzü birlikte korumaya giriştilerdi” diye anlatıyor, “Lurucina’dan veya Dali’den birileri gelip de köyümüze zarar vermesinler diye, birlikte devriye gezerlerdi...”
Yani o dönem Kıbrıslıtürk ve Kıbrıslırum gençler, köylerini birlikte savunmuşlar, birlikte korumuşlar... 1974’te savaşta kocası “kayıp” edilmiş ve Irini Hanım iki evladını tek başına büyütmüş... Kocası bugün hala “kayıp”... Kocasını hatırlayınca hüzünleniyor... Andrea Nikolau’ya göre Irini Hanım, kendi kişisel dramasına karşın, Kıbrıslıtürk toplumuna karşı nefret ya da kötü duygular beslemiyor, “Onlar bana ne kötülük yaptı ki? Söyle bana! Ben kimim ki onlardan nefret edeyim? Bana bunu yapanı bilir miyim?” diye konuşuyor...
http://potamiaheritage.com/?p=261

***

Köyüne geri dönen bir Kıbrıslıtürk: Nureddin Mehmet Seferoğlu...

Aynı sitede yazan David Hands, Kıbrıslıtürkler’in yakından tanıdığı Nureddin Mehmet Seferoğlu’yla Bodamya’daki evinde konuşmuş...
“1933 yılında Bodamya’da dünyaya gelen Nureddin Mehmet Seferoğlu’nu arkadaşları “Hoca” diye çağırıyor, eğitimli bir kişi olduğu için” diyor David Hands. Köy ilkokulunu bitirdikten sonra Lefkoşa’daki Terra Santa Okulu’ndan mezun olan Nureddin Seferoğlu, Rumca, Türkçe ve İngilizce biliyor. 1951 yılında Britanya Yönetimi tarafından çevirmen olarak Mısır’a gönderilmiş ve dört yılını Mısır’da seyahat edip tercümanlık yaparak geçirmiş. David Hands, “Kıbrıs’a döndükten sonra solcu bir partinin ve PEO sendikasının atkif bir üyesi olmuş. Ancak 1958’de sendikada aktif olması nedeniyle Kıbrıs’ı terketmeye zorlanmış” diyor. Seferoğlu, David Hands’a “O günlerde hareketlerde özellikle Kıbrıslıtürkler çok azdı, aktif olanlarımızın sayısı çok azdık. Eğitimli insanlar azdı, o yüzden bizi bulmaları kolaydı...” diyor.
Kıbrıslıtürkler bu dönemi çok iyi hatırlıyor: PEO’ya üyelikten istifa ettirilmek istenen Kıbrıslıtürkler ölüm tehditleriyle bunu yapmaya zorlanmaktaydı ve bu dönem sendika liderliğinde bulunan Ahmet Sadi Erkurt öldürülmeye çalışılmıştı “Teşkilat” tarafından. Aynı tedhit Nureddin Seferoğlu için de geçerliydi – Kıbrıs’ta kalması, öldürülmesiyle sonuçlanabilirdi. Bu yüzden İngiltere’ye gitmiş, burada hukuk okumuş ve tarih üzerine master yapmış. 1961 yılında eşi olacak olan Fatma Hanım Londra’ya gelmiş ve orada evlenmişler. Bu evliliğin arabuluculuğunu yapan da Nureddin Bey’in anastasis adlı bir Kıbrıslırum arkadaşıymış, bu arkadaşı çok iyi Türkçe konuşuyor ve çok güzel de şarkı söylüyormuş...
1965 yılında partisi tarafından Kıbrıs’a geri çağrılmış... Ancak 1968 yılında iki çocuğunun eğitimi nedeniyle İngiltere’ye geri dönmüş ve 40 yıl boyunca İçişleri Bakanlığı’nda çevirmen olarak çalışmış, emekli oluncaya kadar... Emekli olunca Bodamya’ya geri dönmüş ve David Hands’a göre şimdi aile fotoğrafları, çok büyük kitap koleksiyonu ve eşiyle birlikte Bodamya’da yaşamını sürdürüyor...
“Bodamya’da son nüfus sayımı 1960 yılında yapılmıştı” diye anlatıyor David Hands’a... “O dönem 180 Kıbrıslırum aile, 220 de Kıbrıslıtürk aile yaşıyordu Bodamya’da... Taa o günlerden bu yana Bodamya’da ilişkiler hep iyi oldu. O günlerde hiçbir sorunumuz yoktu...”

 

***

 Aysozomeno’daki çatışmalardan kaçıp Bodamya’ya sığınan Adamos Dimitriu:

“Kıbrıslıtürkler’le Kıbrıslırumlar, Bodamya’yı birlikte korurdu...”

25 Haziran 1930’da Aysozomeno’da (Arpalık) dünyaya gelen Adamos Dimitriu, 1950’li yıllarda evlenmiş ve üç çocuğu olmuş. Şimdilerde Bodamya’da yaşıyor... 1964 yılı Şubat ayında köyde meydana gelen çatışmalar nedeniyle Aysozomeno’dan kaçmak ve Bodamya’ya sığınmak zorunda kalan Adamos Dimitriu, o günden bu yana Bodamya’da yaşamını sürdürüyor.
www.potamiaheritage.com web sitesinden Andrea Nikolau’ya konuşan Adamos Dimitriu, çocukluğunu anlatıyor: Okulu çok severmiş, çok da iyi bir öğrenciymiş... “İlkokulu bitirmeyi başardım... Çok iyi bir öğrenciydim. Hatta öğretmen beni koyardı, öteki çocuklara kitap okuyayım diye” diyor. Fakat okulu çok sevmesine karşın, ailesine yardımcı olabilmek için çok küçük yaşlardan çobanlığa başlamış. Henüz 20 yaşındayken, 12 yıllık bir çalışma deneyimi varmış! Fakir ailesine yardımcı olabilmek için Lefkoşa’da iş aramaya başlamış ve bir şirkette o günün koşullarında iyi bir paraya iş bulmuş. Fakat bunun için çok yorulması gerekiyormuş.
“Her gün beş kamyon dolusu taşı, çıplak ellerimizle boşaltıyorduk, beş ile altı lira arası bir para kazanıyorduk. O günlerde bu iyi paraydı...” diyor.
Dürüstlük ve çalışkanlık, Adamos’un hayatta ilerlemesine yardımcı olmuş. Birkaç yıl sonra Lefkoşa Belediyesi’nde önce işçi olarak, sonra da şöför olarak çalışmaya başlamış. 33 yıl burada çalışıp emekli olmuş. Karısının itirazlarına rağmen ailesini geçindirebilmek için dört yıl da Suudi Arabistan çöllerinde işlemiş.
Çocukluk ve gençlik yıllarını heyecan ve özlemle hatırlıyor, hem Kıbrıslırum, hem Kıbrıslıtürk arkadaşları varmış, etnik kökene bakmaksızın birbirlerini severlermiş.
“Birbirimize çok yakındık” diye anlaıyor. “Evlendiğim evin yanındaki komşular Kıbrıslıtürkler’di. Çok zengin bir Kıbrıslıtürk komşumuz vardı, her gün yemek pişirdiğinde benim çocuklarımı da çağırır, sofraya oturtur, onları yedirirdi kendi çocuklarıyla birlikte. Onun da 3-4 tane küçük çocuğu vardı... O da çocuklarla birlikte masaya oturur, hep beraber yemek yerlerdi. Bizim hiçbir sorunumuz yoktu. Ben daha çok Kıbrıslıtürkler’le takılırdım” diyor.
Bodamya köyünün tüm Kıbrıs adası için bir örnek olmasını istiyor. Kıbrıs’la ilgili kaygılarını Andrea Nikolau’yla paylaşan Adamos, etnik sorunlarını çözmüş başka ülkelerin örnek alınmasını istiyor.
“Örneğin biz Bodamya’da birliktik. Kıbrıslıtürkler ve Kıbrıslırumlar, köyümüzü birlikte korurduk, böylece olay çıkarmaya başka yerlerden bu köyün içine giremezlerdi. Bodamya bir örnektir ama buna kim dikkat ediyor? Bizim söylediklerimize kim kulak veriyor? Ya da kim kulak verecek? Ben çok korkuyorum... Kıbrıs’ın birleştirilmesini çoğu insan istemez ama çocuklarımızı, torunlarımızı düşünmeliyiz... İngiltere’de olsun, başka ülkelerde olsun, insanlar birarada yaşamayı beceriyor. Biz bunun içinde üç kişiyiz da birlikte yaşayamayacak mıyız?”

Bu yazı toplam 1687 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar