1. YAZARLAR

  2. Sevgül Uludağ

  3. Bodamya köyünün “Muhtarena”sı: Gül Hasan…
Sevgül Uludağ

Sevgül Uludağ

0090 542853 8436/00357 99 966518
Yazarın Tüm Yazıları >

Bodamya köyünün “Muhtarena”sı: Gül Hasan…

A+A-

***  Bodamya köyünden portreler…

Andrea Nikolau – Potamia Heritage

Gül yada birçok Kıbrıslı Rum arkadaşının kendisini çağırdığı haliyle Güli, Bodamya’nın yeni kuşağından sayılıyor. Yunanlılar ve Kıbrıslı Rumların, ta eskiden beri Türkçe kelimeleri daha tanıdık hale getirmek ve günlük yaşamlarına katmak adına kelime sonlarına sesli harf ekleme gelenekleri vardır. Köydeki Kıbrıslı Rumlar, Gül’ün ismine de aynen bu nedenle değişiklik yaptılar. İsmin sonuna eklenen sesli harfle Güli ismi oluşturuldu ve Rumca’ya uyuşturuldu.
Hatırladığı kadarıyla çok genç yaşlarda, 4-5 yaşında kendisini Lefkoşa’daki okuluna götürecek olan otobüsü kaçırmamak için sabahları erkenden uyanırdı. Okul sonrası eve döndüğünde ise arkadaşlarının ve komşularının anneleriyle kendi annesi Lefkoşa’da çalıştıklarından dolayı kendine, evine, genç arkadaşlarına, komşuları Gianni ve Maria’ya bakmak zorundaydı. Bugün bile konu Gianni ve Maria’ya geldiğinde, Gül onları kardeşleri olarak tanımlıyor.  Çocukluğundan itibaren Kıbrıslı Rumlar’la Kıbrıslı Türkler’in yanyana birlikte yaşamasının nasıl bir deneyim olduğunu sorduğumuzda; “Her zaman hep birlikte çiftlikteydik, tarlalardaydık, birlikte oyunlar oynardık ve bizler için Kıbrıslı Rum veya Kıbrıslı Türk olmak arasında fark yoktu” diyor.
Gençlik yıllarında Amerikan Akademi’de okumuş, okulunu pek iyi dereceyle bitirmiş ve bu başarısından dolayı Intercollege’de iki yıllık burs kazanmış. Maddi sıkıntılar, okula devam etmesine engel olmuş. Hayalinin kabin görevlisi olmak olduğunu belirten Gül, daha sonra bu hayalini gerçekleştirebileceği bir teklif aldığını ancak bu teklifi geri çevirdiğini söylüyor. Böyle bir fırsatı geri çevirmesinin nedenini Bodamya köyüne olan aşkına ve o genç yaşta kendine güveninin yetersiz olmasına bağlıyor. Bugüne dek pişmanlığını yaşadığı tek karar bu. Kendi deyimiyle “…İnanıyorum ki bugüne kadar yaptığım en büyük hata buydu.” diye konuya nokta koyuyor.
Daha sonra uygun ve tatmin edici bir iş bulma sürecinde yaşadığı zorluklar, ona bu gibi fırsatların hayatta iki kere gelmediğini anlamasına neden oluyor. “Klorin üreten bir fabrikada çalıştım ve berbattı. Koku ve herşey! Daha sonra plastik üreten bir şirkette çalıştım. Kıbrıs Üniversitesinde 2 yıl güvenlik görevlisi olarak görev yaptım. Sonrasında geçici olarak Çiftçiler Finansman Birliği’nde çalıştım ve akabinde yine geçici olarak İstatistik Departmanında çalıştım.”
Sonunda Athalassa Hastanesi’nde sekreterlik işinde göreve başlayan Gül, hala aynı kurumda çalışıyor. Hastanedeki işinde ihtiyaçlı kişilere yardım edebilme fırsatını yakalayan Gül hassas ve insancıl yapıya sahip olmasından ötürü yaptığı iş onun için tatmin edici ve mutluluk verici.  Buna rağmen günlük hayatında yaptığı işle kısıtlı değil Gül. Köyde herhangi bir konuda yardım isteyen her ihtiyaçlı, Gül’e ulaşıyor. Komik bir şekilde köylüler kendisine ‘Muhtarena’ diyorlar. Bu kelime Gül’ün yardımlarının önemini anlatıyor. Tüm neşesi ve olumlu havasıyla konuşan Gül; “Muhtarena olmaya çalışmıyorum. Ancak eğer yardım edebileceğim bir şey var ise, yaparım. Bu her zaman yaptığım birşeydir. Evet. Herkese yardım ederim, özellikle de okuma ve yazma bilmeyen yaşlılara. Bakın, burada dosyalarım var. Kıbrıslı Rum ve Kıbrıslı Türklerin kayıtlarını da içeren dosyaları burada saklarım.” diyor.

 


Fotoğraflar: David Hands
http://potamiaheritage.com/?p=1709&lang=tr

Bu yazı toplam 1350 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar