1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. BÖBREK HASTASI ÇOK AMA YASASI YOK
BÖBREK HASTASI ÇOK AMA YASASI YOK

BÖBREK HASTASI ÇOK AMA YASASI YOK

Stella Aciman: İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı Dr. Düriye Deren Oygar ile konuştum. İşte Ada’nın böbrek hastalıkları profili…

A+A-

 

Stella Aciman

Uzun yıllardır diyabet hastası olan yakın bir arkadaşımın, artık yaşamını diyaliz makinesine bağlı olarak sürdüreceğini öğrendiğim bir telefon konuşması sonrası, ‘böbrek hastalıkları ne kadar sık görülmeye başladı, acaba Kıbrıs’ta durum nedir?’ diye düşündüm ve konunun uzmanı İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı Dr. Düriye Deren Oygar ile konuştum. İşte Ada’nın böbrek hastalıkları profili…

Böbrek hastası oranı diğer ülkelere göre yüksek

Kıbrıs’ta çok böbrek hastası var mı?

Evet, var. Nüfusa baktığınızda diğer ülkelere göre daha yüksek. Türkiye’de de yüksek ama Türkiye’den bile daha yüksek olduğunu bulduk araştırmalarımız sonucunda. Bununla ilgili bir çalışma yapıldı, çalışma bu yıl içinde yayınlanacak. Yüksek oluşunun iki nedeni olduğunu düşünüyoruz. 1- Şeker hastalığının Kıbrıs’ta çok olması(diyabet), ki diyet ve egzersiz yapmamak diyabetin sıklığını artırıyor dolayısıyla diyabet hastalığı da böbreği bozuyor. Diğer nedeni ise; genetik böbrek hastalıkları… Dünyaya baktığınız zaman, böbrek hastalıkları genetik olarak çok sık görülmemesine rağmen Kıbrıs’ta bunun da sık olduğunu gördük. Hem Güney Kıbrıs’ta hem de bizde yapılan çalışmalarda oldukça sık rastlanan bir neden halinde genetik böbrek hastalıkları.

Kıbrıs’ta akraba evliliği var mı?

Aile içi evliliklerin Kıbrıs’ta nadir görüldüğü düşünülse bile var. Bir ailede, özellikle aile içi evliliklere bağlı olarak hastalık görülme sıklığı daha çok. Köylere bakıyorsunuz; bir ya da iki aileden oluşur bu köyler… Aynı köyden diyalize gelen çok sayıda böbrek hastası olduğunu gördük. Ve bununla ilgili çalışmalar da devam ediyor. Amacımız; genetik böbrek hastalıklarıyla ilgili daha detaylı bilgi edinmek ve dolayısıyla engelleyebilmek veya tedavi edebilmek.

Üç ayda bir böbrek testi yaptırılmalı

En sık görülen böbrek hastalığı nedir?

Böbrek yetmezliği olmadan olan böbrek hastalıkları da var; mesela yüksek tansiyon bile bir böbrek hastalığı olarak kabul edilir. Tuz dengesinin sağlanamamasına bağlı olduğu düşünülür. Glomerulonefritler (böbreğin iltihabi hastalıkları) var. Böbrek birçok sistemik hastalıktan etkilenebilir. Böbreğin iflasına neden olarak da dünyaya baktığınızda, gelişen ve gelişmekte olan ülkelerde en sık sebep diyabet hastalığıdır. Diyabet hastalığı Kıbrıs’ta çok sıklıkta görülüyor, diyabet hastalarının çok dikkat etmesi lazım. Biz diyabet hastalarına her üç ayda bir böbrek testlerini yapmaları gerektiğini söylüyoruz. Erken yakalayabilmek için… Yüksek tansiyon hastalarına da öneriyoruz. Kıbrıs’ta yüksek tansiyon da sıklıkla görülüyor. Çok uzun süre yüksek tansiyonla gezip bunun farkında olmayan hastalar var, ‘ilaca başlarsam hep içmek zorunda kalırım’ diye düşünen hastalar var. Oysaki yüksek tansiyonla gezdiğiniz zaman yıllar içinde böbreğinizin bozulma ihtimali yüksek.

Böbrek hastaları ne gibi sorunlarla karşılaşıyorlar?

Böbrek hastaları dediğimiz zaman çok geniş tutmuş oluyoruz.  Henüz böbrek yetmezliği olmayan böbrek hastalarımız var.  Onlara hastalığın daha fazla ilerlememesi için eğitim veriyoruz.  Neler yapmaları, hangi ilaçları kullanmaları, hangilerini kullanmamaları gerektiğini anlatıp poliklinikte takip ediyoruz. Her Çarşamba günü, nefroloji polikliniğinde hastalara bakıyoruz. O hastalarımızla ilgili bir takım eğitim düzenleme sıkıntılarımız var çünkü bu konuda topluma daha çok eğitim vermemiz gerektiğini düşünüyoruz. Böbrek sağlığı nasıl korunur, nelere dikkat etmeleri gerekir gibi… Çünkü son döneme gelindikten sonra ki biz buna  ‘evre 5’ diyoruz, hem hastalar hem de devlet için çok sıkıntılı bir dönem başlıyor. Evre 1’den 4’e kadar poliklinikte takip ediyoruz hastayı ama böbrek yetmezliği başlayınca, ilerleyici bir hastalık oluyor genelde. O yüzden engellemek daha önemli. Engelleyici tıp Kıbrıs’ta pek yok, bu konuya daha çok önem vermek gerekiyor. Hastalık evre 5’e ilerledikten sonra geri dönüşü yok çünkü.

Diyaliz tedavisi nedir?

Diyaliz tedavisi; böbrek çalışmadığı için, atık maddelerin makine yardımıyla vücuttan atılmasını sağlamak, temizlemek demektir. Evre 5’te yani son dönem böbrek yetmezliği hastalarını ya diyalize alıyoruz ya da nakil yapıyoruz. Hemodiyaliz dediğimiz, makine diyalizi. Hasta haftada üç kere merkeze geliyor, en az 4 saatlik seanslarla, haftada toplam 12 saat diyaliz tedavisi alıyor. Tabii bu hastaların ek olarak başka tedavileri de var. İkinci diyaliz şekli de periton diyalizi yani karın diyalizi. Hasta evde diyalizini yapıyor. Bazen 15 günde bir bazen de ayda bir kontrole, Salı günleri periton diyalizi polikliniğine veya bir şikâyeti olduğunda hemen hastaneye geliyor. Hastanede bir hafta eğitim veriyoruz karın diyalizi için. Karına bir katater yerleştiriliyor. Hasta evinde kendine özel steril ve temiz olan bir ortam yaratıyor ve orada özel sıvılarla kendi diyalizini her gün yapıyor.  Evre 5’te yani son dönem böbrek hastalarını ya diyalize alıyoruz ya da nakil yapıyoruz. 

Kıbrıs’ta kaç tane diyaliz hastası var?

Lefkoşa’da 140,  Mağusa’da da 25 hasta var. Bu hastalar kronik, sürekli diyalize giriyor. Bazen akut böbrek yetmezliği de olur. Sistemik olarak bazı hastalıklarda böbrekler iflas edebiliyor, onkoloji hastası olabilir mesela… Bunlar akuttur. O hastaları geçici olarak böbrek toparlayana dek diyalize alırız. 

İngiltere’nin iki buçuk katı hasta

Çok değil mi?

Çok tabii… Nüfusa orantıladığımızda, Türkiye’den daha yüksek sayıda hastamız var. İngiltere’nin iki buçuk katı kadar hasta var bizde. İngiltere, Avrupa’nın en düşük böbrek hastalarının olduğu yerlerin başında geliyor.

Hastaların yaş ortalaması nedir, en küçük diyaliz hastası kaç yaşında?

Ben erişkin nefroloğuyum. Çocukları saymazsak, en genç hastamız 21 yaşında;  20-28 yaş aralığında hastalar var.

Peki, böbrek nakilleri ile ilgili neler söylersiniz?

Bir de tabii böbrek nakli var… Yeni bir böbrek takacaksınız ki vücut temizlensin. Bu da ikiye ayrılıyor, hasta böbreği ya bir akrabasından alacak ki, Türkiye buna dördüncü derece akrabasına kadar izin veriyor, ya da etik kurula giriyor. Kıbrıs’ta nakil yapılamıyor. Bir de kadavra nakli var. Listeye yazılıyorsunuz, sıra gelince ölüden nakil yapılıyor ama biz Türkiye’ye hem canlı hem de kadavra nakli için hasta gönderiyoruz; canlı nakilde sorun yok ancak mesafe ve zaman, kadavradan nakil yapılmasına engel teşkil ediyor maalesef.

Böyle bir yaşam sürdürülebilir mi, böbrek nakli mi bekliyorlar bu hastalar?

Kişilere tek tek bakmıyoruz daha çok ortalamaya bakıyoruz. Bilimsel çalışmalara baktığınız zaman,  genç yaşta birine böbrek naklinin yapılması, onun hayat kalitesini ve sosyal hayatını diyaliz hastalarına göre daha iyi bir hale getiriyor.

Nakile göndereceğiniz hastayı seçiyorsunuz. Ciddi kalp problemi olan ya da onkolojik bulgusu olan hastayı nakile göndermiyorsunuz çünkü kullanılacak ilaçlar hastayı daha kötü duruma sokuyor. Nakile yolladığımız hastalar daha genç ve sağlıklı olanlardan seçiliyor. İmkânımız varsa eğer, her zaman için öncelikli olarak böbrek naklini tercih ediyoruz.

Mesela bir hasta var ve anne ya da babanın böbreği uyumlu, nakil için ne yapıyorsunuz?

Burada nakil yapılmıyor. Devletin ‘KKTC’de yapılamayan tedaviler yurt dışına sevk edilir’ şeklinde yapılmış bir yasası var. Biz de yurt dışına sevk ediyoruz. Bu hastalar genellikle Türkiye’deki nakil merkezlerine gidiyorlar. Rum tarafına sevk yapmıyoruz ama kendileri gidenler var. Hastalar oraya gitmek isterse biz doktor raporunu yazıyoruz.

Kadavra için ‘mutlaka acildir’

Şu anda, acil böbrek nakli bekleyen kaç hastanız var?

Şu anda 80 civarında nakil bekleyen hasta var. Nakil bekleyen hasta derken, eğer imkân olsa toplam 160 diyaliz hastasının bir kısmı nakil bekleme listesine alınabilir durumda. Ancak acil nakil konusu daha çok karaciğer ve kalp için geçerli çünkü yerlerine koyacağınız bir şey yok. Böbrek için ise her zaman bir alternatif var, yani acil böbrek nakli diye yasada da geçen bir şey yok. Ama bazen şöyle durumlar olabiliyor. Mesela bizim bir hastamız var, hemodiyalize girmesi için damar yolu olması lazım ama bütün damar yolları çok kullanılmış ve o şansı kaybetmiş. Artık hemodiyaliz alternatifi ortadan kalkmış durumda. Biz bu şahısta periton diyalizine başladık. Karın diyalizi de en fazla 5-6 yıl yapılabilir ve hasta bu süreyi de tamamladı. Bu diyaliz şeklinde karın zarı kullanılıyor dolayısıyla karın zarı kullanıldıkça onda da bir yaşlanma oluyor. Bu hastanın kısa bir sürede hemodiyaliz şansı da kalmadığı için nakile gitmesi gerekiyor ama canlı vericisi de yok. Ailesine baktık, onlar da olmadı. Böyle bir hastayı kadavraya yazıp, ‘mutlaka acildir’ diye de belirtmek gerekir. Böbrek için çok sıklıkla olmasa bile böyle acil durumlar olabiliyor. Bir kaç tane böyle hastamız var bizim. Genellikle her merkezde böyle hastalar olur. Türkiye’de böyle hastalar Sağlık Bakanlığına bildiriliyor ve o hastalara öncelik tanınıyor.

Nakil bekleyenler için nasıl bir prosedür uygulanıyor, sıraya mı koyuyorsunuz?

Yasamız olmadığı için bu konuda büyük sıkıntımız var. Canlı nakil için gönderiyoruz aslında. Dört yıldır organ nakli yasası için uğraşıyoruz. AB’ye uyumlu yasalar olsun dedik. Ben de, o yasa oluşturmaya çalışan ekibin içindeyim. Tüp bebek tüzüğünün hazırlanmasıyla başladı aslında bu çalışma, ‘hücre, doku ve organ nakli’ olarak.  Aslında korkularım da var. Yasa yapsanız bile burada yasalar çiğnenebiliyor. O yüzden oldukça ciddi bir yasa yapmak lazım çünkü organ nakli çok ciddi bir iş. Hem hastane hem de personel açısından ciddi bir alt yapı gerektiriyor.

Masraflı bir hastalık mı? Masrafları kim karşılıyor?

Masraflı evet… Masraflar bütün dünyada devlet tarafından karşılanıyor. Ekonomik durumu kötü olan ülkelerde bile bu böyle. Örneğin Meksika’da yüzde 90 karın diyalizi, yüzde 10 hemodiyaliz var. Devlet hesaplamış, makine almaktansa periton sıvılarını karşılayayım demiş. Daha ekonomik olduğu için böyle bir karar almış. Biz periton diyalizi sıvılarını dışarıdan aldığımız için periton diyalizi ve hemodiyaliz aynı masrafa denk geliyor. Böbrek naklinde de kullandığınız ilaçlar pahalı ama uzun vadede daha ekonomik.

Hastalar artıyor

Hastanede yeterli sayıda diyaliz makinesi var mı?

Şu an için bütün dünyada böbrek yetmezliği hastalarının yaşam beklentileri ve yaşam süreleri ve diyalizdeki gelişmeler de arttığı için hasta sayısı her geçen yıl katlanarak artıyor ve makine sayıları zaman içerisinde yeterli olmuyor. Ben 2004’de Ada’ya geldiğimde 55 hemodiyaliz hastası vardı, şu anda 165 hasta var. 8 periton diyalizi hastası vardı şimdi 30 tane var. Sekiz senede bu kadar arttı hasta sayımız. Artmaya da devam edecek. Sağlık politikasına göre bunu oturup düşünmek gerekiyor. Hastalık sürekli çoğaldığı için AB, hastalığın son aşamaya gelmesini nasıl önleyebiliriz diye çalışma yaptı. 2010 yılını hastalığı engelleme yılı olarak ilan ettiler. Evre 5’e, yani böbrek yetmezliğine girmeden önce nasıl ilerlemesi engellenir diye hastaları bilgilendirmek gerekiyor ki bu çok önemli. Hastanemizde 27 makinelik bir hemodiyaliz merkezimiz var.  7 makine de Gazi Mağusa hastanemizde var. Hastalar şu anda üç vardiyayla makineye giriyorlar. Yani sabah; 7.30-11.30, 12.30-16.30, 17.30-21.30 gibi seanslarımız var. Merkez sadece iki tane olduğu ve her bölgede merkez olmadığı için insanların uzaktan gelmesi gerekiyor. Lefke, Karpaz ve Mağusa’dan gelen hastalar var. Hastaların merkeze gelip gitmeleriyle ilgili sorunlar var, hasta servisimiz yok. Geçenlerde bana bir tasarı getirdiler; trafik yasası hazırlanıyormuş ve içinde böbrek hastalarıyla ilgili bir bölüm varmış, incelememi istediler. AB müktesebatına uygun olması da istenmiş yasanın. Bir baktım, ‘böbrek yetmezliği olan hastalara ehliyet verilmez’ diye bir madde var.  Bizim hastalarımızın yüzde sekseni kendi arabalarıyla geliyor. Bayağı sakıncalı durumlar var. O zaman dedik ki ‘3.vardiya kalmasın, merkezi büyütelim, 10 makinelik bir yer daha olsun.’ Gece vardiyasına kalan hastalar için sorun oluyor çünkü.

Yasa yok, başka yasalara göre düzenleme…

Merkezdeki personel eğitimli mi?

Yetişmiş personel olması gerekiyor zaten. Ben geldikten sonra buradaki hemşire sayısı artmak durumunda kaldı. KKTC’de diyaliz yasası yok, Türkiye’de ve başka ülkelerde diyaliz yönetmeliği var; ‘binanın nasıl olması gerekir, kaç hastaya kaç personel düşecek gibi…?’  Yönetmelikte hep belirtilmiştir bunlar. Personel eğitiminin nasıl olacağı da yasada belirtilmiştir, bizde böyle yasalar yok. Biz kendi gayretlerimizle buradaki ortamı, en azından Türkiye’deki yasadan yararlanarak düzenlemeye çalıştık. Mesela; bir makinenin alanının 7 metrekare olması gerekiyor ki enfeksiyon sorunu olmasın. Bunu başaramadık, hasta sayımız çok çünkü. O yüzden makineleri sıkıştırmak zorunda kaldık. Serviste olması gereken malzemelerin hepsini aldırdık, 2-3 sene içerisinde, makinelerin hepsini yeniledik, çünkü makinelerin ömrü 10 yılla sınırlıdır.  Plan program yapıp ‘yer sorunu için ne yapılabilir?’ diye düşünmek lazım. Yapılması gerekenleri, eksiklerimizi yazılı olarak bakanlığa bildiriyoruz.

Kıbrıs’ta organ mafyası var mı?

Benim bildiğim kadarıyla yok. Benden nakil için geçen hasta, kuruldan da geçmek zorunda.  Sonra da hasta devlet eliyle Türkiye’ye gönderiliyor. Bizim elimizden geçmeyip, kendi kendine Rum tarafına giden ya da başka yere giden hastaları tabii ki biz görmüyoruz. Türkiye’deyken görürdük; birden bire bir hasta belirirdi, yurt dışında bir yerlerde nakil olmuş, enfeksiyon kapmış hastaneye acile gelirdi. Sekiz yıldır buradayım böyle bir durumla hiç karşılaşmadım. Birkaç kez böbrek satmak isteyen kişiler olduğunu duyduk. Bir kez, bir hastamızın başına geldiğini biliyoruz. Bazen, bazı kişilerin aracı olmaya çalıştığını duyuyoruz ama bunlar kişisel olaylar mı yoksa mafyayla mı alakalı bilemiyorum.

Böbrek alıp satmak yasak değil mi?

1992’de yapılmış bir yasa var, bu yasada da  ‘alıp satmak yasaktır’ diyor. Yani alıcı da, satıcı da suçlu oluyor. Hatta aracılar ve nakili gerçekleştirenler de. Tabii bu yasa birçok açıdan yetersiz, zaten o amaçla yeni yasa yapılıyor.

///////////

Yüksek tansiyon sonrası böbrek hastalığı

Hasta yakını; Hastanın teyzesiyim. Hastamız 34 yaşında. Hastalık yüksek tansiyonla başladı. Yüksek tansiyondan dolayı sürekli acile gelirdi. Tahlillerin sonucunda böbreğin biri bitmişti, diğeri de bozulmuştu. Kontrol altındaydı ama ileriki günlerde kreatini yükseldi ve Türkiye’ye gezmeye gittiğinde orada hastalandı. Dr. Deren onu nakile hazırlıyordu zaten. Babasının böbreği uyunca geçtiğimiz Çarşamba günü İzmir’de ameliyat oldu. Çok güzel geçti ameliyatı da.  

Karpaz’dan gidip geliyoruz

Hasta yakını; (58 yaşında) Babamın halsizliği vardı, doktora gitti. Doktor tahliller istedi. Sonra bizi iç hastalıkları bölümüne gönderdi. Orada ultrason çektiler ve sonra bizi Dr. Deren Hanım’a yönlendirdiler. Şu anda onun tedavisi altında. Biz Karpaz Bölgesinden geliyoruz. O yüzden bayağı zorlanıyoruz. Şu anda babam burada yatıyor. Doktor bazen bir hafta izin veriyor. Ama biz iki gün yine babamı diyalize getiriyoruz. Bölgede bir tane diyaliz merkezi olsa bölge için çok faydası olur.

Çocuklarımdan böbrek alamam!

Diyaliz Hastası;(kadın) 9 yıldır diyaliz hastasıyım. Haftada 3 gün buraya geliyorum. Ben Lefkoşa’da oturduğum için buraya gelmem zor olmuyor. Yüksek tansiyon ve diyabet hastalığından dolayı böbreklerim bozuldu. O zamanlar gençtik, ilaçlarımızı alıyorduk ama doktor kontrolünde değildik. Zaman içinde böbrek sorunu ortaya çıktığında artık son safhaya girmiştim. Çocuklarım var ama onlara günah değil mi? Gencecik çocuklarımdan böbrek alayım ve onları yarım bırakayım… Yani ben çocuklarımdan böbrek alıp yaşamayı hiç düşünmedim. Kendimi buraya alıştırdığım için artık zor gelmiyor bu yaşam şartları. Girne’ye birkaç tane diyaliz makinesi konsa Lefkoşa bu kadar yoğun olmayacak. Biz yıllar önce yokluk içerisinde yaşadık. Şimdi gayet güzel bir ortamda tedavi görüyoruz.

 

Genetik rahatsızlık

Diyaliz hastası; (erkek 50 yaşında) 6 yıldır böbrek hastasıyım. Romatizma hastasıydım. Kullandığım ilaçlar böbreklerimi hasta etti. Kardeşim böbreğini vermek istedi ama o da diyalize bağlı şimdi. 3 kardeş birlikte giriyoruz şimdi diyaliz makinesine. Genetik olarak ailede var yani. Ben memurum, haftanın 3 günü Girne boğazdan buraya geliyorum.

Gönyeli Belediyesi bizi taşıyor

Diyaliz hastası; (erkek, 65 yaşında) 7 senedir böbrek hastasıyım. Çocuklarım böbreklerini vermek istediler ama gençliklerine kıyamadım. Benim şikâyetim şu; ben Adanalıyım. İzine Türkiye’ye gittiğim zaman, orda bütün hastaları servis araçları hastanelere götürüp getiriyor. Burada ise servis yok. Ben Gönyeli’den geliyorum. Biz belediyemizden istedik onlar da sağ olsunlar bu servisi vermeye başladılar bize ama bunu belediye değil hastanenin yapması gerekir. Birçok hasta Güzelyurt gibi uzak bölgelerden otobüslerle zor şartlar altında buraya geliyor. Bu insanların dönüşleri zor oluyor çünkü burası 3 vardiya çalışıyor. Hasta gece çıkıyor ve vasıta bulamıyor. Bu sorunumuz çok büyük yoksa doktorlarımızdan, hemşirelerimizden çok memnunuz. Allah razı olsun, bizlere gereken tüm ihtimamı gösteriyorlar.

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1344 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler