1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. BM raflarında tozlanmak için yeni bir rapor
BM raflarında tozlanmak için yeni bir rapor

BM raflarında tozlanmak için yeni bir rapor

BM raflarında tozlanmak için yeni bir rapor BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon BM’nin Kıbrıs sorunuyla ilgili iyi niyet misyonu raporunu yine her zaman olduğu gibi Rum basını daha yayınlanmadan ele geçirerek yayınladı. Rum basınınca sızdırılanlar doğr

A+A-

BM raflarında tozlanmak için yeni bir rapor

 

 

BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon BM’nin Kıbrıs sorunuyla ilgili iyi niyet misyonu raporunu yine her zaman olduğu gibi Rum basını daha yayınlanmadan ele geçirerek yayınladı.
Rum basınınca sızdırılanlar doğruysa Genel Sekreter raporunda her zamanki gibi tarafların çözüm umudunu yüksek tutmaya ve her iki tarafa da eşit ve dengeli yaklaşmaya özen gösterdi.

Bu nedenle sızdırılan kadarıyla raporun gerçek olduğunu varsayabiliriz.

Buna rağmen çözüm konusunda umutlanmamız için bundan önce de çok kez yayınlanan böyle bir rapor elbette yeterli değildir.

Biz BM’nin iyi niyetinden şüphe duymuyoruz. BM gerçekten olabildiğince yarım yüzyıldır devam eden sorunun çözümüne katkıda bulunmaya çalışıyor. Kimse bu sorunun daha fazla uzamasını istemiyor.

Ama çözüm de gelmiyor.

Taraflar kendi pozisyonlarını karşı tarafa dayatmaya çalıştığı sürece çözüm zaten mümkün değildir.

Herkes, özellikle sorunun bir şekilde tarafı olan herkes elini taşın altına koymalıdır.

Genel Sekreter Ban Ki Moon söz konusu raporunda “liderlerin müzakereleri yoğunlaştırma konusunda anlaşmaları, müzakerelerin yöntemini iyileştirmeleri ve tüm konularda görüş birliklerine varmak için çabalarını yoğunlaştırmalarından ötürü memnuniyetini” ifade etti.

Ban “bu durumun tüm başlıklarda esaslı bir al-vere ve Kıbrıs sorununun tüm temel boyutlarıyla ilgili teferruatlı bir yaklaşıma yol açacağından dolayı Kıbrıs sorununda bir anlaşmaya varılması beklentilerini artıracağını” vurguladı.

Kısaca Ban Ki Moon yuvarlak cümlelerle son Cenevre zirvesinde tarafların kendisine verdikleri sözleri anımsatarak sanki gerekleri yerine getirilmiş gibi bunların olacağını varsayarak olumlu bir tablo çizmeye çalışıyor.

Ama Cenevre’den sonra Kıbrıs’ta işlerin ne kadar yavaş ilerlediğini, çöken yaz sıcağı uyuşukluğu ve iç konulardaki sıkıntılar nedeniyle aslında son görüşmenin de iptal edildiği ve görüşmelere 15 gün de ara verildiği gerçeğiyle bu tablonun uyuşmadığı da bir gerçektir.

Olsun Genel Sekreter iyi niyet misyonu gereği kullanacağı kelimeleri itina ile seçerek kimseyi incitmeden güzel şeyler söylemektedir.

Örneğin bu raporu düz okursanız Ban’ın ekim zirvesi sonrasında “uluslararası konferans” çağrısı yapacağı izlenimine kapılır.

Halbuki Ban raporunda “Ekimde gerçekleştirilecek üçlü zirveden sonra ilerleme yaşandığı zaman; kendisine çok taraflı bir konferans için konuşmaya başlama fırsatı verileceğini” işaret etti.

Özetle Ban “Ancak ilerleme yaşandığı zaman bu konuda konuşmaya başlayabilirim” diyor.

***

Zaman geçiyor.

Zaman geçtikçe sorunun çözümü de giderek karmaşıklaşıyor.

Ama ondan da önce küçücük adamız giderek kalabalıklaşıyor.

Dünya’da hızla yayılan küresel ekonomik kriz dolayısıyla bugünlerde bazı sıkıntılar yaşasa da güney, ekonomik olarak kuzeyden çok daha güçlüdür. Bu nedenle yabancı işçi ihtiyacı dolayısıyla nüfusu da sürekli artmaktadır.

Kimi hesaplamalara göre güneyde 300-400 bin yabancı işçi çalışmaktadır. Bunların bir kısmı vatandaş yapılmıştır, bir kısmı çalışma izinlidir, ama önemli bir kısmı da kaçaktır.

Kuzey’de de durum farklı değildir. Ekonomisi güney kadar gelişmiş olmasa da özel koşulları dolayısıyla kuzey de sürekli göç almaktadır.

Güney Kıbrıs’a özellikle uzak doğu Asya ülkelerinden ve kimi Arap ülkelerinden işçi gelirken, kuzeye istisnaları saymazsak yalnızca Türkiye’den işçi gelmektedir.

Bu durum adada nüfus yığılmasına neden olduğu gibi, yetişmiş elemanların da ülkeyi terk ederek başka ülkelerde gelecek aramasına neden olmaktadır.

Kuzey’deki en önemli tehlike ise Türkiye’den gelen işçilerin kısa bir süre içinde kimi avantajları ve kolaylıkları nedeniyle KKTC yurttaşı olmak için çok ciddi biçimde talepkar olmasıdır.

Böyle bir baskı altında olan UBP iktidarlarının da bu durumdan yararlanmak için buna dur dememesi ve Kıbrıs Türkü’nün erimesi pahasına sürekli yeni vatandaşlıklar dağıtması nüfus yapısını değiştirmektedir.

Bu nedenle çözümsüzlük uzadıkça çözüm isteyen nüfus da oransal olarak azalmaktadır.

Bu anlamda kendi iç meseleleri ile oyalanan ve cesaretle sorunun üzerine gidemeyen Rum lider Hristofyas belki kendisi, belki bir başka Rum lider kendileri için uygun gördüğü bir zamanda sorunu çözmeye karar vermesi halinde masaya kiminle oturacağını şimdiden düşünmelidir.

Ha “Bizim için sorun yok günü geldiğinde biz oturur Erdoğan’la da görüşürüz, belki de onunla daha iyi anlaşırız” derlerse o zaman başka.

O zaman bizim yapacak çok fazla bir şeyimiz yok demektir.

Çünkü gidişatımız bellidir.

Bu durumda BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon’un yayınladığı rapor, eğer doğruysa, gerçekten iyi niyetli hazırlanmış bir rapor olarak öncekiler gibi BM raflarında tozlanmaktan başka bir kaderi olamaz.

Bu haber toplam 597 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler