1. YAZARLAR

  2. Sami Özuslu

  3. ‘Bizimkiler’ (1)
Sami Özuslu

Sami Özuslu

Yazarın Tüm Yazıları >

‘Bizimkiler’ (1)

A+A-

 

Emperyal kültür ezip geçiyor. Baskın, yaygın olan ne varsa her yeri o işgal ediyor. Beynimizi de!..
Sanat, edebiyat, kültür alanında yerel kadar evrenseli de bilmekte fayda var. Klasikler, kaliteli sanat ürünleri seviyeyi yükseltir.
Ancak emperyal kültür toplumlara ‘iyi’yi, ‘kaliteli’yi değili tam aksine kalitesi düşük, ucuz, popüler olanı dayatıyor.
Yüksek maliyetli prodüksiyonlardan söz edilse de, ‘herkese hitap etme’ gayreti nedeniyle kalite seviyesi yerlerde sürünüyor.

**

Bir zamanlar ABD yapımı filmler, diziler yaygındı. Türkiye’de TRT’nin tekel olduğu dönemi hatırlayanlar Dallas’ı, Şahin Tepesi’ni, Aşk Gemisi’ni iyi hatırlar.
Sonra Latin Amerika orijinli ‘sabun köpüğü’ diye anılan ve yüzlerce, binlerce bölüm süren diziler öne çıktı. Konusu basit, sanat içeriğinden yoksun, ucuza çekilen bu diziler fenomen oldu.
Şimdilerde Türkiye kendi dizi sektörünü oluşturdu. Birçok ülkede de bunlar gösteriliyor.

**

Kıbrıslı Türkler kültürel anlamda en fazla Türkiye ile alış-veriş yapıyor. Bu alış-veriş de mal ve hizmet alış-verişi gibi dengesiz. Biz Türkiye’den bolca alıyoruz, ama Türkiye bizden pek bir şey almıyor.
Haliyle ‘dış ticaret açığı’ gibi ‘kültürel açık’ da oldukça büyük rakamlara ulaşıyor.
Bu da bağımlılığın bir başka türü zaten…
Ekonomik, sosyal, askeri, siyasi bağımlılık kültürel bağımlılıkla daha da pekişiyor.
Eğitim sistemindeki entegrasyon hali, medyanın kültür dayatması ile beraber lokali ezip geçerken, İstanbul orijinli bir kültür atmosferi oluşuyor.
Dillerde Türkçe pop şarkılar, ellerde İstanbul baskılı kitaplar, TV’de Osmanlı’yı anlatan dizi filmler, sinemada Yeşilçam filmleri, radyoda arabesk…

**

Türkiye kültür bakımından zengin bir coğrafyaya sahip olmasına rağmen kültürün yayıldığı merkez İstanbul’dur. Dünya çapında sanatçılar vardır Türkiye’de, ancak onların birçoğu da popüler kültürün baskısı ile geri plandadır.
Günümüzde sanat kelimenin tam anlamıyla ‘metalaşma’nın esiridir.
En iyi beste, mükemmel senaryo, süper reji bir yere kadar önemlidir.
Asıl belirleyici olan tanıtımdır, dağıtımdır. Yani yaygın olabilmektir.
En güzel besteyi yapsa dahi promosyonu yoksa işi zordur o sanatçının…
Türkiye’de hal böyleyken, Türkçe konuşulan bizim coğrafyada durum daha da vahimdir.
‘Bizimkiler’ hep İstanbul çıkışlı kültür ve sanat ürünlerinin hem etkisi, hem de baskısı altındadır. Ortada ciddi bir haksız rekabet de vardır ama bu cümleyi İstanbul’a duyurmak mümkün değildir.

**

Buradan İstanbul’a ses duyurmaya çalışmak abesle iştigaldir zaten…
Geçmişte de bugün de Türkiye çapında ünlü olan başarılı sanat ve kültür insanlarımız vardır.
Birçok yazarın, şairin, müzik insanının, sahne sanatçısının böyle bir hedefi olagelmiştir.
Ancak Kıbrıslı sanat ve kültür insanlarının büyük çoğunluğu ‘buralı’ kalmayı tercih ediyor.
‘Buralı’ kalmak ve sesini ‘oraya’ da duyurabilmek…
Bu meseleyi uzun uzun tartışmak gerekiyor.
En fazla da şu soruya kafa yoralım bence: “Acaba biz, kendi sanatçımızın, kültür insanlarımızın sesine yeterince kulak veriyor muyuz ki ‘Türkçe’nin merkezi’ İstanbul’dan duyulmalarını umuyoruz?”
Kendi adıma bu soruya yanıtım nettir: Hayır!
Peki neden?
(Yarına devam)

Bu yazı toplam 1606 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar