1. YAZARLAR

  2. Mert Özdağ

  3. Bizim iş (!)
Mert Özdağ

Mert Özdağ

Yazarın Tüm Yazıları >

Bizim iş (!)

A+A-

Malum, Girne’de çok tartışılan otel inşaatında iş insanı “Bana söz verdiler emirnameyi değişecekler, Kaçak katlar yasal olacak” diyordu…
Aslında bu sözlerde, Kıbrıs’ın kuzeyinde yaratılan “devletle” ilgili kitaplar dolusu bilgi var!
Nereden bakarsanız bakın, yasal olmayan bir durumun savunması olamaz elbette…
Ancak yaşadığımız hukuk sistemi, ya da daha doğrusu hukuksuzluk sisteminde kuralları birileri koyuyor…
Ve bu kurallar, adamına, dönemine göre değişiyor.
Kim mi koyuyor bu kurallar?
Bürokrasi!
KKTC bürokrasisi!
KKTC’deki siyaset-bürokrat-yurttaş üçgeni…
KKTC siyasi ilişkiler-kişisel çözümler diyarı…
Adına ne derseniz, deyin ‘sorunlarımız’, hukuk, yasa, kuraldan çok bu tarz ilişkiler yumağında çözülüyor, ya da çözülemiyor.
Çözülüyor, çünkü kişisel anlamda sorunları çözülen insanlar var, onlar seçilmiş bir kitle…
Çözülemiyor, çünkü eğer sade vatandaşsanız bu ilişkiler yumağında size fayda yok.
Ne diyordu deniz ötesinden gelen iş insanı?
“Bana söz verdiler emirnameyi değişecekler, kaçak katlar yasal olacak”
Aslında adam haklı!
Zira eğer söyledikleri doğruysa (ki bu güne kadar kimse yalanlamadı) adam kendince haklı.

*  *  *

Düşünün, binlerce euro’luk yatırım için bir ülkeye gittiniz…
Hatta yatırıma da başladınız…
Ancak inşaatın belli bir standartta olması gerekiyor…
Çünkü o standartta olmazsanız kendi ülkenizdeki kredi şartlarından faydalanamıyorsunuz.
Gittiğiniz ülkedeki en üstteki yöneticilerle konuşuyorsunuz.
Size “yap da yasayı, emirnameyi değişeceğiz” diyorlar!
Siz de milyon euro’luk yatırıma devam ediyorsunuz.
Sonra bir bakmışsınız ki kaçak iş yapmışsınız!
Yasadışı!
Gayrı yasal!
Kapınızda eylemler başlıyor.
Kimler?
Çevreciler, duyarlı insanlar…
Yasal olmayan bu duruma basın da kızıyor tabii.

Günlerce yayın yapılıyor hakkınızda!
“Bana başbakan düzeyinde söz verildi, emirname değişecek, kaçak katlar yasal olacak” sözünüz de bir savunma olamıyor artık…
Böyle bir karmaşa, böyle bir sarmal bu.
KKTC bürokrasisi denen çeteleşme sanatı bu ülkeye yatırım yapmak için gelen iş insanları ile duyarlı yurttaşları birbirine düşürüyor.
Sonra da aradan sıyrılıp olanları izliyor.

*  *  *

Bu ve buna benzer onlarca olay gösterebilirim size.
Elbette hiçbir yasadışı durumun gerekçesi, savunması olamaz.
Ancak yaşadıklarımız bizlere gösteriyor ki; içerisinde ‘sorunları çözülsün’ diye çırpınan sade vatandaştan, siyasi atama bürokratlara, milletvekillerine kadar çok kalabalık bir grubun olduğu bürokrasi kazanı sorunlarımızın en önemlilerinden…
Araç kayıt dairesi’nde sıra numarası almadan arka taraftaki ‘tanıdık’ memurlara seslenen adamları bilirsiniz!
Hepimiz rastladık bu duruma…
Sorunlarımıza kişisel çözümler bekliyoruz.
“Bizim işi hallet be gardaş”  diye başlayan cümleler bizleri bu hukuksuz, kural tanımaz noktaya getirdi dostlar.
Ve şimdi bir çıkış arıyoruz.Bu sistem değişmeli diyoruz!
Ancak bir bakmışız ki hepimiz aslında bankonun arkasındayız (!)
Hangi banko mu?
Araç Kayıt’ta sıra almayan ve ‘torpille’ işini halletmeye çalışanların dolaştığı bankonun arkasında!
Bilmem anlata bildim mi?


 

UBP kulisleri ‘netlik’ bekliyor

Serdar Denktaş bırakır mı?

UBP içerisinden gelen bilgilere göre Başbakan ile Serdar Denktaş’ın arası açık, limoni…
Bilgi aldığım üst düzey bir UBP’li kaynağa göre; Denktaş Üniversitesi konusu nedeniyle Denktaş ile hükümetin UBP kanadı arasında bir süredir soğuk rüzgarlar esiyor.
Özellikle Denktaş Üniversitesi konusunda kimi UBP’li bakanların ciddi tavrı ve Hüseyin Özgürgün’ün de ‘ortada’ kalan duruşu Denkraş’ın “kırılmasına” yol açtı.
Hem kamuoyunda hem de kabine içerisinde ciddi tartışmalara yol açan Kermiya’daki 220 dönümlük arazi konusu kırılma noktası olmuş.
Kısa bir “terk etme” dönemi de yaşattı Denktaş kabineye…
Önce ABD’ye gitti…
Sonra “Antalya’da tatilde olduğu” söylendi…
Geçen hafta ortaya çıktı.
Yakın çevresine Maliye Bakanlığı’nı bırakmayı düşündüğünü söylediği iddia edilen Denktaş’ın düşünceli olduğu bilgisini geçiyor.
Üst düzey UBP’li kaynak;  Serdar Denktaş’ın bir süre sonra kararını UBP ile paylaşmasının beklendiğini, bu şekilde hükümetin sürdürülemez noktaya sürüklendiği görüşünü ortaya koyuyor.
Ve en fazla beklenen ise Denktaş’ın hükümeti bozmadan Maliye Bakanlığı’ndan ayrılması…
Bu olasılık çok güçlü şekilde masaya gelme ihtimali taşıyor.
Blöf mü, gerçek mi?
Gelişmeleri ve kulislerden gelenleri izleyeceğiz.


 

SAĞCILAR DA NÜFUSTAN ŞİKAYET EDERSE…  

Bir süre önce Kanal T'de Damla Dabiş Özel'in programına katılan Sağlık Bakanı Faiz Sucuoğlu:"Yapı itibarıyla ve doktorlarımızın tüm özverisine rağmen hastane yoğunluğa yetişemiyor.
Yoğunluğun bir nedeni de nüfus" diye konuşmuş…
Anlaşılan "sağ" cenah da yavaş yavaş nüfusun artışının farkına varmaya başladı…
Sayın bakana bir soru da benden: Sayın bakan, sizin de artık şikayet etmeye başladığınız bu nüfus acaba her Bakanlar Kurulu'nda onlarcasını onayladığınız yeni yurttaşlıklar ve kimlikle giriş siyasetiyle ilgili olabilir mi? Acaba?

BU ÜSLUP YANLIŞ… ÇOK YANLIŞ…  

Hüseyin Özgürgün “Anastasadis’in sözleri başa vuran aşırı sıcakların eseri” diyerek son yılların en önemli (!) diplomatik açıklamasına imza attı.
Anladık, güneye taş atmak istiyorsun Sayın Başbakan, yok da “sıcaklardan böyle konuşuyor”! Siyaset de bir yere kadar…
Böylesi bir üslup sizi yüceltmez, aksine küçültür.
Naçizane bir  uyarı kabul edin lütfen!
Bu üslup tamam değil…

 

 

Bu yazı toplam 904 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar