1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Biz kime hizmet EDİYORUZ
Biz kime hizmet EDİYORUZ

Biz kime hizmet EDİYORUZ

Yorum yaptı bir arkadaş yazımın altına… Dedi ki, “Sayın Cenk Mutluyakalı, küçücük bir ülkede bu kadar basının ekonomik çarkının dönmesi mümkün müdür? Ve bu konuda siz başta olmak üzere etik değerlere ne kadar dikkat ediyorsunuz.” Sonra

A+A-

 

 

Yorum yaptı bir arkadaş yazımın altına…

Dedi ki, “Sayın Cenk Mutluyakalı, küçücük bir ülkede bu kadar basının ekonomik çarkının dönmesi mümkün müdür? Ve bu konuda siz başta olmak üzere etik değerlere ne kadar dikkat ediyorsunuz.”

Sonra devam etti, “vicdanınız rahat mı”, “Siyasetin dışında evrensel basın ilkelerine ne kadar uyuyorsunuz”, “Birilerine bir şeyler karşılığında hizmet edip insanları ya da düşünce sistemlerini mi karalıyorsunuz?” falan…

Doğrusu, bir yargıda bulunmadığı ve “sorular” yönelttiği için de yanıtlamak istedim.

Hoş, biz düşüncelerimizi, üzerine “imzamızı” atarak yazıyoruz, böylesi soruları yöneltenler nedense “utanıyorlar” isimlerini yazmaya (!)

 

***

 

Son dönemlerde bu “genellemeci” anlayış moda oldu.

Hepsi satılmış… Hepsi kirli… Hepsi kukla… Hepsi ‘şüpheli’ ...

Elbette, Kıbrıs adasında yaşadığımız onca deneyim, hep başkaları tarafından yönetilmek, “ganimet” kültürü ve kendimize güvensizliğin sonucu bu, yani bu ruh halinin çok daha derin sebebi!..

“En fazla da vicdanım rahat” diyerek başlayabilirim.

Biliyorsunuz, “siyasi yakınlarımız” önemli bir süre, ülkedeki tüm makamların başındaydı.

Yani “torpilimiz” boldu (!)

Ne danışmanlık talep ettik, ne müdürlük geçti gönlümüzden.

Tek bir kuruş, “kamu kaynaklarından” özel hesabımıza girmedi, bu yönde en küçük bir bilgi olsaydı zaten, çoktan dellal düdük ederlerdi.

Gazetecilik yaptık, sadece...

 

***

 

İnsan hakları için çalışıyoruz, bir de hiç saklamadığımız ve övündüğümüz, taraf olduğumuz değerler…

Evet, siyaset yapıyoruz, hepimiz, ayıp değil ki!.. Doğrusu siyaset her anında var yaşantımızın, hep içinde...

Ama “siyasi hedeflerle” gazetecilik yapmadım hiç, ne “delege” oldum ve “parti içi çekişmelerin” içine girdim, ne de vekillik falan hayalleri kurdum.

Siyaset, sigortası yatmayan işçinin hakkını aramaktır en fazla ve tükettiğimiz gıdanın ne kadar denetlendiğini sorgulamak kanımca…

Siyaset, “sokaklarda tören diye ha bire tankların yürümesine karşı çıkmaktır” benim için...

Sömürünün her türlüsüne isyan etmektir...

Eşitsizliğe baş kaldırmaktır.

 

***

 

Bir gün, bir “büyük” iş adamı, “yanlış” bir işini haber yaptığımız zaman aracı koymuştu, “gazetenize bağış yapmak istiyor” diye…

“Kanser derneğine bağışlasın” demiştim.

Doğrusu, tüm otel sahipleri bilir, tatile gideceksem, seyahat acentesinden yer ayırtır, paramı öderim, kimseye “tamamdır” dedirtmemek için!..

Niye de yazıyorum tüm bunları, çok aptalca geliyor ve kendime de kızıyorum doğrusu!..

 

***

 

Ha “etik değerler”den hiç mi sapmıyoruz!..

İmkanı var mı?

Mümkün mü bataklıkta yürümek ve tertemiz kalmak, ayak parmağınızdan saç telinize kadar…

Ama en azından, çabalıyoruz, “ahlaklı gazetecilik” için!..

 

***

 

“Gazeteci” sıfatını kullanarak “habere ulaşma” dışında hiçbir ayrıcalık talebim olmadı…

Ve son söz, ailemiz adına…

Buyurunuz, geliniz, bilançomuz da açık herkese, hesaplarımız da…

“Alın terimizin karşılığı olmayan” tek kuruş varsa, sizle birlikte, çeker gideriz buradan…

 


 

Geçmiş olsun

 

YDÜ Hastanesi’ndeki anjiyo sonrası, birkaç dakikalığına da olsa yoğun bakım ünitesine girme, Ferdi Sabit Soyer’e seslenme imkanı buldum.

Sağlığı da morali de çok iyiydi doğrusu...

Doktorlar da öyle diyor zaten.

Geçmiş olsun...

 


 

7,5 8. İyi imkan !

 

Başbakan Küçük dedi ki, “İftar yemeklerini kişisel imkanlarımla düzenliyorum...”

Onca yemek...

Onca insan...

Onlarca iftar...

Hem de en görkemli otellerde..

“Kişisel imkanlarınız”ın da maşşallahı varmış sayın Küçük!..

Gözümüz yok da..

Bir başbakan “kişisel imkanlar” için de hesap vermek zorunda değil mi?

 


 

İğrenç

 

 

Çocuk cinayetinin duruşması başladı... Basına açık.

Ve tüm “detayları” anlatıyor baba.

Biz, yayınlamama kararı aldık.

Umarım, herkes aynı duyarlılığı gösterir.

Ve umarım ‘sosyal medyanın’ baş konusu olmaz, anlatılanlar.

Daha da çoğaltılmaz, öfkeyle...

“İğrenç”e iğrençlik eklenir o zaman...

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 829 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler