1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Biz başka alem!
Biz başka alem!

Biz başka alem!

Amanın aman yandırdın beni Bıktım bu hallere koydurdun beni Amanın aman yandırdın beni Güldün yüzüme kandırdın beni Mazhar Fuat Özkan’a gidelim dedik, gittik. Adamlar, aşkın, isyanın, güzelin, çirkinin şarkılarını yapmışlar, sözler yazmışlar, üz

A+A-

 

Amanın aman yandırdın beni
Bıktım bu hallere koydurdun beni
Amanın aman yandırdın beni
Güldün yüzüme kandırdın beni

Mazhar Fuat Özkan’a gidelim dedik, gittik. Adamlar, aşkın, isyanın, güzelin, çirkinin şarkılarını yapmışlar, sözler yazmışlar, üzerlerine nota kondurmuşlar, söylüyorlar, gitarlarını tıngırdatıyorlar, para kazanıyorlar… Ne güzel…

O güzel de biz artık aşkın, sevdanın sözlerini bile kendimize uyarlıyoruz. Her sözcükten bişeyler uyduruyoruz yaşamımıza dair… Eğlenemiyoruz bile… Eğlenmeye çalışırken ‘eğlenmek gibi hakkımız var mı’ diye düşünüyoruz, her sözcükte, her notada başka bir anlam arıyoruz.

“Güldün yüzüme, kandırdın beni” dediler, bizim aklımıza bizi kandıranlar geldi.

Bu sabah yağmur var İstanbul'da
Gözlerim dolu dolu oluyor bilinmez niye
Anne sözü dinler gibi masum
Ağladım bu sabah
Günler dayanılmaz oldu

Dediler, bu dayanılmaz günler geldi aklımıza… Devletin maaş ödemek için her ay borçlanması, LTB’nin batması, işçilerin sokakta kalması, batırılan Kurumlar, satılacaklar, bağırmalar, çatışmalar, golifa gibi dağıtılan vatandaşlıklar, adi suçlar…

Ama kopuktu kopuktu zincir, olduramadım
Ne yapsam ne etsem olduramadım

Dediler, bizim çaresizliğimiz! geldi aklımıza… Biz de olduramadık. Doluya koyduk olmadı, boşa koyduk dolmadı.

Uykulu gözlerle döndüm rüyamdan,
Sana sarı laleler aldım çiçek pazarından...
Sen olmasan.. buralara gelemezdim ben...
Sevemezdim bu şehri, anlamazdım dilinden...
Nasıl bir sevdaysa bu, karşı koyamam...
Dayanamam, kıskanırım seni, paylaşamam...
Satırlar uçar gider aklımdan...
Sana sarı laleler aldım, çiçek pazarından...

Dediler, bu topraklar geldi aklımıza her nedense… Ne alakaysa… Nereye gidersek gidelim bizi çeken bu yer… Biz de kıskanırız bu toprakları, paylaşanımız da paylaşamayanımız da… Sarı laleler yerine biz başka bişeyler aldık ama olsun!

Erken kalkmak mecburen
İşe gitmek mecburen
Eve dönmek mecburen
Mecburiyetten

Olan olsun bıraktım
Anlamı yok zorlamanın
Şans kadere inandım
Mecburiyetten

Dediler, bizim mecburiyetten yaptığımız şeyler geldi aklımıza… Neler yok ki! Bu iktidara katlanmak en büyük mecburiyet… Kimliksizliğe dayanmak mecburiyet… Her türlü sınava katlanmak mecburiyet… Zamları çekmek mecburiyet… Yağcıları, yalakaları, koyunları, kuklaları çekmek mecburiyet… Hazımsızlığa, kıskançlığa dayanmak mecburiyet… En kötüsü de doğduğumdan beri olmayan barışa dayanmak gibi bir mecburiyet.

Girne’de Festival bitti, Mağusa’da, Gönyeli’de, Güzelyurt’ta, İskele’de devam ediyor. Gidin, görün, izleyin, eğlenin… Ama bunu mecburiyetten değil, isteyerek, severek yapın.

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 622 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler