1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Birleşik Köşklüçiftlik
Birleşik Köşklüçiftlik

Birleşik Köşklüçiftlik

Kıbrıs'ın kaybolmuş bütünlüğü, yeşil hattın geçtiği Köşklüçiftlik bölgesinde bariz biçimde görülmektedir. Lidra Palas Oteli'nin siyasi kimliği ve geçiş kapısının orda olması birleşmenin başlangıç noktasıdır. Ancak yeşil hattın ve Kanlıdere'nin iki tarafın

A+A-

                                     

 

 

 

Kıbrıs'ın kaybolmuş bütünlüğü, yeşil hattın geçtiği Köşklüçiftlik bölgesinde bariz biçimde görülmektedir. Lidra Palas Oteli'nin siyasi kimliği ve geçiş kapısının orda olması birleşmenin başlangıç noktasıdır. Ancak yeşil hattın ve Kanlıdere'nin iki tarafındaki yerleşim, ev, bahçe planları, yollar ve çevre Köşklüçiftlik'in (şimdilik) bir bütün olduğunu göstermektedir.

Lefkoşa 1940' lı yıllarda, surlar içinden Çağlayan ve Köşklüçiftlik'e doğru  genişlemiş ve o zamanlar ''ova'' denilen yerlere açılmıştı. Arabası olanların parmakla gösterildiği zamanda, bu yerler, surların hemen ötesinde olmasına karşın, çarşıya, pazara, postahaneye, devlet dairelerine uzak olarak algılanırdı.

                                                            ******

Babam, meslektaşlarının kimi Köşklüçiftlik'te kimi Çağlayan'da arsa alıp ev yaptırırken, neden onlar gibi davranmadığını, surlar içinde mülk yatırımı yaptığını  sorduğumuzda, Yenicami'nin her yere yakın olduğunu söylerdi.

Ömrümün bir yarısı Yenicami'de ve dolayısıyla çevresinde en yakın ziyaret ve eğlence merkezi olarak parlayan Çağlayan bölgesinde geçti. Aile dostlarımızın çoğu da orda ev yaptırmıştı.

 

Bazı akrabalarımız Köşklüçiftlik'te ev yaptırınca, yaya olarak onları da ziyaret eder, doğa ile başbaşa yaşamalarından başka her şeyin külfet olduğunu düşünürdük. Bakkal, dükkan, mağaza, lokanta yoktu. Sadece konutlar vardı.

Oraları piknik alanı olarak görürdük.

 

Ömrümün diğer yarısı ise Köşklüçiftlik'te aynı evde geçti ve geçiyor. Lefkoşa'nın hem koptuğu hem de birleştiği yerde. Kopuktur, çünkü 1974'ten beri arada duvar, varil ya da tel örgü vardır. Birleşiktir, çünkü iki taraftaki evler, yerleşme şekli, mimarisi, kullanılan malzemeler, arada akan Kanlıdere, ağaçlar, bitki örtüsü, kuşlar, doğa  aynıdır.

 

Lidra Palas civarı Köşklüçiftlik'in iki tarafında da Ermeni evleri, sarı taş geniş sağlam yapılarıyla dikkat çekmektedir. Çoğunda kolonlarla yuvarlaklaştırılmış giriş verandası çok geniş bahçeye kondurulmuş, bol pancurludur. Geniş sofa oturma alanı olarak kullanılmakta, sofaya 3 ya da dört oda açılmaktadır. Evin üst veya alt katında, kış için camlı oda mevcuttur. Aynı mimari bazı Türk ve Rum evlerinde de görülmektedir.

 

Yine Köşklüçiftlik'in iki tarafında yer alan Türk ve Rum evlerinin ortak yaşam biçimini yansıtan özellikler vardır. O döneme göre modern sayılan bahçeli evlerin giriş verandası, güneşlik odası, bol ahşap pancurlar ve bahçe tellemesi dikkati çekmektedir. Isıtma ve soğutma sistemlerinin modernleşmediği zamanlarda yapılan bu evlerde verandalarda, bahçede ve kışın güneşlikte vakit geçirmek esastır. Kışın soğuktan, yazın da sıcaktan korunmak için pencereler ahşap pancurludur. Yatak odaları, yazda esen melteme bakan şekilde ayarlanmıştır. Evlerin birkaç odasında şömine vardır. Yatak odaları, ve salonda, soğuktan korunmak için tahta (badoma) döşeme vardır. Daha kolay temizlenmesi dikkate alınarak, koridorlar, mutfak, banyo, tuvalet ve verandalar marmaragi (mozayik) ile döşenmiştir. Ortak bir diğer özellikleri, 20x20 ebadındaki sarı, yeşil veya desenli marmaragiler kullanmalarıdır.

 

Bu evlerin restorasyonu için aynı tip ve ebatta marmaragiler orada üretiliyor. Halbuki, bizim tarafta eskiden kullanılan malzemeleri bulmak imkansızdır.

İki tarafta da, evlerin yıkılıp yerine yeni yüksek binaların yapılması sonucunda ortak evler zaman içinde azalsa da henüz, çok iyi tanıdığım eski beyaz boyanmış bahçe demirleri ( küçük kare veya baklava şeklinde)  aynı modeldeki beyaz boyanmış demir bahçe kapıları, ''totonya'' isimli çitler birleşik Lefkoşa'nın simgesidir.

 

Köşklüçiftlik'in iki tarafında yürürken, birleşik evlerdeki yaşam sönüklüğü ile hüzünlenirken, bahçe kapısından, çitinden ve mimarisinden tanıdığım bu evlerin yok olmasıyla adanın gerçekten taksim edilebileceğini düşünürüm.

 

Şimdilik, kaybolmayan ortak simgelerle idare etmekten başka çaremiz yok gibi!   

 

                                                                      30 Ekim 2008 Yenidüzen

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 2758 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler