1. YAZARLAR

  2. Tayfun Çağra

  3. Birkaç günlük Ankara izlenimleri
Tayfun Çağra

Tayfun Çağra

Yazarın Tüm Yazıları >

Birkaç günlük Ankara izlenimleri

A+A-

Kızım Sıla’nın üç aylık stajı için birkaç gündür Ankara’dayım… Evine yerleştirirken staj göreceği hastaneye de ulaşımın kolay yollarını birlikte bulmaya çalışıyoruz.

Ankara’yı çok bilmiyorum.

Onun için de birlikte öğreniyoruz yolları, binaları, mahalleleri, buranın insanıyla iletişimi… 

Çankaya İlçesi’ne bağlı Bahçelievler Mahallesi… Kıbrıslıların yoğunlukla kaldıkları caddeymiş 7. Cadde… Yeni adıyla Aşkabat Caddesi… Henüz bir Kıbrıslıya rastlamadık, (sadece kahveci dükkânında “bir poşet daha verin, hediye vereceyik çünkü!” diyen birilerinden başka…) Herkes Kıbrıs’ta tatilde galiba ama kaldığımız ev kızlarımın arkadaşı Seren’in evi… Onun yaz tatili Sıla’nın staj günleri…

Çok canlı bir cadde 7. cadde… Restoranlar, kafeler, alışveriş dükkânları, bankalar, her türlü ev ve kişisel gereksinimlerin bulunabileceği bir mahalle… Bir boydan boya yürüyüşler…

***

Her zaman dile getiririm yakın çevremde… Şikâyet ettiğimiz konular yanında, Türkiye insanının hizmet anlayışına, restoranda, alışveriş yerinde verilen hizmete, size gösterilen ilgiye başka ülkelerde, Avrupa’da rastlamak zor. Hatta imkânsız. Bir şey almak istemeseniz bile aldırtabiliyor, sizi yeniden oraya getirtebiliyor, önemsendiğinizi hissediyorsunuz. Tabii ki amaç bir şeyler satmak, para kazanmak ama insan da o kadar aptal değil ki!.. İsterse alır, ihtiyacı varsa kullanır veya açsa yemek yer. Bazen ihtiyaç olmasa da aldırtabiliyor! ama olsun, mutlusun ya!..

***

Sözünü ettiğim yerden başka yerlere gitmeye gerek yok aslında ama daha fazla yer, daha fazla mekân, daha fazla bilgi sahibi olmak için de gezilecek yer çok tabii ki…

Bir yerden bir yere giderken, ister dolmuş, ister taksi, isterse otobüs… Mutlaka Ankara’nın merkezinden, yani 15 Temmuz’da o gece adı konan FETÖ denen şeyin bombaladığı Bakanlıklar Bölgesi’nden, TBMM’nin önünden geçersiniz… O gece TV’de gördüğünüz havadaki uçakların bombaladığı caddeleri adımlarsınız… Ankaralı o günlerin travmasını atlatmış görünse bile mutlaka bir yerlerde bir yara bırakmıştır.

***

İstanbul’a göre düzenli bir yer olmasına rağmen yine de trafik sorunu burada da büyük… Metro henüz çok yaygınlaşmamış… Kısa bir mesafeye gitmek için bile iki metro hattı değişmek durumunda kalabiliyorsunuz.

En kolay ulaşım her yöne giden dolmuşlar… Her yöne 2.75 TL… Dolmuş şoförünün yanında bozukluk kutusu, dolmuşa her giren bozukluk paraları şoföre uzatıyor, şoför bir yandan dolmuşu kullanırken diğer yandan paraları alıyor, para üstü veriyor, vermeyeni uyarıyor, hemen arkasındaki yolcuyu para alıp veren muavin gibi kullanıyor.

Dolmuş yolculuğu hem zor hem de eğlenceli… Belki kısa süreli olduğum için… Daha uzun süre ne kadar çekilir bilemiyorum ama zaten İstanbul veya Ankara’da yaşasam araba kullanmam mümkün olamayacağından dolmuşa abone olurdum diye düşünüyorum. Kıbrıs’taki trafiğimize de yansımış olan şeritsiz araba kullanmak tarzı bir Türkiye’de, bir de Hindistan, Pakistan gibi ülkelerde var sanırım. Bazı yollarda zaten şerit yok ama olanlarda da yok gibi zaten…

Onun için Kıbrıs’ta bu şekilde araba kullanan birilerini görürseniz alışkanlıktan olduğunu bileceksiniz ama lütfen bilmekle kalın, alışkanlık haline getirmeyin sakın!

Ankara izlenimleri bu kadar… Ama bir de alttaki fotoğraf ve altındaki yazı var.

 


7. Cadde

tayfun-foto.jpg

Bahçelievler 7. Cadde’nin şimdi yeni bir ismi var; Aşkabat Caddesi… Nedendir bilmiyorum, birçok caddenin, sokağın ismi değişmiş. Sokak tabelaları üzerinde resimdeki gibi eski ve yeni isimler birlikte yazıyor… Bu değişen isimler arasında o mahallelerin çok güzel bir özelliği var ki çok yeşil, çok ağaçlık… Ankara’nın özel ağacı diyebileceğimiz, bizim adını ‘at kestanesi’ olarak bildiğimiz dev ağaçlar, caddeleri, sokakları, park ve bahçeleri süslüyor. Kıbrıs’ta bazen “evimin, dükkânımın önünü kapatıyor” deyip cılız ağaçları bile kestiğimizi düşününce buradaki kadar bile olamadık diye düşündüm. Bu güzellikler içinde el arabalarıyla bir de kâğıt-karton toplayan çocuklar ve gençler… Canlılık, hoşluk içinde biraz çirkin görüntü olsa bile yeniden dönüşüme katkılarını ve ekmek parası peşinde ter dökmelerini takdir etmemek mümkün değil. Bir de kafelerde yaş sınırı yok. Kıbrıs’ta kafeler artık genç yaştakilerin mekânları gibi… Oysa burada çocuğu, genci, orta yaşlısı, yaşını almışları… Oturup kahvaltısını yapıyor, kahvesini içiyor, öğle veya akşam yemeğini yiyor. En azından bu bölge böyle!..


 

Aynı şeyler!..

Ankara’daki birkaç günlük arada Yenidüzen haber paketinden mesajlar gelmeye devam ediyor… Aplıç kapısında “bizim irademiz net” demiş Erhürman, güneyden kararlılık bekliyormuşuz, yine iş kazası olmuş, 18 yaşındaki bir genç yaşamını kaybetmiş, sınır kapılarında Kıbrıs’ın güneyi akaryakıt önlemi almış vs… Birkaç gün ama insan bir değişiklik bekliyor işte!..


 


Üç beş satır

Bir yanım eski bir temmuz başı

bir yanım kurumaya yüz tutmuş papatya

dudaklarımın bağ bozumunda

minik bir cümlecik şimdi:

kaç kaç kaç git uzaklara!

 

Faize Özdemirciler 

Bu yazı toplam 635 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar