1. YAZARLAR

  2. Mert Özdağ

  3. Birikim Özgür’ü dinlemek...
Mert Özdağ

Mert Özdağ

Yazarın Tüm Yazıları >

Birikim Özgür’ü dinlemek...

A+A-

 

Çiçeği burnunda Maliye Bakanı Birikim Özgür’i dinledik dün.
Yeni görevini devraldıktan sonra ilk kez YENİDÜZEN’e konuştu, bu bizi çok sevindirdi.
Kendisine tekrardan teşekkür ederiz…
Röportajın ayrıntılarını MELTEM SONAY’ın kaleminden gazetemizde okuyacaksınız.


Kamu maliyesi ve ülke ekonomisi adına çok önemli saptamalar ve çözüm önerileri ortaya koydu Birikim Özgür…
Bir kere şunun farkında: Böyle gitmez!
Bir şeyler değişmeli diyor.
Israrla, tekrar tekrar “zihniyet dönüşümünden” dem vuruyor.
Ekonominin büyütülmesi gerekliliğinin altını çiziyor.
Özelleştirme, nam-ı diğer “göç yasası” denen yasa ve diğer tüm konulara daha genel bir yorumla cevap veriyor.
Eğer ekonomi büyürse 2016’da radikal değişikliklerin olabileceğine dikkat çekiyor.
“Göç Yasası 2016’da kalkar mı” diye sorduğumuzda “Eğer beklenen büyüme gerçekleşirse bu yasanın değişebileceğine, 2016’da maaşların eşitlenebileceğine” vurgu yapıyor.

Peki Birikim Özgür’ün tekrar tekrar anlattığı bu zihniyet dönüşümün ve ekonomik büyüme modelinde neler var?
Öncelikle yatırım…
Hem iç hem de dış yatırım…
Yatırım olursa Maliye daha fazla vergi toplar, işsizlik azalır, piyasadaki sıcak para akışı artar, bundan herkes kazanır.
İdeolojik fikirlere saplanıp yatırıma düşman bir duruş sergilenirse memleketin zarar göreceğini düşünüyor.
Bunun yanında sosyal adalet anlayışını da önemsiyor Birikim Özgür…
“Liberalsin” eleştirilerine inat “Liberal ekonomi ile maliye yönetilse sosyal adaletten yana bütün hakların budanması gerekir” diyor, kendilerinin tam aksine bunu yapmadığını örneklerle açıklıyor.
“Biz solcu bir partiyiz” sözünü birkaç kez tekrarlıyor.
Ancak sosyal adaletle yatırım sentezinin iyi bir ekonomik model olacağını düşünüyor.
Zihniyet dönüşümünün sadece maliye değil, her bireyin taşıması gereken bir sorumluluk olduğunu vurguluyor “Bizler elimizi taşın altına koymuşken birileri rahat olmamalı” diye konuşuyor.
Mesela yerel yönetimler…
Bir an önce mali yapılarını düzene koymalarının elzem olduğu bir gerçek…
Birikim Özgür “Örneğin biz, belediyelerin harcamaları ile ilgili belli bir düzenlemeye gidilmesi gerektiği noktasında bir siyasi irade oluşturmaya çalışırken, onlar, hayır 2018 geçsin, sonra bu düzenlemeler gelsin diyerek ellerini kollarını sallayarak, güle oynaya 2018’deki yerel seçimlere girmeyi düşünmeleri ne kadar doğrudur” diyor.
Lefkoşa Belediyesi’nin ekonomik anlamda kötü yönetildiğini söylüyor örneğin…
“İkinci Cemal Bulutoğluları vakası olma ihtimali yüksek” diyor Mehmet Harmancı için…
“Belediye Başkanı’nın ne yapmak istediği ile ilgili toplumun algısı net değildir. Dolayısıyla Cemal Bulutoğluları ile benzeşme riski vardır, buna Sayın Başkan’ın dikkat etmesi gerekir kanımca…” diye ekliyor…
Özetle Birikim Özgür zihniyet dönüşümü ve ekonominin büyütülmesi adına kendine önemli hedeflerle Maliye gibi güçlü bir bakanlığın kaptan köşkünde şimdi…
Değişim adına hayalleri var. Kendi takvimleri…
Sosyal adalet ve sol değerlerle sentezlenmiş büyük bir ekonomi kurmak istiyor.
Bunu başarabilecek mi dersiniz?
Önümüzde çok süre yok…
2 yıl sonra seçim var…
2 yıl hem uzun, hem de kısa bir süre…
Yeter ki niyet olsun.
Yeter ki toplum değişme yönünde tavır geliştirsin.
Neden olmasın? Hep birlikte izleyeceğiz...

--------------------------------------------

“Saray’dan maaşlı” TDP’li danışmanlar kimler?

Cumhurbaşkanlığı’na Akıncı’nın seçilmesiyle hem “atama” hem de “danışman” adı altında Saray’a bazı kişiler istihdam edildi.
Bunlardan biri Akıncı’nın seçimlerdeki propaganda ekibinin sorumlusu…
Hatta bazı TDP ve BDH geçmişleri ile bilinen gazeteci ağabeylerimizin de Saray’dan “danışmanlık” maaşı çektikleri de iddia ediliyor.
Pek bizim sorularımızı takmaz, görmez Saray’ın şövalyeleri ama biz yine de soralım, “şeffaflık ilkesi gereği” belki duyan açıklayan olur, ne dersiniz?

• Cumhurbaşkanlığı’na Akıncı göreve geldikten sonra KİMLER İSTİHDAM edilmiştir?

• Cumhurbaşkanlığı’ndan yeni ve eski dönemde KİMLER DANIŞMAN MAAŞI çekmektedir?

• Seçim propagandasını yürüten ekibin başının SARAY’A İSTİHDAM EDİLDİĞİ doğru mu?

--------------------------------------------------

Protokol Masası, uzlaşı zemini...

Sendikalarla Maliye Bakanı Birikim Özgür’ün ilk buluşması “tatlı” bir ortamda geçti... Hem bakan hem de sendikalar beklentilerin aksine sakindi. Bunca zaman gerginliklerle ün yapmış “Protokol Masası”nın tatlı hali uzlaşı adına umut verdi. Masada pazarlığın başlamasıyla herkesin de eteğindeki taşı görebileceğiz. Bakan Özgür bu şartlarda HP artışı dışında bir artış öngörmüyor. Hatta 2016’da HP artışının eskisi gibi, yani herkese maaşı üzerinden verileceğine da vurgu yapıyor. Bakalım sendikalar nasıl önerilerle masaya gelecek. Gerçekçi, ülke şartlarına uygun talepler mi gündeme gelecek, yoksa “ütopik” görüşler mi? Hep birlikle izleyeceğiz. Ancak anlaşılan bu masadan uzlaşı çıkabilir...

---------------------------------------------------------


not defteri

O SES “KIBRISLI”… 
Güzel kızımız Türkan Türkiye’deki O SES TÜRKİYE isimli programa katılıp yarıştı. İlk bölümde çok güzel bir de şarkı söyledi.
Hepimiz duygulandık, çok sevindik.
Böylesi temsiliyetler Kıbrıslı Türkleri fazlasıyla gururlandırır, biliyorum.
Ama “gururun” dozunu kaçıranlar var yine, ne yazık.
Türkancığımız şarkısını bitirdikten sonra jüri üyelerinden Gökhan’ın “Anne baba da Türk mü” sorusu sosyal medyayı salladı resmen.
Aman efendim ne demek de, Kıbrıslı Türklere hakaret edersin vs, vs, vs…
Yahu Türkancığımız İngilizce şarkı söyledi. Gözleri renkli…
Bir Akdenizliden çok Avrupalı bir tipi var.
Normal değil mi yabancı olduğunu düşünmek?
Hemen böylesi düşman ve agresif tavırlar sergilemek aşırı değil mi sizce?
O kadar tepki gösterildi ki bu duruma Türkan’ın başarısı neredeyse gölgede kalıyordu.
Biraz sakin a dostlar biraz daha sakin.
Her konuyu “aşırı Kıbrıslı” penceremizden okumaktan vazgeçelim biraz.
Kızımız muhteşem bir sesle hepimizi temsil etti.
Kırmadan dökmeden, öfkelenmeden, bu gurur bize yeter…

**

ÖZEL OKULLARIN “HAPPY”Sİ ÇOK… Özellikle özel okullarda Ekim sonu Kasım başı öğrenciler için baş döndürücüdür. Ekim sonu “Happy Hallowen” diyerek Cadılar Bayramı’nı kutlatılan öğrencilere bir hafta sonra “ATATÜRK ÖLDÜ” diyerek 10 Kasım anması yaptırılır. Özel okullarımızın karışık meyve suyu tadındaki müfredat ve etkinlik programlarında Christmas da vardır, Kanlı Noel de, 23 Nisan da, Pink Day de, Denktaş’ı anma da …  
Biraz Avrupa, biraz Türkiye biraz da yerli müfredat kattık, ortaya bu çıktı.
İşkembe çorbasına pizza batır da ye… 

**

“NE ÇAĞIRALIM BE BUGÜN… TAVUK DOLMA?”
Birkaç devlet dairesine işim düştü dün.
Allah düşürmesin! Gerçekten bu kafayla işimiz zor.
Açık söylemek gerekirse memurlarımızın iş yapmaya niyeti yok yahu. En azından benim tanık olduğum manzaralar içler acısı.
Sabah sabah ellerinde nescafeler, çaylar… 1 saat “günaydın” faslı…
“Napan ne eden” sohbetleri.
Yüzünüze bakan yok.
Saat 11’e doğru biraz iş, o da yavaş yavaş, yorulmadan.
Öğlene doğru yemek faslı:  “Ne çağıralım be bugün… Tavuk Dolma?”
Öğleni biraz geçtik, hade bay bayyy.
Gülsem mi ağlasam mı, bilemedim.

Bu yazı toplam 1952 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar