1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. BİRAZ DA FUTBOL!..
BİRAZ DA FUTBOL!..

BİRAZ DA FUTBOL!..

Hepimiz de biliyoruz ki, bet ofisleri ve şans oyunlarından Spor Dairesi’ne her yıl çok büyük paralar akmaktadır. Bu paraların da doğal olarak sporumuza ve aslında eğitime yönlendirilmesi gerekmektedir. Her türlü bet ofisi ve şans oyununa karşı olsam

A+A-

 

Hepimiz de biliyoruz ki, bet ofisleri ve şans oyunlarından Spor Dairesi’ne her yıl çok büyük paralar akmaktadır. Bu paraların da doğal olarak sporumuza ve aslında eğitime yönlendirilmesi gerekmektedir. Her türlü bet ofisi ve şans oyununa karşı olsam da en azından elde edilen gelirin ülke gençliğinin kaliteli yetişmesine katkı koyduğunu görmek hepimiz gibi beni de mutlu edecektir. Ama çoğu konuda olduğu gibi bu konuda da popülizm, yalakalık ve rant sağlama adına peşkeşin Allah’ı yaşanmakta.

Milli Eğitim ve Spor Bakanlığı, her yıl futbol kulüplerine “alt yapı yardımı” adı altında para yardımı yapmaktadır. Peki ama, bu yardımlar hangi kritere göre yapılmaktadır ve hangi resmi yayın organında yayınlanmaktadır? Dahası bu yardımları kim denetlemektedir? Bir bakarsınız neredeyse yılda altı maç yapmayan, kümede bile olmayan bir takıma 15,0000 TL’lik yardım yapılırken, şampiyon olmuş ya da kupayı almış takım sadece 3000TL yardım alabilmekte.

AYRIMCILIK…

Diğer yandan, takımlar her yıl lig başlarken kampa gitmekte. Sanki çok zengin bir ülkeymişiz, ya da uluslararası müsabakalara hazırlanıyormuşuz gibi yurt dışı kamplara gitmek de son yıllarda acayip moda oldu. Spor Dairesi de bunu körükleyerek yine bazı takımlara yurt dışında kamp yapmak adına yardım yapmakta. Gelin görün ki, bunun da kriteri, ilkesi yok. Örneğin bir üçüncü lig takımı bu yardımı tereyağından kıl çeker gibi alırken; yine en azından bir önceki yıl başarılı olmuş takımlara kaynak yok! Kısaca gençlerimizi kumarın batağına sürüklemek pahasına izin verilen bet ofislerinden akan büyük paraların nerede nasıl kullanıldığını sizin yorumunuza bırakıyorum.

Gelelim sahalarımızın durumuna... En uç beldemizden, şirin mi şirin, tarihi Lefke kasabasından başlayalım. Lefke 16 Ağustos Zafer stadı bir yıldan beri tamirde. Ekstralarla birlikte bu sahaya bir milyon Türk lirası para harcanmış ama gelin görün ki saha henüz lige hazır bile değil. Pes vallahi; bu ne zenginlik, bu ne hesapsızlık!

Güzelyurt Zafer Stadı’nın o kazınan çimlerinin nesi vardı kimse anlayamadı. Yıllardır ülkemizin  en kaliteli sahalarından biriydi ama bir ay önce çimleri her nedense söküldü. Bundan dolayı Güzelyurt kulüpleri Baf Ülkü Yurdu ve Binatlı en az yarım dönemi dışarıda oynamak zorunda kalacak. Amaç yine birilerine rant sağlamak mıydı acaba?

GÜZELYURT YÖRESİNDEKİ DENGESİZLİKLER…

Genç nüfusun gittikçe azaldığı Güzelyurt yöresine yapılan spor komplekslerinin ardı arkası kesilmiyor. Hani kalemim varmıyor ama orası güzel bir mezarlığı hak ederken Güzelyurt ve  Bostancı’da tam altı adet çim saha var. Olayı “Bu yıl açılan sentetik çim sahanın hemen yanında Binatlı’nın sahası dururken o tesise ne gerek vardı?” diye sorgulamak ve çocuklarımızın geleceğini birilerine peş-keş çekenlere hesap sorma hakkımız vardır herhalde. Bu da halk yardakçılığı ve rant değilse nedir Allah aşkına!

Ve bunun hemen arkasından bir başka soru: “Altı adet tesisi art arda yapmak tamam da bunların bakımı niye yapılmıyor? Yoksa taktik önce yap, sonra kurut ki yeniden birilerine yaptırtmak gibi bir neden mi var?”

Dedik ya Güzelyurt ve Bostancı’da tam altı adet çim saha var ama nedense beş dakika uzaklıktaki Zümrütköy’e de çim saha yapıldı. On dakika uzaklıktaki Gayretköy’e de süper lüks saha yapılma aşamasında. Peki, ama bu kadar çok saha neye hizmet edecek? Gayretköy yılda kaç maç yapıyor? Elbette ki yapsın ama bu maçlar Güzelyurt’taki sahalarda yapılamaz mı? Bu da popülizmin bir başka boyutu değil mi?

LEFKOŞA, GİRNE VE MAĞUSA…

Gelelim Lefkoşa’ya. Kıbrıs’ın en köklü ve tarihi takımı Çetinkaya’nın futbol oynayacak bir sahası yok. Yenicami ve Gençlik Gücü’nün de öyle. Lefkoşa’da tek sahası olan takım Küçük Kaymaklı, onun da hemen yan tarafına antrenman sahası yapıldı. Altı ay önce yapılan bu sahanın nedense çimleri kurudu, şimdi sahaya sentetik çim döşenecek.

Yusuf Kaptan, yine Kıbrıslıtürkler için tek kelimeyle bir anıt saha. Venedik surlarının çevrelediği, buram buram tarih kokan nostaljik bir alan. Çim olan saha kurutuldu, şimdi sentetik çim yapılıyor. Yani onu da yok etme kararı alındı.

Atatürk Stadı; bir zamanların medarı iftiharımız. Milli maçların yapıldığı büyük bir kompleks. Şimdilerde çimi futbol oynamaya uygun değil. Büyük ihtimalle bu yıl da futbol oynanamayacak. Bir çok memur ve işçinin istihdam edildiği bir dairede bu ne biçim bir lahana turşusu; ne olur biri bana anlatsın!

Gelelim Girne’ye. Girne’de saha diyeceğimiz tek yer bize Rum’dan kalan 20 Temmuz sahası. Çimi güzel, bakımı mükemmel ve futbol oynamaya elverişli bir saha. Girne’de ikisi süper ligde olmak üzere dört takım var. Girne gibi büyük bir bölgeyi tek saha mükemmel bir şekilde idare edebiliyor.

Ve Mağusa… Orada iki saha var. Biri çim, biri sentetik. Dr. Fazıl Küçük sahasının çimi kurumuş bir tarla  durumunda. Geçen yıl büyük bir coşkuyla açılan tarihi Canbulat stadının ise ne doğru dürüst bir soyunma odası, ne de futbol izlenebilecek bir tribünü var.

Yine spor dairesindeki bir başka sorun da onca istihdama rağmen dışarıdan hizmet alma modası. E güzel de, çimler için dışarıdan keyfi alınan suların çime uygun olup olmadığının tahlilleri niye yapılmıyor da onca sahanın çimi kuruyor ve çocuklarımızın parası çöpe atılıyor?

Bu ülkenin milli geliri olması gereken onca para futbola ve sahalara harcanırken maalesef Kuzey Kıbrıs’ta kullanılabilecek bir iki sahanın dışında gerisi hikâye.

MELİS REDİF…

Ve değinmeden edemeyeceğim bir başka konu: Medarı iftiharımız Melis Redif... Melis Redif, olimpiyatlara giderken ona üç de bakanlık görevlisi eşlik etti. Bu görevlilerin yol harcı 3000 İngiliz sterliniymiş. Elbette birisi gidebilirdi ama neden üç kişi? Neden Melis’in anne ya da babası değil? Sonuçta Melis Türkiye Milli Takımı adına yarıştı. Antrenörü de Türkiye Milli takımındaydı. Olimpiyat madalyası kazanan Türkiye’nin başbakanı Sayın Recep Tayip Erdoğan gitmiyor da bizdeki bu zenginlik ne? Yoksa ekonomi gerçekten uçuyor da biz mi farkında değiliz? Bu kadar para eğitime harcanabilecekken maalesef halk yardakçılığı uğruna havaya uçuyor. Ve bugün birçok okulda olduğu gibi Dipkarpaz köyü eğitime yine öğretmensiz başlamak durumunda kalacak. Oradaki çocukların da 15 Eylül’de eğitime başlama hakları yok mu?

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1108 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler