1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. BİR ZAMANLAR ARABAHMET
BİR ZAMANLAR ARABAHMET

BİR ZAMANLAR ARABAHMET

Arabahmet Mahallesi’nin yakın zamandaki en belirgin özelliği; sokaklarında ve evlerinde yaşam bulan çok kültürlü, çok dilli yapısı idi

A+A-

 

 

Damla Kodan

Zafer Kodan

Zkodan@yahoo.com

 

Lüzinyan dönemine kadar uzanan köklü bir geçmişi olan Arabahmet Mahallesi’nin yakın zamandaki en belirgin özelliği; sokaklarında ve evlerinde yaşam bulan çok kültürlü, çok dilli yapısı idi. Lefkoşa surlar içerisindeki Mahalle, Sarayönü Meydanı ile Baf Kapısı arasında yer almaktadır. Osmanlı döneminde “Baf Sokağı”, İngiliz Dönemi’nde “Viktorya Sokağı” ve şimdilerde ise  “Şehit Salahi Şevket Sokağı” olarak bilinmektedir.

Bu çalışma, bölgede uzun yıllar yaşamış olan insanlarla yaptığımız görüşme ve derlediğimiz bilgileri içermektedir. Yapılan görüşme ve derlenen bilgiler göstermiştir ki mahalle, yaşayan insanlardan dolayı (Ermeni, Rum, Türk) çok kültürlü, çok dilli özelliğini uzun yıllar korumuştur. Arabahmetlilerin görüşleri,1990 yılların sonuna doğru bölgenin bu yapısına vurgu yapmak ve Arabahmet Mahallesinin bir kültür-sanat bölgesi olmasına dikkat çekmek amacıyla düzenlenen “Arabahmet Yaşıyor” adındaki şölen (ki çok sayıda insan ve kurumun katkısı bulunmaktaydı) sırasında bir gösterim için yapılan görüşmelere, daha sonra bunlara Damla’nın bir çalışması için sevgili Hatice Tunga’nın da dahil edilmesini içermektedir. İstedik ki, bu çalışma kaybolup gitmesin. Büyük çoğunluğu belki de artık hayatta olmayan Arabahmetlilerin sesleri geç de olsa size ulaşsın.

ARABAHMET:ÇOK KÜLTÜRLÜ MAHALLE

Mahalle, uzun yıllar (toplumlararası çatışmaların başlamasına kadar)  çok renkli, çok kültürlü ve çok dilli yapısını sürdürüyor. Mahallede, Türkler, Rumlar ve Ermenilerin uzun yıllar sorunsuz, birarada yaşadıkları bilgisini ediniyoruz. Farklı etnik kökenden gelen bu insanların birarada yaşamalarına ve iyi komşuluk ilişkilerine rağmen, çok fazla iç içe geçmiş bir yaşam şeklinin olmadığını tesbit ediyoruz. Mahalleli ile yaptığımız görüşmede de, zannaatkarlıkla daha çok Ermenilerin uğraştıklarını öğreniyoruz.

SALİSE REMZİ ÖZVERİ

Arabahmet’de , çeşemenin yanına kadar, Ermeni, Rum ve Türkler karşık otururdu. Papaz oturdu, Hakim Hıfsı efendi oturdu,doktor Fikret beyi otururdu, Paşa ailesiydi, çok okumuş ,iyi insanlarımız vardı, mahallede fena insan yoktu, tertemiz komuşularımız vardı. Kadınlar, çocukları okula, kocalarını işe gönderirler, sonra da ev işlerine dururlardı. İşler bitince, komuşularımız ile oturmaya giderdik.Çetinkaya'nın karşısında hısarın üstünde otururduk. Hısarın üstü açıktı ve ağaç doluydu. O Ağaçların altını evkaf ve belediye temizlerdi, biz de süpürürdük,din Irk ayırımı olmadan,sadece insan olarak, bütün komuşular toplanır, o ağaçların altında otururduk,kahve içerdik,vakti olan elişini de çıkarır yapardı.Tığ işi yapardık, yemeni yapardık,yemenileri paraynan yapardık, götürürdük rum tarafında o yemeniler satılırdı. Arabahmet'te o dönemde ermeni ve rum daha fazlaydı. Kadınlar hepbirlikte kahve içer çarşıya giderdi. Kadınlar yemeni yapar ve satarlardı; böylece evlerine ek gelir sağlarlardı.”

HASAN TUNGA

“Bu mahhalede esaslı aileler vardı hepsi hoca , müftü, doktor, hakim...Hacı Münür Efendi,Hafız Tayyib Efendi,Hacı Şefik Efendi, bunlar kardeştiler ve bir de ağabeyleri vardı hakim Fevzi efendi,hepsi bu mahallenin sakinleriydi. Birçoğu bizim akrabamızdı. Bayramlarda herkes birbirinin evine gider, birbirini tebrik ederdi. Bayramda, genelde herkes Sarayönü’nde olurdu yada Girne kapısında olurdu. Eskiye göre o sevgi saygı ve hürmet kalmadı. Uzun kuyruklar halinde, su yerlerine giderdik ve oralarda piknik yapardık.O dönemde, Ermeni ve Rumlar Türklere göre, daha çoktu.”

 

HATİCE TUNGA

 1958 dönemelerinde Arabahmet Sokağının başında bir Rum bakkal vardı, bakkalın hemen yanında Ermeni kilisesi vardı. Arabahmettte yaşayan birçok Ermeni vardı, Türk çocukları ve Ermeni çocukları sokakta beraber oynardı. Fakat, hiç birbirlerinin evlerine gitmezdi. Tanzimat Sokağının hemen yolunda şapkacılar, terziler, kuyumcular ve ayakkabıcılar vardı ve bunların çoğu Ermneniler idi. Arabahmette yollar her zaman dardı. Eskiden herkes birbirini tanırdı ve Arabahmette yaşamaktan çok mutluydu. Doktor Fikret bey çok meşurdu ve "Beliğ Paşa" konağı olarak bilinen 23 odalı bir konağı vardı. Cami’deki hocaları tanırdık ve bazılarıyla akraba idik. Arabahmet'te akşam oldu mu? Her evden bir müzik aleti sesi duyulurdu. Genelde de bunları çalanlar Ermeniler idi ve özellikle mandolin çalmaya çok meraklı idiler. Arabahmet’de 1958'den -1963'e kadar hiç okul yoktu.1963'den sonra Arabahmet İlkokulu açıldı. Varşak efendi çok meşhur bir mobilyacı idi. Eskiden komşuluk ilişkileri çok güzel idi. Mahallede kapılar hep açık oturulurdu. Akşam hava serinleyince, herkes sandalyesini alıp dışarıya çıkardı. Eskiden kadılar, genelde hep ev hanımı idiler ama kocalarına katkıda bulunurlardı. Elişleri yaparlardı ve elişlerini satarak, para kazanırlardı. Arabahmet’de  genelde hep zengin, varlıklı insanlar yaşardı.”

 

 

 

RÜSTEM YILMAZ

Bu mahallede ekseri Ermeniler vardı. Rum, tek tük vardı;karışık yaşanırdı ve rahattı.Ermenilerin bir kulübü vardı genellikle oraya giderlerdi,türklerinan çok karışmazlardı, bir tatlıcıları verdı kilisenin yanında,gider ondan alış veriş yaparlardı. Bu mahelleye, Arabahmete  ilk  seyyar satıcı olarak geldim. yanında çıkarklık yaptığım kişi dükkanını bir süre sonra satmak istedi ben de hava parasına aldım.Ondan sonra tatlıcı dükkanını açtım. ondan sonra böyle geçinip gittim”.

FATMA HIFSILAR

 En değerli yerdi Arabahmet. Herkes geldiğinde parmak ısırırdı, o kadar ki temizdi. Mahallede Ermeniler, Türkler ve Rumlar kalırdı. Herkes kardeş gibiydi. ve o dönemler Arabahmet çok temizdi.”

 

Sonuç

Sonuç itibarıyle Arabahmet mahallesinde yaşayan insanlardan öğreniyoruz ki; mahalle uzun yıllar farklı etnik kökenden insanlara ev sahipliği yapmış. Farklı kökenden insanların birarada kavgasız gürültüsüz, hoşgörü içerisinde yaşadıklarını da yine onlardan, anlattıklarından öğreniyoruz.

(Bu yazı bir okulun ders projesi olarak hazırlandı)

Not: Bu yazının yayınlanması Lefkoşa’daki Arabahmet Bölgesindeki Kıbrıslıtürkler arasında “Ermeni Kilisesi” olarak bilinen Ermenilere ait Sourp Asdvadzadzin Kilisesi’nin restore edilmesinin ardından, kullanım için bir üniversiteye (YDÜ) verilmesi ile ilgili tartışmalara denk geldi... Dileğimiz ve isteğimiz odur ki; kilise sahiplerine iade edilsin... Ayinleriyle, dilleriyle, kültürleriyle, çalgılarıyla, kitaplarıyla, renkleriyle yaşasın diye...        

 

Bu haber toplam 523 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler