1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Bir taraf çekilirse biter...
Bir taraf çekilirse biter...

Bir taraf çekilirse biter...

Downer önceki gün yaptığı açıklamada Kıbrıs Türk tarafının görüşmelerin 1 Temmuz’dan sonra devam etmesinin anlamsız olacağı görüşüne sahip bulunduğunu, Kıbrıs Rum tarafının ise bunun devam etmesi taraftarı olduğuna işaret ederek, “eğer bir tar

A+A-

     

 

Downer önceki gün yaptığı açıklamada Kıbrıs Türk tarafının görüşmelerin 1 Temmuz’dan sonra devam etmesinin anlamsız olacağı görüşüne sahip bulunduğunu, Kıbrıs Rum tarafının ise bunun devam etmesi taraftarı olduğuna işaret ederek, “eğer bir taraf görüşmelere bir kez daha gelmeme kararı verirse, bu son demektir” dedi.

Bu ne demektir?

Açıkçası bu “görüşmeleri ben bitirmeyeceğim, siz gelmezseniz kendiliğinden bitecek” demektir.

Bu durumda da elbette görüşmelere gelmeyen taraf bunun bedeline de razı olacak.

Yani 2004 referandum sürecinde, referandumda evet diyerek ve ondan sonraki süreçte barış ve çözüm istemini hep en önde tutarak elde ettiğimiz olumlu imaj bir çırpıda silinecek.

Kıbrıs Türk tarafı bir kez daha dünyadan kopuk mandra yaşamına geri dönecek.

Süreç hızla bu noktaya taşınıyor.

Bu noktaya taşınması ne Eroğlu, ne de UBP’nin umurunda değil.

Statükocular şimdiden eski rüyalarını yeniden görmeye başladılar. “Görüşmeler kesilecek, mandranın kapıları dünyaya kapatılacak, kalan tek kapı Türkiye kapısı olacak, herşey Türkiye’ye bağlanacak ve sorun kendiğinden çözülmüş olacak”.

Bu rüya hem Türkiye’deki, hem de Kıbrıs’ın kuzeyindeki bütün statükocuların değişmez rüyasıdır. Hatta bunu bir adım ileri taşıyarak Kıbrıs’ın kuzeyini Türkiye’ye bağlayacaklar.

Bunun için de Kıbrıslı Türklerin çoğunluğunun desteğini almaya gereksinimleri yoktur. Nasılsa buradaki nüfus yapısını değiştirerek çoğunluğu sağlayacak noktaya geliyorlar.

Belki ihtiyaç olursa çoğunluğu sağladıklarından emin olduklarında dünyaya kanıtlamak için göstermelik bir “Plebisit” de yaparlar. 1939’da Hatay’da yaptıklarını burada da tekrarlarlar.

Eroğlu, UBP ve 2004 referandumunda “çözüme hayır” diyen bilumum statükocular bu değişmez rüyayı görmeye devam ederken Downer herkesi uyarıyor;

“Çekilirseniz biter”.

Bitince de bunun sorumlusu elbette bitiren olur.

Çözümsüzlüğün sorumlusu olmak Eroğlu’nu rahatsız etmez. Çünkü o zaten Nisan 2010’dan bu yana  bu görüşmeleri çözümle sonuçlandırmak için değil, bir gün iki toplumun uzlaşamayacağını BM’ye ve dünyaya kanıtlamak için sürdürüyordu. Daha doğrusu Türkiye’deki iktidara kanıtlamak ve onların desteğini almak ona yeterdi. Bu arada BM’nin de desteğini alabilirse ne ala, alamazsa zaten asıl istediğini alması onun için yeterliydi. 30 yıllık iktidarında hep “Türkiye’deki iktidarlarla aram çok iyi, her istediğimi alabilirim” dememiş miydi?

2009 Milletvekilliği ve 2010 Cumhurbaşkanlığı seçimlerini de bu söylemle kazanmadı mı?  

Şimdi o fırsatı yakaladı.

1 Temmuz’da Rum tarafı AB dönem başkanı olacak. Elbette Türkiye bundan rahatsızdır.

Bu Türkiye ile AB arasında bir krizdir.

Eroğlu kendince bu kirizi fırsata çevirmeye çalışıyor.

Bunun zararını kimin göreceği Eroğlu’nun umurunda değil elbette.

Bu zararı en başta Kıbrıs Türk halkı ile Türkiye ödeyecektir.

2004 öncesi koşullara dönmemiz Eroğlu ve onun gibi düşünenlerin umurunda olmayabilir. Onlar için en güzel yıllar belki de 1974-2004 arası 30 yıllık dönemdi.

Kıbrıs Türkünü her gün biraz daha eriten ve yok olmaya doğru sürükleyen dünyadan izole haldeki ve kendileri ile yandaşlarının rahat yaşam sürdüğü mandra düzenini onlar elbette özlüyorlar.

Ama köprülerin altından çok sular aktı.

Kıbrıslı Türkler artık birey olarak Avrupa Birliği üyesidir. Hepsinin cebinde Avrupa kimliği, pasaportu, hatta AB ülkelerinin tümünde geçerli sağlık kartları vardır.

Ama bu böyle bir durumda onların ülkelerinden göç etmesinden başka bir işe yaramaz.

Görüşmeler kesilirse olacak olan budur.

Downer’in uyarısı çok ama çok önemlidir. Downer gelinen aşamayı bir cümlede özetledi.

Bir taraf katılmazsa biter. Ama bir uyarı daha yaparak sorunu tam anlamıyla tarif etti. Downer “yakınlaşma elde etmek için daha çok zamana değil, siyasi kararlara ihtiyaç var” dedi.

Böylece iki tarafa da “artık cesur siyasi kararlar almanız gerekir” uyarısını yaparak daha fazla boşa zaman harcamamaları gerektiğini söyledi.

Uluslararası toplum Kıbrıslılardan bunu bekliyor.

Bu mesajı doğru okuyan Rum lider Hristofyas önceki gün yaptığı basın toplantısında Rum toplumunu uyararak siyasi eşitliğe dayalı, iki bölgeli, iki toplumlu federal çözüm “stratejik hedefine” bağlı kalmanın gerekli olduğunu söyledi. BM himayesindeki müzakereler aracılığıyla Kıbrıs sorununun çözümünün arzulanmasının gerekliliğinden bahseden Hristofyas, ileriki haftalarda, kritik kararların alınmasının gerekli olacağını belirtti. Hristofyas, durumun kritikliğinin farkında olduğunu ve her ihtimali göğüslemeye de hazır olduğunu söyledi.

Eroğlu ise 1 Temmuz’dan sonra görüşmelerin anlamsız olacağını ve artık devam etmenin bir faydası olmayacağını tekrarlayarak “B planı”, “C planı” gibi ne olduğu meçhul planlar öne sürerek federal çözümden kaçmaya çalışıyor.

Demek ki Downer’in mesajını Rum lider doğru anladı ve gereğini yapıyor, ama Türk lider anlamadı, bildiği yolda yürümeye devam ediyor.

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 902 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler