1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Bir Oyuna Gidememe Denemesi
Bir Oyuna Gidememe Denemesi

Bir Oyuna Gidememe Denemesi

Bu yazı aslında bir tiyatro oyunu ile ilgili olacaktı. Gidebilseydik eğer. Ama haftalardır süren çabalarımıza, cambazlıklarımıza, ince ayar düzenlemelerimize rağmen bir türlü başaramadık. O yüzden de bu bir oyun yazısı değil, bir oyuna gidememe denemesi g

A+A-

 

Bu yazı aslında bir tiyatro oyunu ile ilgili olacaktı. Gidebilseydik eğer. Ama haftalardır süren çabalarımıza, cambazlıklarımıza, ince ayar düzenlemelerimize rağmen bir türlü başaramadık. O yüzden de bu bir oyun yazısı değil, bir oyuna gidememe denemesi gibi bir şey oldu artık.

Neden olmasın?

İlk seferinde çok hazırlanmıştık. Tüm ayrıntıları düşündük. Uyandıkları ilk saatlerden itibaren köyde nene ve dedeleriyle yapacakları ile ilgili çocukları heyecanlandırmış, zaten varolan isteklerini “ver coşkuyu!” tadında iyice körükledik. Köye bırakıp, arabadan el sallarken arkalarını dönüp bize bakmadılar bile.

Ancak hesaba katamayacağımız bir şey oldu, Denktaş öldü. Oyun iptal edildi.

Sonraki hafta bir girişim daha yapalım dedik. Dedik ama, çocuklar hafiften grip oldukları için köye değil de daha yakındaki diğer nene ve dedelerine gitmek üzere hazırladık. Tüm düzenlemeleri yaptık. Gündüz teyzeleriyle birlikte sinemaya götürdük (böylece Edim’in sinema korkusunu da yenmiş olduk) ve ay-nene ve dedelerine anlatmak isteyecekleri bir sürü anı toparladık. Gün boyu süren elektriksizlik işimizi biraz zorlaştırdıysa da “olacak bu iş!” diye sevindik. Ancak biz sinemadayken Baf’tan gelen kardeşini görmek için köye giden babaları Andrulla’nın yaptığı şarapları içmeye oturup da eve söz verdiği saatte dönmeyince(!), gene gidemedik...

Bir sonraki hafta başka başka etkinlikler nedeniyle (biri Sanatçı ve Yazarlar Birliği’nin ‘occupy ledra’ oluşumuna destek vermek için düzenlediği ‘poetry jam’ olmak üzere) çocuklara üst üste iki gece nene ve dedeleri bakmak zorunda kaldı. Onlar açıkça şikayetçi olmasalar da; başka kanalda heyecanla takip edilen bir dizi, ya da izlenmek istenen bir film varken çizgifilm seyretmek zorunda kalmanın sıkıntısını iyi bildiğimizden zorlamıyoruz. Bir üçüncü gece daha bakıcılık isteme, onlara zorluk çıkarma yüzsüzlüğünü göstermeme kararımız nedeniyle bu denememiz da, daha şekillenemeden güme gitti...

Bu arada bir haftalık yarıyıl tatilimiz başladı. Öncesinden verilen sözler ve girip çıktığımız çeşitli kalabalıklar nedeniyle “oyuna gidelim” diye hiç gönlümüzü kaldırmadık. Böylece haftayı hiç mızmızlanmadan, şikayet etmeden, kuzu kuzu bir sonraki haftasonunu bekleyerek geçirdik.

Sanatçı ve Yazarlar Birliği’nin Dostluk Evi’nde düzenlediği etkinlikle, ‘Şiirin Kış Yolcuları’nı; Pembe Marmara’yı, Özker Yaşın’ı, Taner Baybars’ı, Osman Türkay’ı andık, yine dostlarla birlikte.

Bu arada ma aile saçlarımızı kestirdik. Erteleyip durduğum birtakım angaryaları yaptım; zumbaya başladım... Birbirimizin yeni haline alışalım derken, haftanın nasıl geçtiğini sezmedik.

Bir sonraki hafta tatil havasından çıkmadan çocukları yine Lefkoşa Belediye Tiyatrosu’nun Hatice Tezcan yönetimindeki ‘İki Dolu Bavul’ oyununa götürmeyi başarabildik. Üstelik bu vesileyle Edim’in palyaço korkusunu da az buçuk yenmiş olduk! Ancak, akşama kalamadık. Çocuk oyunundan çıkar çıkmaz köye yollandık yine; Britanya’da yaşayan ama doğum günü için Kıbrıs’a gelen Sönmez’in 40ıncı yaşını kutlamak üzere toplandık. Dört farklı tarzda pişmiş köri, iki tarz da pilav yedik, Andrulla’nın şaraplarını içtik, ağzımızdan yayılan sarmısak kokusunu dert etmeden bol bol sohbet ettik. Vakit ilerleyip, 17 derece dolaylarında seyreden hava 4 dereceye düşünce bahçeye yakılan ateş önümüzü ısıttığı kadar arkamızı ısıtamadı; hafiften hastalandık.

Yine de bu hastalıklar hızımızı kesmedi; ertesi gün Kanser Araştırma Vakfı’nca düzenlenen 9. Orkide Yürüyüşü’ne katıldık. Bu değerli amaç için toplanan 700ü aşkın kişi ve köpekleri, hatta atları ile birlikte zorlu ama bir o kadar da güzel bir parkurda Arapköy’den Çatalköy’e, 16 km yürüdük...

Önümüzdeki haftasonu için şimdiden gidilecek iki doğum günü, bir mevlit, üç prova, bir yemek ve iki toplantı var; bunlar sadece bugünden bilebildiklerim...

Anlayanlar olmuştur da, ben yine de söylemiş olayım. Gitmek isteyip de bir türlü gidemediğimiz oyun Lefkoşa Belediye Tiyatrosu’nun Nehir Demirel yönetimindeki ‘Savaş İkinci Perdede Çıkacak’ oyunu.

Ama zaman daralsa da, oyun bitmedi henüz, umut var, gideceğiz, gideceğiz elbet...

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 894 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler