1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. BİR ORMAN GİBİ KARDEŞÇESİNE
BİR ORMAN GİBİ KARDEŞÇESİNE

BİR ORMAN GİBİ KARDEŞÇESİNE

Mihalis’in annesi cırcır böceklerinden söz ederken “Onlar, Orman’ın şarkısını söylerler” diyor. Mecburi Yunanca konuşmak lazım onunla… Yorulunca İngilizceye geçilemiyor. Yolculuk sayısız mekandan, sayısız insandan geçmek deme

A+A-

 

Mihalis’in annesi cırcır böceklerinden söz ederken “Onlar, Orman’ın şarkısını söylerler” diyor. Mecburi Yunanca konuşmak lazım onunla… Yorulunca İngilizceye geçilemiyor. Yolculuk sayısız mekandan, sayısız insandan geçmek demek. Özellikle trende, vapurda birilerinin bütün hayat hikayesini paylaşıp ölene dek bir daha karşılaşmamak üzere ayrılırız. Gittiğimiz şehirlerdeki arkadaşlarla buluşmalardır yolculuğun sıcaklığı… Kuşadası’ndan bindiğim feribot Samos’a yaklaşırken İskele’de bekleyen Jan Henrik’i görüyorum ve el sallıyorum. Bir limanda karşılanmaktan daha güzel ne olabilir? Yolculuk uzun yalnızlıklar demektir çoğu zaman. Yorgunlukla varılan bir şehrin gizemli bir uzaklığı, yabancı bir karşılaması olur. Jan Henrik’in doğum günü bugün. “Güzel tesadüf. Doğum günümde geliyorsun” diye mesaj atmıştı. Kutlamayla başlıyor böylelikle buluşma. Beş yıl önceki,  şahane Samos tatilinden söz ediyoruz.  O tatilde yanımızda olan ortak arkadaşımıza telefon ediyoruz hemen. Beş yılda çok bir şey değişmemiş sanki… Samos’ta  5-6 saatim var yalnızca… Öğleden sonra İkaria’ya gidecek feribota bineceğim. İlk kez gidilecek bir yerin heyecanı başka… Samos sokaklarında geçmişte yaşanan acılı tarihin izleri var. İzmir’den kurtulup ya da mübadeleyle gelenlerin küçük göçmen evleri duruyor hala… Sokakların isimleri dikkatimi çekiyor: Efes sokağı, İzmir sokağı…

Renkli pencerelerin birinden hayattan yorulmuş bir kadının bağırtıları geliyor. Yunanistan’daki ekonomik krizle ilgili konuşuyoruz. Benim aklım daha çok da ilk kez gideceğim İkaria’da. Beş yıl önce f Pire’den Samos’a geçerken İkaria adasında  durmuştu feribot ve içerdeki aykırı kalabalık sırt çantaları ile  inmişti orada. Türkiye’deki Olympos’ta olabilecek bir kalabalıktı bu…  Arkadaşım biraz söz etmişti o zaman buradan… Bu sürgün adasının dokusunu değiştirmişti  aralarında Theodorakis’in de bulunduğu komünistler. O yüzden “Kızıl Ada” diye biliniyor İkaria. Sistem karşıtlarının buluşma yeri haline gelmiş burası. Doğası vahşi, kayalık bir ada…

Bugün daha ikinci günüm. Mihalis’in tepe üzerindeki dil merkezinde farklı ülkelerden gelmiş 10 öğrenci ile birlikteyim. Nedense Gümüşlük Akademisi’ni hatırlatıyor  bana burası… Mihalis de mekanı yazarlar, sanatçılar kullansın istiyor zaten.

İkaria,  bir dans adası… Dans hayatın çok önemli bir parçası…  Hep birlikte dans ediyorlar. Bin kişi koca bir çember oluşturuyormuş mesela. Pazar günkü panayırda göreceğim bunu… Papazlar dahil herkes dans ediyormuş. Papazların da dans ettiği söylenince şaşıyor herkes. Oysa ben Kıbrıs’ta şimdi adını hatırlayamadığım bir dağ köyünün panayırında papazla dans ettiğimizi hatırlıyorum. Bana bir ödül verilmişti ve onur konuğu sayılırdım. ( Evde olsam ödül plaketinden bulurdum köyün adını. Bu belleğim öldürecek beni zaten.)  Dans edilirken papaz da yanıma gelmiş ve sevecen bir zerafetle  karşımda  folk dansına katılmıştı. Şahane bir anıdır benim için.

Samos’tan beni İkaria’ya taşıyan feribotun boş olması keyifli olsa da düşündürücüydü… Tıkış tıkış bir güvertede  gitmiştik daha önce. Yunanlılar önce tatilden feragat etmişler besbelli.

Mihalis,  tam bir idealist. Dünya tatlısı bir insan… Hayatını dil dersleriyle kazanıyor. Beni buraya getiren daha çok da onun anti-milliyetçi aktivizmi ile hayata geçirmeye çalıştığı proje… Haftaya birlikte Selanik’e gideceğiz. Orada Türkçe- Rumca paralel dil dersleri olacak. Bir anlamda bir barış buluşması gibi gerçekleşecek bu. İki grup kaynaşacak ve çeşitli sosyal, kültürel aktivitelere katılacak birlikte.

Yıllar öncesinden vardı bu projesi. Kıbrıs’ta ortak arkadaşımız Panikos Hrisantu buluşturmuştu bizi ilk kez. Mihalis hayallerinden söz edip duruyordu. Bugün kendisi bile inanamıyor gerçekleşmekte olduğuna. Güçlüklerden ötürü, planlama sürecinde defalarca iptal etmeyi bile düşünmüş. Dil dersleri bedava olacak ve Selanik’ta bazı aileler katılımcıları misafir edecek bu arada…  8-18 Ağustos’ta gerçekleşecek kurslar. İlgi duyanların hala katılma şansı olabilir. Bana yazabilirsiniz.

Hayatta insana kalan bazı güzel anlar hep… Daha büyük bir zenginlik yok. Bu yolculuk biraz da insanlar ve anlar biriktirmek benim için. Cennet gibi bir adadayım. Yeni bir gün başlıyor cırcır böceklerinin şarkısı ile… Onlar ormanın şarkısını söylerler. Burası en çok da Nazım’ın dizelerine yakışan bir ada zaten. “Yaşamak, bir ağaç gibi tek ve hür/ bir orman gibi kardeşçesine…”

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 979 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler