1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Bir ölüm... Ve DEVLET
Bir ölüm... Ve DEVLET

Bir ölüm... Ve DEVLET

Gencecik bir insan, ameliyat sırasında gözlerini yumdu, bir daha açmadı. Çok büyük bir acı... Hekimin kusuru, ihmali olduğu sonucuna vardı uzmanlar; hem yasalar önünde çekecek cezasını, hem de vicdanında... Keşke, giden canı geri getirme şansımız olsa

A+A-

 

 

Gencecik bir insan, ameliyat sırasında gözlerini yumdu, bir daha açmadı.

Çok büyük bir acı...

Hekimin kusuru, ihmali olduğu sonucuna vardı uzmanlar; hem yasalar önünde çekecek cezasını, hem de vicdanında...

Keşke, giden canı geri getirme şansımız olsa...

Yok, ne yazık...

Ve biliyoruz ki, Kıbrıs’ın kuzeyinde değil yalnızca, dünyanın her yerinde, kimi en basit ameliyatlarda dahi böylesi sonuçlar yaşanıyor, bundan sonra da yaşanacak...

Evet, doktorlar da kusursuz değil ve insan vücuduna da “mutlak” hükmedemiyor ne tıp, ne de kimse...

Ama asıl üzücü olan tüm bu acıların üzerine, başka başka “hesaplar” ile yapılan açıklamalar, yayınlar, acıya ve gözyaşına saygısız tartışmalar...

Hepimiz “önce insan” olmayı denesek, bu kadar acımasız yaşanmayacak evren.

Gazeteciden de, siyasetçiden de; hekimden ve polisten de önce, hepsinden ama hepsinden önce İNSAN..

 

***

 

Elbette “sağlık sistemi” sorgulanmalı, ama “acılar” üzerinden değil, her zaman olmalı bu.

Ve daha önemlisi...

Eğer bu gencecik insan devlet hastanesinde kaybetmişse canını..

Öyle ya da böyle, en temelde “devlet”in sorumluluğu varsa...

Ve varsa “devlet”...

Anlamsız polemikler yerine, ailesine sahip çıkınız, çocuklarının geleceğine...

Bu devlet “kusurunu” böyle sahiplensin lütfen...

Sahip çıkarak...

Sonuna kadar...

Bir ömür boyu...

Babalarını geri veremesek de artık, bu çocuklara, “kaygısız” bir gelecek verelim, hesapsız ve kitapsız bir sorumlulukla...

 


 

Ha Küçük ha vali

 

Türkiye’den BORULARLA suyu, bizim HÜKÜMET getiriyor ya (!)

Boruları İrsen bey döşedi, parasını Ersin Bey ödedi, sanki...

Öyle bir politika yapıyorlar ki bu projenin üzerinden...

Önceki gün, Türkiye gazetelerinden birinde haber vardı, Kıbrıs’a su sağlayacak Mersin’deki barajda, açılış yapılmış...

Küçük hükümet “kurultay” heyecanından bu açılışı bile kaçırdı, yoksa, ne biçim reklam olurdu ha!..

Neyse ki, Vali yapmış açılışı...

Ha İrsen bey, ha Vali!..

Çok da sıkıntı olmadı yani...

 


 

“Özgürlük elinde, özgürlük seninle özgürlük, özgürlük sen ordaysan orada”

 

 “Hücre bölünmesi, tek hücreli canlıların çoğalması ve çok hücreli canlıların büyümesi için gerekli bir biyolojik olaydır...”

Böyle diyor kitaplar!..

Hücreler böyle de...

Örgütler, ne yazık ki “bölünerek” çoğalmıyor, azalıyor ülkemde...

Kıbrıs’a yönelik askeri müdahalenin en kanlı aşamasının yıldönümünde, her yıl tekrarlanan bir barış etkinliği vardı...

Bu sene “iki” etkinlik oldu!..

“Gözünün üzerinde kaşın var” düzeyinde bir tartışma ile sanırım, zaten çok da kalabalıklaşamayan örgütler, ikiye bölündü...

İki etkinlik, birkaç yüz metre ara ile yaşandı, önceki akşam.

“Bandista”yı seçtim ben, “Sol Anahtarı”nın hayranı olsam da, FEMA’nın hatırı ağır bastı doğrusu...

“Bandista” gecenin sonuna atılmış tabii, öncesine, peş peşe mini gösteriler yığılmış, gereksizce..

Yani “doyamasak” da müziğe, yine de kanımıza işledi...

O birkaç şarkı dahi yetti, “Bandista”nın ruhuna!..

Gece yarısı “otoritesini” de gösterdi devlet ve ses düzeninin elektriği gitti...

Elbette, bal kabağına dönüşmedik, hiçbirimiz...

İnsanlar “düzensiz” de haykırırken şarkılarını, “siviller” hala görüntü alıyordu mahkeme balkonundan...

Düşündüm de, çok şanslı şu istihbaratçı polisler...

En güzel grupları ve şarkıları, en coşkulu kitleleri, tekrar tekrar ve yeniden, izliyorlar ha bire!..

Ne büyük şans, ne keyif ha!..

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1028 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler