1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Bir katilin itiraflarının yankıları...
Bir katilin itiraflarının yankıları...

Bir katilin itiraflarının yankıları...

Dr. Derviş Özer’in Voni katliamına katılan bir katilin itiraflarını içeren öyküsüne okurlarımız çeşitli yorumlar yazarak, bu konunun tartışılmasını sağladılar. Dr. Derviş Özer’in “İtiraflar” başlıklı öyküsüne yazılan yorumlar şöyle

A+A-

 

Dr. Derviş Özer’in Voni katliamına katılan bir katilin itiraflarını içeren öyküsüne okurlarımız çeşitli yorumlar yazarak, bu konunun tartışılmasını sağladılar. Dr. Derviş Özer’in “İtiraflar” başlıklı öyküsüne yazılan yorumlar şöyle:

 

“Sadece infazlara şahit olan toprak isyan edip delilleri gün yüzüne çıkarmıyor, empati yapabilen herkes, vicdan muhasebesini yapabilmeli ve yardımcı olmayı denemelidir...” (Mehmet Salih Mehmet)

 

“Evet, empati yapabilmemiz çok önemli. Hala daha kapısı aralık yatan analar var, hala daha oğlunu, oğlundan gelecek bir parçayı bekleyen analar var. Gömüldüğü yerdeki çiçeği koklayıp “oğlum kokuyor” diyen anneler var. Ve biz hiç konuşmadan, hiçbirşey anlatmadan yaşamaya devam ediyoruz. Bu nasıl insanlıksa, bu nasıl yaşamaksa. Yaşamak buysa, herşeyi görmezden gelerek, hiçbirşey olmamışcasına, biz hiç yaşamamışız, sadece soluk alıp vermişiz demektir....” (Dr. Derviş Özer)

 

“ITIRAF insanı rahatlatır.. Bu genel bir doğrudur. Ortadan kaybedilen yakınlarımızı KAYBEDENLER kaybettikleri insanların gazabından yedi kusak kurtulamayacaklar. Onları bir nebze rahatlatacak olan İTİRAFTIR.. İtiraf edip kayıplarımızın bulunmalarına katkı koymaları gerekmektedir.. Aksi taktirde bu azap kendilerinin ve ailelerinin üzerinde yedi kuşak kaçmayacaktır.. Şu anda birçok insanımızı katledip kaybettirenlerin ve ailelerinin yaşadıkları azap gibi..” (Fuat Nesip Nalcıoğlu)

 

“Benim de birkaç söz söyleme fırsatım doğdu. Yıllar önce çalıştığım Elektrik Kurumu’ndaki görevim icabı Karpaz’a da gidiyorum. Yıl 1976 idi galiba. Bir eve gittiğimde bir Rum kadını üzerime sarılıp ağlamaya başladı. Daha sonra Karpaz’ın o meşhur bademlerinden, lokumlarından ve limonatasından oluşturduğu bir tepsi ikramı önüme koydu. Ben bunları atıştırırken, o da beni mutlu mutlu seyrediyordu. Kendisine niçin bana böyle davrandığını sorunca, verdiği cevap beni ürküttü. “Senin yaşlarında ve tıpkı sana benzeyen bir oğlum vardı, 1974’te kaybolup gitti! Seni görünce, oğlum geri geldi sandım...” dedi.

Evet, insan olan durup dururken masum sivilleri öldürmez. Savaş meydanlarında toprağını korurken, sadece karşı tarafın savaşçılarını öldürürsen bu yasal sayılır.

Diyeceğim şudur ki ben böyle hazin bir durumla karşılaşacağımı asla düşünemezdim. Bu Rum kadının, cesedinin nerede olduğunu bile bilmediği kayıp evladının acısı içinde ölene kadar hayatını nasıl devam ettireceği aklıma gelince, neredeyse ağlıyordum. Ama böyle durumlarla karşılaştıktan sonra yine de gidip yüzlerce yıldır aynı adada beraberce yaşayan sivil Rumlar’ı katledebilen, nice kişilik bozukluğuna uğramış ve insanlıktan çıkmış bireylerimiz olmuştur... Ben, Mağusa’ya varan Türk askerlerinin ardından sivil Rumlar’ı öldürmek için Derinya ve Paralim’e koşan sivil Mağusalı Kıbrıslıtürkler’i asla takip etmedim. Kimileri, Mağusa limanında zamanında babalarıyla birlikte çalışan işçi-emekçi Rumlar’ı bile kurşuna dizip öldürdüklerini söylediler. Nitekim gidenlerin bazıları da pusuya düşürülüp Rumlarca öldürüldü. Herşeyin iyi de olsa, aşırısı zararlıdır.

Derinya bölgesine “Rum avı”na gidenlerin arasında 1967 Köfünye çatışmalarından sonra Mağusa’daki evimin sokağına taşınan bir ailenin oğlu da vardı. Herhalde 1967’nin intikamı için gitmişti. Ancak bu onun sonu oldu. O bölgede Rumlar kendisini vurdu ve ağır yaraladı... Kan kaybından öldü... Paralim-Derinya bölgesine giden silahlı pek çok Mağusalı Kıbrıslıtürk vardı... Bunların bazılarını yakından tanıyorum...” (Engin İrfan – Melburn – Avustralya)

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 5910 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler