1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Bir kafatasının serüveni...
Bir kafatasının serüveni...

Bir kafatasının serüveni...

Bir Kıbrıslırum ve bir Kıbrıslıtürk okurumuz şu bilgileri paylaşmak istediklerini söylediler: “1974’te EOKA-B timleri, Dohni ve Mari’den (Tatlısu) aldıkları bazı Kıbrıslıtürkler’i Kalavason’da polis karakolunda dövmüşler ve

A+A-

Kıbrıs: Anlatılmamış Öyküler...

 

 

Bir Kıbrıslırum ve bir Kıbrıslıtürk okurumuz:

 

“Dohni ve Mari’de tutuklanan bazı Kıbrıslıtürkler, Kalavason’da polis karakolunda işkence görmüştü...”

 

Bir Kıbrıslırum ve bir Kıbrıslıtürk okurumuz şu bilgileri paylaşmak istediklerini söylediler:

“1974’te EOKA-B timleri, Dohni ve Mari’den (Tatlısu) aldıkları bazı Kıbrıslıtürkler’i Kalavason’da polis karakolunda dövmüşler ve çeşitli işkencelere maruz bırakmışlardı. Mesela Mari’nin mücahit komutanı Karamustafa’yı, TMT’nin Dohni’deki komutanı Ali Cansever’i alıp gitmişlerdi. Ali Cansever 74’te Dohni’de değildi, onu Mari’den yani Tatlısu’dan esir aldıydılar ve sonra da gidip babasını alıp öldürdüydüler.

Kalavason’da işkence yapan bu Kıbrıslırumlar, aslen Kalavasonlu değildiler, polis falan da değildiler bildiğimiz kadarıyla. Bazı Kalavasonlu polisler belki oradaydı ama karakolda bölgenin EOKA-B’cileri da vardı. Bu EOKA-B’ciler, darbeden sonra Kalavason’un polis karakoluna el koyduydular. Bunlar o kadar cahil insanlardı ki, kendi kendilerine rütbe dağıtırken, omuzlarına üç yerine dört yıldız taktıydılar! Bunlardan bir tanesi “Madem Makariosçular üç yıldız takar, biz da dört yıldız takalım da görsünler” diyordu! Anlayacağınız, bu kadar cahil ve cehaletten ve beyinleri aşırı milliyetçi görüşlerle yıkandığı için bir o kadar da tehlikeliydiler....

Bu EOKA-B’ciler, Kalavason’daki polis karakolunda tutulan Kıbrıslıtürkler’i kum torbasıyla döverlerdi. Sanırız onları öldürmeye fırsat bulamadılar... Tahminimiz Birleşmiş Milletler bir şekilde bu insanları kayıt altına almıştı herhalde ki onları öldürmeye fırsat bulamadılar...

Kalavason’daki EOKA-B’ciler, Maroni, Hirokitia ve Semadizmenos (Yalançıköy) gibi köylerdendi. Aralarından bir tanesi makinistti... Adı da ..... idi. Bu adam Maronili idi...”

Bu iki okurumuza, paylaştıkları bu bilgiler için sonsuz teşekkürler. Bu konuda önümüzdeki günlerde daha ayrıntılı araştırmalar yapmayı tasarlıyoruz. Bu arada daha ayrıntılı bilgi sahibi olan Kıbrıslıtürk ve Kıbrıslırum okurlarımızı, isimli veya isimsiz olarak 0542 853 8436 numaralı telefondan veya 99 966518 numaralı CYTA telefonumdan beni arayabilirler.

 


 

Bir Kıbrıslırum okurumuz, Aytotoro’da (Çayırova) üç Kıbrıslıtürk’ün olası gömü yerini göstermişti... Aynı yerden alındığı sanılan kumun içerisinden çıkan kafatası yıllar sonra nihayet Kayıplar Komitesi’ne ulaştırıldı...

 

Bir kafatasının serüveni...

 

Aralık 2010’da bu sayfalarda yayımladığımız, Aytotoro’daki (Çayırova) sahilden alınıp da bir inşaata götürülen ve tahminen 2006 yılında bu kumların içerisinde insan kemikleri bulunduğu yönünde bir okurumuzun anlattıkları nihayet kumlar arasında bulunan kafatasının Kayıplar Komitesi’ne geçtiğimiz hafta içerisinde teslim edilmesiyle belki bir “kayıp” şahsın daha bulunması için önemli bir adım oluşturdu.

Çayırova’dan aldığı kumu bir inşaata götüren okurumuza daha sonra Yeni İskele Polis yetkilileri giderek, ona dökmüş olduğu kumdan insan kemikleri çıktığını söylemişlerdi. Bu okurumuz bize olayı tüm ayrıntılarıyla anlatınca biz de bu olayı bu sayfalarda kaleme almıştık. Kayıplar Komitesi Kıbrıslıtürk Üye Yardımcısı Murat Soysal bu olay üzerine bir araştırma yürütmüş ve okurumuzun sözünü ettiği tarihlerde, bir kafatasının ve bazı kemiklerin polis tarafından Kayıplar Komitesi’nin bir yabancı uzmanına gösterildiğini fakat yabancı uzmanın “Bunlar antik olabilir” demesi üzerine bu kemik ve kafatasının Mağusa Eski Eserler Dairesi’ne teslim edildiğini öğrenmişti. Murat Soysal, daha sonra bir yazı yazarak Eski Eserler Dairesi’nden bu kafatasının bulunmasını istemişti.

Çayırova’da bulunup polise, polisin de Eski Eserler Dairesi’ne teslim ettiği sözkonusu kemik ve kafatası, geçtiğimiz hafta içerisinde Kayıplar Komitesi’nin Kıbrıslıtürk yetkililerine teslim edildi.

Kafatasının ve kafatasıyla birlikte bulunan insan kemiğinin şimdi Antropoloji Laboratuvarı’na gönderilerek, bunların “antik” olup olmadıkları araştırılarak, DNA testlerine gönderilecek.

 

KIBRISLIRUM OKURUMUZUN GÖSTERDİĞİ YERDEN GELDİ...

 

Hatırlanacağı gibi, geçtiğimiz Ocak ayında Aytotorolu (Çayırova) Kıbrıslırum şahit Andonis Hristodulu, sözkonusu kafatasının kumlarla birlikte alındığı nokta olduğu sanılan Çayırova sahillerinde bir yere bizimle ve Kayıplar Komitesi yetkilileriyle birlikte 28 Ocak 2011 tarihinde gelerek, bu sahilde, kumların arasında kendisi av bekçisi iken 1966 yılında üç iskelet bulduklarını, bunların kemerlerinin üzerlerinde olduğunu, antik olmadıklarını, çok korkup buldukları iskeletlerin üzerini yine kumlarla örttüklerini anlatmıştı. Andonis Hristodulu, bunların 1963-64’te Karpaz’dan “kayıp” edilen üç Kıbrıslıtürk olabileceği üzerinde durmuştu.

Bu iskeletlerin bulunduğu sahilde, geçmişte yığınlar şeklinde kumullar bulunmaktaydı ancak biz burayı ziyaret ettiğimizde, kumullar düzleştirilmişti... Burası yeni bir otel inşaatından çok uzakta değildi. Kıbrıslırum okurumuz Andonis Hristodulu ya da Kıbrıslıtürk arkadaşlarının deyimiyle Bay “Andona”, bize bu üç “kayıp” Kıbrıslıtürk’ün olası gömü yerini göstermişti.

Daha sonra Çayırova’da bu sahilden kum alan okurumuzu da bularak onunla konuşmuş ve o da bize, Bay Andona’nın göstermiş olduğu bölgeden kum almış olduğunu ve bu kumların içerisinden insan kemikleri çıktığını doğrulamıştı.

Bu konuyu ileri götürerek kumlardan çıkan ve Eski Eserler Dairesi’ne teslim edilen kafatası ve kemiklerin bulunması için girişim yaptığı için Kayıplar Komitesi yetkilisi Murat Soysal’a teşekkür ederiz. Çayırova’dan aldığı kumlar arasında insan kemikleri çıktığını bize ilk anlatan okurumuza da, bize bu sahilde olası gömü yerini gösteren Kıbrıslırum okurumuz Bay Andona’ya da sonsuz teşekkürler.

Şimdi bakalım bulunan kafatası ve kemikle ilgili Antropoloji Laboratuvarı’nda ve Genetik Enstitüsü’nde yapılacak incelemelerden ne sonuç çıkacak... Bakalım bunlar “antik” mi, yoksa Karpaz’dan “kayıp” edilen üç Kıbrıslıtürk’ten birisine mi aitler... Bunun sonucunu büyük bir heyecan ve merakla bekleyeceğiz...

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 966 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler