1. HABERLER

  2. DERGİLER

  3. Bir İlk Kitap: Kuşaktan Kuşağa Kıbrıs Şiiri*
Bir İlk Kitap: Kuşaktan Kuşağa Kıbrıs Şiiri*

Bir İlk Kitap: Kuşaktan Kuşağa Kıbrıs Şiiri*

“Nereye gitsek peşimizi bırakmayan, başımızın üstünde salınıp duran o uğursuz, gudubet (Kıbrıs Sorunu) yüzünden, yalnızca yaşamımız, kişiliğimiz değil, şiirimiz de gölgede kalıyor

A+A-

 

Emel Kaya
emel_kaya@hotmail.com

            Kıbrıs şiirini nasıl bilirsiniz? Savaşın ve yıkımların, barış umutlarının ve hayalkırıklıklarının, bölünmüşlüğün ve siyasi kavgaların, toplumsal çatışmaların ve biraradalık özlemlerinin, yerinden yurdundan edilmişliğin, 63 olaylarının, 74 öncesi ve sonrası travmalarının şiiri mi? Evet, uzunca bir süre ve bugün de bir yanıyla öyle. Yaşamımızın her anını ve geleceğe yönelik her adımımızı kuşatan, şekillendiren, artık hiç yadsımadığımız, iliklerimize kadar işlemiş bu savaş-barış odaklı söylemler bu toplum içerisinde var olan ve aynı travmaları yaşamış şairlerin yazdıklarının da odağında olmuş yıllarca. Oysa aynı şair, aynı toplumun içinde, bu siyasi yapının kıskacında yaşamını sürdürmeye de çalışıyor. Okuyor, işe gidiyor, âşık oluyor, sevişiyor, vakit geçiriyor dostlarıyla, hasımlarıyla mücadele ediyor, çocuk büyütüyor, sevdiği yemekleri yapıyor, iştahla daldırıyor kaşığını pirohuya; derin bir nefes alıyor sigarasından; aylak aylak geziyor bazen sokaklarda, yağmurda ıslanıyor mesela; yıldızlara bakıp var oluşun girift labirentlerinde sorguluyor kendini; terk edilmenin acısını duyuyor aşk dolu parmaklarla okşanmış gövdesinde; sabahtan akşama kadar ter dökmekten yorgun, bırakıveriyor kendini yatak çarşaflarının serinliğine; şu köşedeki kafede oturup kahve içiyor arada bir, başka ülkelerin başka kaldırımlarında yürüyor Lefkoşa’nın ara sokaklarını kat etmekten yorgun düşmüş ayakları; ay başında ödenecek faturalar var, belki taksitler, yetecek mi para; hırsla kapıyı çarpıp çıkıyor bir sabah dışarı aklında bin türlü çılgınlık; bir vakitler ağır silahlı çatışmaların yaşandığı barikatların dibinde dudaklarını gezdiriyor ötekinin dudaklarının üzerinde… Yaşıyor yani, nefes alıyor, aldığı nefeste siyaset yok, barış yok, savaş yok, 63 yok, 74 yok, barikat yok, Türk yok, Rum yok, Annan yok, insan var yalnızca.

            Demem o ki, bu “insan”ın şiiri de yazılıyor Kıbrıs’ta. Yüksek sesle bağırmayan, bazen lirik, bazen mitolojik unsurlarla bezeli, bazen ironik, bazen deneysel bir şiir yazılıyor bu Ada’da epey zamandır. Yeni kuşaklar, dedelerinin, anne-babalarının yaşadıklarına bakarak başka bir dünya kurmaya giriştiler çünkü. Toplumsal çatışma ve uzlaşmazlıkların kaynağının bir siyasi güç gösterisinden, bir aptallıktan ibaret olduğunu fark ettiler çünkü. Bir lanet gibi Ada’nın üstüne çöreklenen bu kötülükler silsilesi “görülmüştür” artık onlar tarafından. “Artık yeni şeyler söylemek lazım” cancağızım!

            2014 yılından bu yana büyük bir emek verilerek Tamer Öncül ve Maria Siakalli tarafından hazırlanan, Kıbrıslı Rum ve Kıbrıslı Türklerden 31 şairin yer aldığı ve iki tolumlu eserler yayımlamak üzere kurulmuş Baranga Yayınları tarafından geçen hafta yayımlanan üç dilli (Türkçe-Rumca-İngilizce) şiir seçkisi Kuşaktan Kuşağa Kıbrıs Şiiri, işte bu kaygılarla oluşturulmuş bir ilk kitap. Kapakta Ümit İnatçı’nın, çevirilerde Ahmet Yıkık, Zeki Ali, Maria Siakalli, Aliki Ioannidou’nun emekleri var. Kitabın neden hazırlandığını Tamer Öncül’ün önsözünden aktaralım: “Nereye gitsek peşimizi bırakmayan, başımızın üstünde salınıp duran o uğursuz, gudubet (Kıbrıs Sorunu) yüzünden, yalnızca yaşamımız, kişiliğimiz değil, şiirimiz de gölgede kalıyor. O ucubeyi şeytanın asasına benzetenler “Lanetlenmiş misiniz?” diye, Demokles’in kılıcına benzetenler “Kurban mısınız?” diye giriyor söze (…) “Evet, lanetlenmiş bir coğrafyanın kurbanlarıyız… Hücrelerimize dek nüfuz eden o gudubetten kurtulmak zor; ama buraya şiiri konuşmaya geldik biz.” diye haykırmak geçiyor içimizden. (…) Savaşmak için tek silahımız vardı: ŞİİR… Biz de onu kuşanmaya karar verdik. Bu çalışmada amaçlanan, farklı kuşaklardan (Türkçe ve Rumca yazan) şairlerin, ‘çağdaş şiir coğrafyası’ndaki varlıklarına; kültürel ve poetik benzerlik ve ayrışmalarına tanıklık edebilecek bir eser yaratmaktır.”

            Fikret Demirağ ve Niki Marangu’ya ithaf edilen çalışmada kendi kuşağı içinde özgün şiirler üreten ve şiir serüvenini bu coğrafyada sürdürmekte olan şairlere öncelik verilmiş. Dolayısıyla kitap, halen yaşayan ve üretmeye devam eden şairlerden bir seçkiyi kapsıyor. Kıbrıs’ta yazılan şiirin salt “Kıbrıs Sorunu” odağında olmadığı, bu coğrafyada her iki dilde de (Türkçe ve Rumca) farklı temalarla güçlü bir şiir geleneğinin oluşturulduğuna dikkat çekmek için özellikle Kıbrıs Sorunu temasını işlemeyen şiirlerin ön plana çıkarılmasına özen gösterilmiş. Kitap ayrıca “Kıbrıs şiiri Yunanistan ve Türkiye şiirinden ne derece etkilenmiştir? Kıbrıs şiirinin özgünlüğü nedir? Bazılarının savunduğu gibi ‘entegre’ bir şiir midir?” gibi soruları da yeniden gündeme getiriyor ve tartışmaya açıyor ortaya konulan şiir seçkisiyle. Bugün elimizdeki toplama bakarak artık çok daha rahat konuşabiliriz bu sorular üzerinde.

            İbn-i Haldun’un tüm zamanları aşan “Coğrafya kaderdir” sözü, en somut karşılıklarından  birini buluyor coğrafyamızda. Ada’yla üzerinde yaşayan her bireyin kişisel ilişkisi, araya giren pek çok “üçüncü şahıs” tarafından ideolojilerle taciz edilmiş, saptırılmış ve yıpratılmış; yıllardır birey ile coğrafya arasındaki doğrudan etkileşimin, bireysel trajedilerin, ontolojik sorgulamaların üstü örtülmüş. Özellikle 1990’lardan sonra gelen ve 2000’lerde belirgin bir biçimde tavrını ortaya koyan, 1974 savaşını yaşamamış ama savaşın etkileri / yan etkileri ile büyüyen Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum şairler kuşağının bu sorgulamaları önceki kuşaktan farklı biçimlerde yapmaya giriştiğini; tıpkı Ada gibi su içinde yüzen, belirsiz ve durmadan dönüşen “şey”leri anlamlandırma sürecinin, farklı biçemlerle başarılı meyvelerini vermeye başladığını rahatlıkla tespit edebilmek mümkün.

Kıbrıs şiirinin bugün sahip olduğu potansiyeli, “bir” adanın içinde, ortak bir yazgıyı paylaşanların ürettiği Türkçe ve Rumca şiirlerdeki kesişme ve ayrışmaları görebilmek ve daha ayrıntılı tespitler üzerinde konuşabilmek için buyrun kitaba!    

*Kuşaktan Kuşağa Kıbrıs Şiiri, Hazırlayanlar: Tamer Öncül, Maria Siakalli, Baranga Yayınları, Mayıs 2019.         

Bu haber toplam 700 defa okunmuştur
Gaile 465. Sayısı

Gaile 465. Sayısı

Önceki ve Sonraki Haberler