1. HABERLER

  2. DERGİLER

  3. Bir Hak Olarak Uluslararası Sözleşmelerde Kürtaj
Bir Hak Olarak Uluslararası Sözleşmelerde Kürtaj

Bir Hak Olarak Uluslararası Sözleşmelerde Kürtaj

Bir Hak Olarak Uluslararası Sözleşmelerde Kürtaj

A+A-


Edagül Türker
(FEMA Aktivisti)
edagltrkr@gmail.com

Devletler vatandaşlarının temel haklarını korumakla yükümlüdürler. Dünyada yaşayan tüm insanlar için geçerli olan haklar İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde belirtilmiş; vücut bütünlüğüyle ilgili olarak Beyannamenin 3. maddesinde kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı tanınmıştır. Yani, bireylerin dini, dili, ırkı, cinsiyeti fark etmeksizin kişi özgürlüğü ve güvenliği garanti altına alınmıştır. Ancak kadınlar için bu hakkın tam olarak geçerli olduğunu söyleyemeyiz. Daha önceki bölümlerde de belirtildiği üzere kadın bedeni tarih boyunca ataerkil sistemin denetimi altında tutulmuş ve kadınların vücut bütünlüğü görmezden gelinmiştir. Kadın bedeni çeşitli nedenlere bağlı olarak denetlenmek istenmiş ve bu sebeple kadınların kişisel özgürlükleri çoğu zaman ellerinden alınmıştır. Bu anlamda ‘’İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’’ tüm insanların kişisel özgürlük ve güvenliğini garanti altına almayı amaçlasa da kadınların vücut bütünlüğünün korunmasında yeterli gelişme kaydedilememiştir.

Kadınların temel haklarını garanti altına almak adına 1979 yılında imzalanan ‘’Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Uluslararası Sözleşmesi’’ (CEDAW) büyük bir önem taşımaktadır. Kadınlara karşı yapılan her türlü ayrımcılığa karşı kadınların toplumda eşit bir konuma sahip olmasını gözeten sözleşme, kadınların en temel insan haklarını ve özgürlüklerini garanti altına almayı amaçlamıştır. Bu anlamda kadınların tam gelişimi için politik, sosyal, ekonomik ve kültürel alanlarda erkeklerle eşit haklara ve özgürlüklere sahip olması için çeşitli önlemlerin alınması gerektiği belirtilmiştir.  Bunun yanı sıra sözleşme kadın bedeninin en etkin şekilde denetlenmesine olanak sağlayan üreme konusunda da önemli bir adım atmıştır. CEDAW üreme hakkını bir insan hakkı olarak kabul eden tek belge niteliğini taşımaktadır.  Sözleşmenin 12. maddesinde aile planlaması dahil sağlık bakım hizmetlerinden kadın ve erkeğin eşit olarak yararlanması için, sağlık alanında kadınlara karşı ayrımı ortadan kaldırılması öngörülmektedir. 16. maddede ise kadınların çocuk sayısına ve çocukların ne zaman dünyaya geleceklerine dair serbestçe karar verme hakkının devlet tarafından sağlanması gerektiği belirtilmiştir.  Bu çerçevede kadınların bedenleriyle ilgili kararları kendilerinin vermesi garanti altına alınmak istenmiştir. Çünkü kadınların kaç çocuk doğuracağı, ne zaman ve nasıl doğuracağı bile devletlerin düzenlemesine tabi tutulmaktadır. Bu anlamda kürtaj hakkı kadınların en temel insan haklarından biri olarak karşımıza çıkmaktadır. CEDAW özel olarak kürtaj konusuna değinmemekte; ancak CEDAW Komitesi yukarıda bahsedilen 12. maddeyi yorumlayarak kürtajın aile planlamasına dâhil edilmesi gerektiğini belirtmiştir. Özellikle, kürtaja erişimin sınırlı ve tamamen yasak olduğu ülkelere kürtaj yasasının değiştirilmesi için çağrı yapılmaktadır.

CEDAW’ın ardından 1985 yılında BM Üçüncü Dünya Kadın Konferansı’nda ‘’Kadının Gelişmesi için Nairobi İleriye Yönelik Stratejileri’’ kadınların üreme hakkını garantiye almak açısından önemli bir sözleşmedir. Sözleşmenin 29. 156. ve 157. maddesinde kadının üreme hakkının kendisine ait olduğu belirtilmiştir. 29. maddede 1984 yılında Meksika’da yapılan Uluslararası Nüfus Konferansı sonuç raporuna gönderme yapılarak kadınların kendi doğurganlıklarını kontrol etme hakkının diğer haklarının bilincine varmaları için gerekli olduğu vurgulanmıştır. 156. maddede ise tüm eşlerin ve bireylerin bilinçli ve özgür olarak istedikleri sayıda ve istedikleri zaman çocuk sahibi olmaya karar verme hakkı ortaya konarken aynı zamanda aile planlaması hizmetlerinin de sağlanması gerektiği belirtilmiştir. 157. maddede ise hükümetlerin her şekilde kadın ve erkeğin aile planlaması hizmetlerinden faydalanmalarını sağlamaları gerektiği ortaya konmuştur.  Bu bağlamda CEDAW’dan sonra kadının üreme hakkının bir hak ve bu hakkın kendisine ait olduğu açıkça belirtilmiştir.

1994 yılında Kahire’de kadınların güçlendirilmesi ve toplumda erkeklerle eşit haklara sahip olmalarını öngören ‘’Uluslararası Nüfus ve Kalkınma Konferansı’’ (ICPD) yapılmıştır. Kahire’de yapılan bu konferansta önceki nüfus konferanslarından farklı olarak, geleneksel nüfus politikası yaklaşımı terk edilmiş, kalkınmanın temeline insanı alan, bireylerin üreme sağlığını öncelik olarak gören, aynı zamanda kadınların güçlendirilmesi ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasına özel olarak vurgu yapan bir yaklaşım benimsenmiştir.  Eylem önerileri birçok konuda kadınların haklarını güvence altına alınmasını sağlayacak uygulamalardan oluşmuştur. Her dönem ataerkil siyasetin denetimi altında tutulmak istenen üreme hakları toplumsal cinsiyet eşitliği bağlamında ele alınmış ve sağlık hizmetleriyle birleştirilmiştir. Bu çerçevede üreme sağlığı hizmetlerinin iyileştirilmesi ve toplumun bilinçlendirilmesi öncelikli hedeflerden olmuştur. Bu konferans sonucu özellikle üreme hakkı altı çizilen en önemli konulardan biri olmuştur.

Bu konferans sonucu 179 ülke Eylem Programı’nı imzalamış ve bir dizi düzenleme yapmayı kabul etmişlerdir. Kahire’den 5 yıl sonra 1999 yılında Kahire+5 özel oturumu düzenlenmiştir. Bu oturumda kadınların "üreme sağlığı, cinsel ve doğurganlık hakları" dünya diplomasisinde yer almaya başlamıştır.
1995 yılında ise Dördüncü Dünya Kadın Konferansı’nda ‘’Pekin Deklerasyonu’’ oluşturulmuş ve kadınların doğurganlığına ilişkin haklarının tanımlanması ve onaylanmasının kadınların güçlendirilmesinin temeli olduğu bir kez daha vurgulanmıştır.  2000 yılında düzenlenen Pekin +5 BM Genel Kurulu Özel oturumunda benzer söylemlerin yanı sıra kadınların üreme haklarını gözeten ve ihtiyaçlarına hizmet edebilen sağlık yasalarının oluşturulması gerektiği ortaya konmuştur.

18 Mart 2008’de Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi ‘’ Avrupa’da Yasal ve Güvenli Kürtaja Ulaşım’’ kararlarında kürtajın makul hamilelik süreleri içinde yasaklanmaması gerektiği belirtilirken, kürtaj hakkının kadınların kendi bedenleri ve doğurganlıkları üzerinde söz sahibi olmasının temel dayanağı olduğu görüşü bir kez daha ortaya konmuştur. 

Burada kısaca bahsedilen uluslararası belgeler kadınların insan haklarını garanti altına almayı amaçlamıştır. Mevcut yasalar, sözleşmeler ve belgeler kadınların temel haklarını korumada yeterli olamadığından, yeni düzenlemelere ihtiyaç duyulmuştur. Çünkü kadınların içinde bulunduğu erkek egemen sistem her daim kadın bedenini ve cinselliğini kontrol altına almayı amaçlar. Bu çerçevede kadınların üreme hakkının yasalarla güvence altına alınması büyük önem taşımaktadır. Kürtaj hakkı da bu bağlamda kadınların en temel haklarından biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Zira, kadınların doğurganlıklarını kontrol edebilme hakkı, diğer haklarını kullanma açısından da önem arz etmektedir.

KKTC’de yürürlükte olan Ceza Yasası’nın 169. Maddesinin A bendinde hamileliğin sonlandırılmasıyla ilgili hüküm yer almaktadır. Kürtaj, 10 haftaya kadar yasal olarak yapılmaktadır. Ancak evli kadınlar eşlerinin izinleri olmadan kürtaj olamamaktadır. Yani kadının kararı görünmez gelinerek, koca izni şart koşulmaktadır. Bu anlamda akıllara gelebilecek olan ilk şey evli bir çiftin hamileliğin sonlandırılmasına birlikte karar vermesi gerektiği olabilir. Ancak burada bahsedilmesi gereken bazı noktalar vardır. Bir kadının hamilelik ve hamilelik sonrası yaşadığı süreç kocanınkinden bir hayli farklıdır. Hamilelikte yaşanan sıkıntılar ve sonrasında gerçekleşen değişiklikler, kadınların hayatını bütünüyle etkilemektedir. Doğum sonrası işten uzaklaşma, fiziksel değişim, bebeğin bakımı ve ev içinde artan sorumluluklar kadınların hayatını bir hayli zorlaştırmaktadır. Bu sebeple çocuk doğurma kararının kadına ait olması büyük önem taşımaktadır. Kadınların karar verme süreçlerinde baskıya ve şiddete maruz kalmamaları, sağlıklı üreme koşullarına sahip olmaları sözleşmelerde belirtilmiştir. Bunun yanı sıra istenmeyen gebeliklerin önlenmesi için devletin her türlü yöntemi ücretsiz olarak kadınlara sunması ve bilgilendirmesi önemli bir koşuldur. Bununla birlikte devlet hastanelerinde ücretsiz kürtaj hizmeti verilmelidir. Yazının büyük bir bölümünü kapsayan sözleşme ve belgeler kürtaj hakkını garanti altına almayı amaçlamıştır. Ancak hala dünyanın birçok yerinde kadınların kürtaj hakkına erişimi konusunda büyük sıkıntılar yaşanmaktadır.

 

--------------------------------------------------------------------------------------

Bu çalışma yazarın yüksek lisans tezinden bölümler içermektedir.
  http://www.un.org/womenwatch/daw/cedaw/ (çevrimiçi) 10 Mayıs 2014.
  http://www.unicef.org/turkey/cedaw/_gi18.html#art12 (çevrimiçi) 10 Mayıs 2014.
  http://www.unwatch.com/cedaw-81502.shtml (çevrimiçi) 20 Mayıs 2014.
  http://www.un.org/womenwatch/confer/nfls/Nairobi1985report.txt (çevrimiçi) 20 Mayıs 2014.
  Özgü Karaca Bozkurt, ‘’Uluslararası Nüfus ve Kalkınma Konferansı (ICPD, 1994) Eylem Programı’nın Türkiye’de Uygulanan Sağlık Politikalarına Yansımalarının Toplumsal Cinsiyet Perspektifinden İncelenmesi’’, TC. Başbakanlık Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü, s. 3.
  http://www.un.org/womenwatch/daw/beijing/pdf/Beijing%20full%20report%20E.pdf (çevrimiçi) 24 Mayıs 2014.
  http://www.un.org/womenwatch/daw/beijing/platform/health.htm (çevrimiçi) 24 Mayıs 2014.
  http://assembly.coe.int/main.asp?Link=/documents/adoptedtext/ta08/eres1607.htm (çevrimiçi) 24 Mayıs 2014.

Bu haber toplam 1863 defa okunmuştur
Gaile 312. Sayısı

Gaile 312. Sayısı

Önceki ve Sonraki Haberler