1. YAZARLAR

  2. Tayfun Çağra

  3. Bir hafta uzaklık
Tayfun Çağra

Tayfun Çağra

Yazarın Tüm Yazıları >

Bir hafta uzaklık

A+A-

Yıllık iznimin 8 gününü küçük kızımızı İngiltere’de üniversiteye yerleştirme süreci için kullandım. Alttaki resimli bölmede de kısaca bahsettim okuldan ve okulun bölgesinden…

Bu süreçte Kıbrıs’taki haberlerden de mahrum kalmadık ama… Yenidüzen Haber Paketi, buradaki gelişmeleri kısa mesajla İngiltere’ye kadar ulaştırdı. Görevlerinin başındaki arkadaşlar, haberlerin peşinde koştu, basılı gazetenin sayfalarını üretmeye, web sitesine aktarmaya ve dünyaya iletmeye devam ettiler.

Gelir kaynağımızın önemli kısmı olan reklamların alınmasına ve okuyucuya sunulmasına, faturaların ve maaşların ödenmesi için tahsilatın yapılmasına, günlük işlerin sürdürülmesine, beklenmeyen durumların kontroluna devam edildi. Birileri izinlerini kullanırken birileri de işleri sürdürüyor, sürdürmek zorunda…

Biz devlet dairelerinde ne yazık ki olabildiği gibi masamızın üzerindeki kâğıtları toplayıp, çekmeceye bırakıp gidemiyoruz. O memur izinden gelene kadar vatandaşın alacağı hizmetten mahrum bırakılması rahatlığında değiliz. Birileri diğerlerini takviye etme zorunda.

*  *  *

Neyse, İngiltere’de iken Kıbrıs’taki gelişmelerden Yenidüzen haber paketi ve internet bulabildiğimiz yerde öncelikle yine Yenidüzen web sayfası sayesinde mahrum kalmadığımızı belirtmek isterim. Şunu yazmak istiyorum ki; KKTCELL’den yurtdışına çıkarken göndereceğim mesaj sayesinde yurtdışında da internet bağlantım olacağı taahhüdüne karşın maalesef olamadı. O yüzden de gittiğim her yerde internet aramak zorunda kaldım, kaldığım otele her gün internet ücreti ödemek zorunda kaldım.

*  *  *

Bunu da belirttikten sonra kısa mesajlar ve internet üzerinden aldığımız bilgilerde Değirmenlik yolunda yine kazaların bitmediğini öğrendik öncelikle… Çünkü henüz Değirmenlik dağ yolunu yapacak Türkiye’deki şirket belli olmadı herhalde ve bizim Kemal beye de “bu yapacak” denmediği için o da henüz ilk asfaltı döküp resim çektiremedi.

Bir ilginç haber de Tahsin Ertuğruloğlu’nun Dışişleri Bakanlığı yaptığını ispatlama gayreti… Tabii ki bu gayreti gösterme biçimini yanlış seçti ama Tahsin beyden de başka bir eylem biçimi beklenemez doğrusu… Kıbrıs’ın güneyinden BM aracılığıyla kuzeyde yaşayan Rum ve Maronitler’e gönderilen erzak yardımının kesilmesi istendi, aksi takdirde gümrüğe tabi tutulacağı yani vergi alınacağı açıklandı. Elbette bunun öncesinde Kıbrıs’ın güneyinden gelip kuzeydeki bir otelde kalacaklarını söyleyen turistlerin kuzeye geçmelerinin engellenmesi de bir başka benzer uygulamadır ki Rum yöneticilerin “tekrar oturup konuşabiliriz” açıklamalarını sıfırla çarpar ancak böyle uygulamalar…

Ve tabii ki vatandaşlıklar… Öylesine, nedensiz, keyfi verilen vatandaşlıklar… CTP bu konuda mahkemeye başvurmuş… Ara emri talep etmiş. Mahkemenin vereceği kararın emsal teşkil etmesi bekleniyor.

Bu sürede ortaklar vatandaşlık vermeyi durdurur mu yoksa mahkeme karar almadan, henüz önlerine gelmemiş vatandaşlık dosyalarını da sanal yolla imzalarlar mı!

Ankara’da yeni bir protokol ve 169 adet gözetleme kamerası… Bazıları karşı, bazıları olumlu… Olumsuz gelişen ve farklılaşan dünyada artık belli noktaları izleyebilen kameraların bulunması halkın güvenliği açısından önemli ama yine KKTC ve yönetim boşluğu bu noktada da kameraların sorgulanmasını kaçınılmaz yapıyor.


Surrey

tayf-010.jpg

Geçen hafta İngiltere’de Guildford’taydık… İkinci kızımızı Surrey Üniversitesi’ne emanet ettik. Londra’nın güneyinde kasaba denen ama çok da küçük olmayan Guildford, bir yandan Heathrow, diğer yandan Gatwick havaalanlarının ortasında bir yer… Surrey Bölgesi’nde… Çok yeşil ve tabii oraların mükemmel düzeni içinde… Trafik yoğunluğu oralarda da yaşanıyor artık… Londra’nın dört şeritli otobanlarında bile trafik artık yoğun… Öyle olmasına rağmen yine de dünyanın dört bir yanından gidenler oranın trafik kurallarına birebir uyum gösteriyorlar. Çünkü otorite var. Uymazsan cezalar büyük ve dost-ahbap bağışlaması da olamıyor. Neyse üniversitemiz Surrey’e gelince orası muhteşem bir okul… Yeşillikler arasında, içinde gölleriyle… Öğrencilerin bütün ihtiyaçları düşünülmüş, derslikler, spor ve konferans salonları muhakkak da gençlere hitap edebilecek fast food, restoran tipi yerler ve eğlence yerleri bile üniversite kampüsünün içinde yer alıyor. İnsanın tekrar okuması geliyor!.. Bizim kızımızı götürdüğümüz gibi tabii ki başka aileler de kızlarını, oğullarını götürmüşler oraya ve başka yerlere… Her yıl olduğu gibi, başka yıllar da olacağı gibi… Öğrencilerimize bol şanslar, ailelere de kolaylıklar…


 

Park yeri

Londra’daki yakınlarımız geldiler Guildford’a görüşebilmek için… 30 dakika-45 dakika park yeri aradık. Her yere park edemiyorsunuz tabii arabanızı… Park etseniz de farklı park yerlerinin farklı park saatleri var… Park etmek sorun yani… O anda Kıbrıs’ta olmak istedim. Gireceğim dükkânın önündeki kaldırıma park edebilmek için!..

 


 

Yağmur

Sıcaktı, bırakıp gittik, biraz serinledik, biraz ıslandık… Geldik yine sıcak… İki gündür rüzgâr yağmur getirmeye çalışıyor gibi… Biz burada yokken yağdı mı bilmiyorum ama ha bir gayret, bu rüzgârlarla belki bırakır biraz… Aç toprağı doyurur suya, biraz ferahlık verir belki sıcaktan bunalmış yüreklere… “Öff hava çok kötü, yağmur var” diyebilen insanların varlığına rağmen hâlâ, yağsın yağmur, bütün pislikleri temizlercesine…

 


 

“Büyükbabam iki tür insanın olduğunu söylerdi; İşi yapanlar ve yapılan işten kendine pay çıkaranlar. O, benden birinci grupta yer alarak çalışmamı istedi. Çünkü orada diğerinden daha az rekabet vardı.”

İndira Gandhi

Bu yazı toplam 805 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar