1. YAZARLAR

  2. Sevgül Uludağ

  3. “Bir gün önceden orada kayıp kemikleri bulunduğunu biliyorduk…”
Sevgül Uludağ

Sevgül Uludağ

0090 542853 8436/00357 99 966518
Yazarın Tüm Yazıları >

“Bir gün önceden orada kayıp kemikleri bulunduğunu biliyorduk…”

A+A-

CITY FREE PRESS, bir gün önce Galatya’da “kayıplar”dan geride kalanların bulunduğu toplu mezarda bir gün sonra çekim yapmalarını internet sayfalarında paylaştı…

 

CITY FREE PRESS adlı Kıbrıslırum internet sitesinden bir ekip, 4 Nisan 2017’de Galatya gölünde bir “kayıp”tan geride kalanların bulunmasından bir gün sonra, 5 Nisan 2017’de Kayıplar Komitesi Üçüncü Üyesi Paul-Henri Arni’nin Daimi Sekreteri Florian von Konig’le birlikte Galatya’ya giderek toplu mezardan “kayıp” kalıntılarının çıkarılmasının çekimlerini yaptı ve bunları internet sayfalarında paylaştı.

SİGMA TV’nin de paylaştığı bu görüntülerle ilgili olarak CITY FREE PRESS muhabirleri Mihalis Mihalidis ve Andreas Katsios’a toplu mezar kazılırken canlı olarak videolarını çeken Yiorgos Mihail eşlik etti…

CITY FREE PRESS muhabirleri, internet sitelerinde ve You Tube’ta paylaştıkları Galatya’daki toplu mezar kazısının yapılma anından görüntülerle ve deneyimleriyle ilgili olarak özetle şöyle yazdılar:

***  Karpaz’da Galatya gölüne 5 Nisan Çarşamba sabahı saat 10’da vardık. Ledra Palace barikatından yola çıkmamızdan bir saat 15 dakika sonra. Derhal mezarın olduğu yere, aşağıya indik.

***  Bir gün önceden burada Kıbrıslıtürk ve Kıbrıslırum arkeologların bazı kemikler bulduklarını biliyorduk ve oraya artık ne çıkarsa gibisinden bu hikayeyi izlemeye gittik. Dayanışma Evi’nin önünden Birleşmiş Milletler’in beyaz cip arabasında bize eşlik eden Kayıplar Komitesi Üçüncü Üyesi Özel Danışmanı Alman asıllı Florian von König bize durumu anlattı ve derhal Galatya gölüne gideceğimizi izah etti.

***  Kayıplar Komitesi’nin işe başlamasından bu yana ilk defa Karpaz’da bir kayıp bulunduğu için çok heyecanlıydık, böylece bu önemli kazıyı kendi gözlerimizle görebilecektik. En az bir aile daha bu buluntu sonrasında huzura kavuşacaktı…

kaz-002.jpg

*** Galatya’da Arzu Deniz – kendisi Kıbrıslıtürk bir arkeologdur ve kendisiyle birlikte grupta iki Kıbrıslırum arkeolog ve bir diğer Kıbrıslıtürk daha eşlik ediyor – bize bir ayakkabının tabanını gösteriyor, altında da bir insan kemiği var.  Arekologlar İrini, Stelyos, Manolis ve Hasan Doğan dikkatlice, neredeyse bir cerrah titizliğiyle kemiklerin bulunduğu bölümü ıslak toprakta kazarken, bir de bedenlerin pozisyonu hakkında hesaplar yapıyor ve gerekli resimleri çekiyor, Mehmet Zorba da bir şiroyla mezarın etrafından toprakları alıyor… Sonra Arzu aniden heyecanla ikinci bir şahsın daha orada gömülü olduğunu bağırarak söylüyor… Herkes çok mutlu oluyor…

***  Çarşamba sabahı yaşadığımız deneyim anlatılmaz. Duygularımız karışık. Arkeologlar ne zaman insan kalıntıları bulsalar, bir aileye yardım edeceklerini ve acılarını azaltacaklarını söylüyorlar… “Biz de aileler gibi seviniyoruz ve ailelerle birlikte ağlıyoruz” diyorlar.

***  Arkeologların kendilerini en zor durumda hissettikleri zamanlar küçük çocukların veya anneleriyle birlikte çocukların kemiklerini bulduklarında yaşanıyor… Kayıplar Komitesi için çalışan arkeologların, antropologların, genetikçilerin gözleri çok şey gördü ancak her defasında, her bir vakada, belirgin bir yön onları daha da şoke edebilir…

***  Sonuçta öğleden önce Galatya gölünden ayrılmak durumundayız, orada bir insan gömülü olduğunu, biz oradayken iki kayıbın kemiklerini bulduklarını biliyoruz… (Son güncelleme: 7 Nisan Cuma gününe kadar altı kayıbın kemikleri burada bulunmuştur.)

***  Bundan sonra Kayıplar Komitesi Antropoloji Laboratuvarı’na gidiyoruz ki bu eski Lefkoşa Havaalanı civarındadır. Buraya gittiğimizde kayıp yakınlarına kimliklendirme yapılan kayıplarıyla ilgili bilgi verildiği odaya alınıyoruz… Bu odada kayıp yakınlarına kayıplarının nerede, ne zaman ve nasıl kaybolduğu ve belki de nasıl öldürüldüğü anlatılıyor…

***  Son durağımız ise antropolog ekiplerinin tam bir bulmacayı çözer gibi çalıştıkları laboratuvara gidiyoruz. Orada bir grubun koordinatörü olan Theodora Elefteriu’yla konuşuyoruz ve o bize ne tür bir prosedür izlediklerini anlatıyor… “Kemikleri aldıktan sonra kimliklendirme sürecine kadar ne kadar zaman geçiyor?” diye soruyoruz. “Şimdi artık zamanlamamız çok iyidir. Örneğin geçen yıl bulunanlar, daha şimdiden kimliklendirme sürecine girdiler. Geçmişte deneyimsizliğimizden ötürü ve büyük kemik birikimi nedeniyle geride kaldıydık ama bu şimdi düzeltildi. Çok zaman alıcı bir şeydir yaptığımız ve ne yazık ki iyileştirmek kolay değil çünkü hata yapmamamız için pek çok test yapılması gerekir” diyor.

***  Oradan ayrılırken aklımızda en çok kalan pek çok insan kemiğidir… Çocukların kemikleri, çocukların giysileri ve çocukların potinlerini gördük…  Florian’a “Üç yıldır Kıbrıs’ta bu işi yapıyorsun, birleşmeye çalışan bu adada barışa yardımcı ettiğine inanıyor musun?” diyoruz. O da bize bilim insanlarının kayıplar konusunda çalışmalarının öneminden bahsediyor ve Almanya’da da İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra binlerce insanın bu tür acılarının görmezden gelindiğine dikkati çekiyor… Onların kemikleri belki de hiçbir zaman bulunmayacak ki bu pek çok ülkede meydana geliyor, mesela Rwanda’da – işte bu yüzden Kıbrıs’ın bu yetenek, ekspertiz, olanak ve böylesi bir programı yürütecek paraya sahip olması bir şanstır. Florian bize “Evet, bu işi yapmak bana kendimi iyi hissettiriyor” diyor…”

(CITY FREE PRESS’ten derleyip Türkçeleştiren: Sevgül Uludağ – 10.4.2017)

 

 

 

 

 

Bu yazı toplam 896 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar