1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Bir Gün Mutlaka
Bir Gün Mutlaka

Bir Gün Mutlaka

KTÖS (Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası) Şubat 2011’deki gibi bu yıl da 27-30 Mart tarihlerinde Brüksel’deki AB yetkililerini ziyaret etti ve yüreğimize su serpti. Bizleri, Kıbrıs’ta yaşayıp uzaktaymış gibi hisseden ruh halinden çıkardı.

A+A-

                                           

 

KTÖS (Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası) Şubat 2011’deki gibi bu yıl da 27-30 Mart tarihlerinde Brüksel’deki AB yetkililerini ziyaret etti ve yüreğimize su serpti. Bizleri, Kıbrıs’ta yaşayıp uzaktaymış gibi hisseden ruh halinden çıkardı.

 Kıbrıs’ta olan bitenleri, AP ve komisyon üyelerine aktardılar. AP kararı ile yıllar önce kurulan “Kıbrıslıtürkler ile temas grubu” üyeleriyle de görüştüler.

 

Biliyoruz ki, bizim tarafın AB ile ilişkileri, resmi siyasetçilerce, Türkiye politikaları ve çıkarlarına göre yürütülüyor. Çoğu STÖ ünvanı taşıyanlar da AB ile “bağımsız ve özgür” iletişim kuramıyor. AB derneği bile beklenen ilişkiyi kuramıyor. Annan planı öncesi ve referandumdaki aktif tutumunda gerileme var gibi geliyor bana.  Halbuki bizim tarafta, AB felsefesini, kurumlarını ve işleyişini en iyi bilen kişi bu derneğin başkanı Ali Erel’dir. Bu pasif tutumları nedeniyle onları eleştirsem bile gerçeği teslim etmekte sakınca görmüyorum. AB veya BM belgelerini en iyi anlayıp aktaran ve  doğru şekilde Türkçe’ye çeviren onlardır. Bu nedenle AB derneğinin, düşük profile geçmesi toplum için büyük kayıptır. Daha aktif konuma gelmelerini bekliyoruz.

Neyse, doğa boşluk tanımaz. KTÖS bu boşluğu dolduruyor. Bu hareket giderek genişlerse çok daha etkili olacak..

Kuzeyde yaşadığımız sorunlar ve sıkıntıları, adanın tümünü AB haritasına katan AB yetkilileri birinci elden, üstü örtülmeden bilmek durumundadır. Burada yüzbinden fazla Kıbrıslıtürk AB yurttaşı olmuştur. AB “yurttaşlık” felsefesine göre işleyen bir kurumdur. Burada olan bitenleri bilip tavır almak sorumluluğunu taşımaktadır.

 

2004’ten beri, kuzeydeki statümüz boşlukta sallansa da zamanı gelecek ve bir gün Kıbrıs’ın kuzey parçası AB’ye katılacaktır. Bu gerçeği hiç kimse değiştiremez..Dikkat ederseniz “çözüm olacak” demedim. Bugünkü koşullarda hangi plan gelirse gelsin, kim görüşmeci olursa olsun bir anlaşma sağlanamaz.

 

Otuz yıl önce, daha az karmaşık olduğunda çözülmedi de, kördüğüm olmuş haliyle mi çözülecek? Bir şeyin “doğasını” bozarsanız, hilkat garibesi gibi olur. Kıbrıs, doğal haline gelinceye kadar batıp çıkacak, sallanıp duracak, kötü oyunlara sahne olacak ama elbet bir gün dengesini bulacak...

 

Bu doğal hale dönmenin tarihte örnekleri çoktur. Ülkeleri ve toplumları zorla bir başka hayata döndürme çabaları olabilir. Bu durum yüz yıl da sürebilir. Ama sonsuza kadar gidemez. Evrenin ve yaşamın diyalektiği buna izin vermez. Yönetimler değişmese de insanlar koşullar değişir ve değişmeyenleri alaşağı eder.

Yüzyıllar öne hüküm süren sömürgecilik kaldı mı? Feodal yaşam yok denecek hale gelmedi mi?

 

Arif hoca der ki: “Kıbrıs’ı sömürge yapmış tüm sömürgeciler gün gele adayı terketmek zorunda kalmışlardır.”

 

Düşüncelerimi yazıyorum diye, adada olan bitenleri göz ardı edelim, inzivaya çekilip  “o günü” bekleyelim demiyorum. Çünkü yaşam durmuyor, gereksinimler bitmiyor. Göz göre göre çevre ve toplum çürüyor. Herkes, bilhassa toplumcu görüşte olan siyasiler, örgütler, günlük hayatı olumsuz etkileyen politikalara karşı çıkmalıdırlar. Nitekim engellemeye çalışıyorlar. Ancak Türkiye ve buradaki temsilcisi yönetim eleştirilere kulak vermiyor, istedikleri karar, yasa ve uygulamayı gerçekleştiriyorlar..

Kıbrıs’ta yaşayanların iradesini, refahını zerre kadar düşünmüyorlar. Adayı bölüşme, talan etme, tonla para kazanma peşindeler..Arada bir ağzımıza bir parmak bal çalıp “şükran” dememizi bekliyorlar..

 

Görevimiz, temel stratejiden sapmamaktır. AB kurumlarıyla sıkı ilişki kurmaktır.

Bu mücadele zaman alabilir, çoğumuz o günü görmeyebilir. Şuna emin olmalıyız ki, bu adanın kuzeyi gün gelecek AB’ye katılacak, kuzeyde de “muktesebat” uygulanacaktır. Çözüm de kendiliğinden gelecektir.

Elbet bir gün.....

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1865 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler