1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. BİR BAŞKA ERENKÖY ÜZERİNE..
BİR BAŞKA ERENKÖY ÜZERİNE..

BİR BAŞKA ERENKÖY ÜZERİNE..

Geçen hafta Yeni Erenköy’de, Dünyanın, militarizm, şovenizm, bulaşmamış ilk “SİVİL DEVLETİ” olan “KARPAZ SOKAN CUMHURİYETİ (KSC)” ilan edilirken bizleri yalnız bırakmayan sevgili dostum Turgay Öykün’ün bir başka (asıl)

A+A-

 

 

Geçen hafta Yeni Erenköy’de, Dünyanın, militarizm, şovenizm, bulaşmamış ilk “SİVİL DEVLETİ” olan “KARPAZ SOKAN CUMHURİYETİ (KSC)” ilan edilirken bizleri yalnız bırakmayan sevgili dostum Turgay Öykün’ün bir başka (asıl) Erenköy üzerine yazdığı İzlenimlerini paylaşacağım bu hafta sizlerle…

Milliyetçiliğin ve lilliyetçiliğin kör ettiği gözlere parmağını sokarcasına sıralıyor Turgay yıllardır yaşanan aymazlığı…

 

ERENKÖY’DEKİ İZLENİM VE ÖZLEMLERİM

 

Uzun bir süre Erenköy’e gidememiştim. Kendi çapımdaki düşüncelerimle, olgunlaştırdığım bazı fikirlerle gece yarısı şehit ailesi arkadaşım ve ailesi ile birlikte yola çıktım.

Uzun bir yolculuktan sonra Lefkoşa ve Yeşilırmak molalarından, Günebakan’a ulaştık. Pirgo köyünden de her zaman heyecan duyduğum köyüme Mansura’ya vardık. Çocukluğumun geçtiği bir köy burası. Köyümün içinden, amcalarımın evlerinden sonra kendi evimin önünden geçerken bir üzüntüdür aldı beni. Çünkü asma ağacı bu yıl üzüm vermemişti. Yıllardan beridir yaşıyor ama bu yıl verim vermemişti.

Kısa bir süre sonra Erenköy’e vardığımızda ise daha farklı duygulara kapıldım. Gençliğimin geçtiği yıllar aklıma geldi. Askerlik yaptığım yaşlı insanlar vardı, hayatta değiller artık. Zaman ne kadar hızlı geçmişti.

Tören sırasında şehitliğe girmeye çalıştım. Protokol dışarı çıkmazsa giremezsiniz diyen askere kızmıştım. Bu bana acı vermişti. Sesimi yükselterek dalmıştım içeri bende. Şehitliğin içerisinde çoğunluğu tanımadığım insanlardı. Beni içeri koymama lüksü yoktu onun.

Düşündükçe de bunun böyle olmaması gerekirdi. Demek ki birilerinde  kabahat vardı. O da bizlerde idi. Biz bir şeyleri eksik bırakmıştık. Bir dönemde kurduğumuz bir kuruluşla Mansura’da sahte belgelerle satılan malların geri alınması için verdiğimiz çabanın en yakınlarımız tarafından ciddi şekilde tehdit edilip, sıkıntı yaşadığımız hiç aklımdan çıkmadı.

Baf mahkemelerinde kendi maddi ve manevi imkanlarımızla mücadele ederek davaları kazandık. Bu mülklerin Türklere ait olduğu ispatlanarak ileriye bırakılmıştı.

Birçok konuda olduğu gibi, ayni şeylerle ve baskılarla karşılaşacağımı tahmin ederek, başkalarının menfaatleri ağır basacak olsa bile düşündüklerimi yazacak ve savunmaya devam edeceğim.

Erenköy eğer “RUM-YUNAN PALİKARYALARININ GEÇEMEDİĞİ, SİLAHLARIN GETİRİLİP DAĞITILDIĞI, TÜRKİYE’NİN İLK MÜDAHELE ETTİĞİ, KIBRIS’IN ÇANAKKALESİ, ŞANLI” bir yer ise, ona niye değerini vermiyorsunuz?

Yılanların ve keçilerin dolaştığı bir yer orası. Bunu herkes biliyor orası Türkler var oldukça Türklerin kalacaktır. Kutsal topraklar birilerine VERİLEMEYECEK.

Niye bir şeyler üretilmiyor ve onu taçlandırmıyorsunuz.

Elektrik bir şekilde getirilmiş, suyu bol, doğası mükemmel, koyları ve kumları muhteşem, rutubet sıfır. Geriye ne kaldı? İRADE ve  TURİZM CENNETİ.

1963-75 dönemlerinde askerliğini yapmış insanlar, madalyaları ile birlikte taltif etmek, kendi katkıları da dahil edilerek, ister apart-otel tarzında, ister Toki usulü sistemle küçük birer daire sahibi yapılmalıdır.

Bu insanlar da bu şekilde ödüllendirilmelidir. Bu ödülden sonra da aileler tatillerini geçireceği gibi o güzel yerler de canlanmış, yararlanabilir hale gelecek. Böyle olacağı zaman da bu topraklar hak ettiği yere gelmiş olacak.

Sonuç itibari ile yılda bir nutuk atılacak yer olmaktan çıkacak, isteyenin yaz-kış uğrayabileceği yemyeşil-masmavi taçlandırılmış onurlu bir yer olması iyi olmayacak mı.

Gelin hep beraber bunu nasıl hayata geçirebiliriz diye düşünelim ve tartışalım.

 

Sevgi ve Saygılarımla

 

Turgay Öykün                                              

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 862 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler