1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. BİR BAŞBAKAN’IN SÖZÜ!
BİR BAŞBAKAN’IN SÖZÜ!

BİR BAŞBAKAN’IN SÖZÜ!

Bir ülkede bir Başbakan’ın sözü “yalan”la eşdeğer tutuluyorsa, hayata geçmiyorsa bu bir yönetimin toptan iflasıdır. Oysa bizde türlü örnekleriyle bu gayet normal kabul ediliyor. Lefkoşa Belediyesi çalışanları 2 aydır maaşlarını alamıyo

A+A-

 

 

Bir ülkede bir Başbakan’ın sözü “yalan”la eşdeğer tutuluyorsa, hayata geçmiyorsa bu bir yönetimin toptan iflasıdır.

Oysa bizde türlü örnekleriyle bu gayet normal kabul ediliyor.

Lefkoşa Belediyesi çalışanları 2 aydır maaşlarını alamıyor. Çünkü maaş alacak kaynak Belediye kasasında yok.

Ve 1 Mayıs’a da maaşsız giriyor, çalışanlar.

Üselik grev kalkmasına rağmen hala temizlenmeyen Lefkoşa sokaklarının hesabını veren bir yetkili de yok.

Oysa Belediye Başkanı grev kalkısn ödeme hazırdır derken bugün bir kez daha anlıyoruz ki, “yalan” söylüyor.

Başbakan grevi kaldırın çağrısı yapıp, sendikaya söz verip kefil olurken görüyoruz ki “yalan” söylüyor.

Yalan söylemekle de kalmıyor, gayrı yasal teşebbüslerle iç politikaya dayalı ayak oyunu yapıyor.

Oysa bu oyuna diğer UBP’li belediye başkanlarını da katarak, Lefkoşa’yı Onlara temizletecekti, Başbakan.

Şimdi anlıyoruz ki, bizzat Başbakan’ın bütün kamuoyunun karşısına çıkarak söylediği her söz gerçersiz.

Konu sadece belediye çalışanları da değil.

Ödenmeyen bin belediye çalışanı ve aileleri yanında, işsiz kalıp hala çalıştıkları işe muadil bir iş bulamayan 300 KTHY çalışanını da hesaba katarsak, bu ülkede en az 4 bin kişi ağır ekonomik kriz yaşıyor demektir.

Bu da en basit anlamıyla küçük nüfuslu daralanan ekonomiyi daha da çıkmaza sürüklüyor demektir.

Oysa Başbakan yine kamuoyunun önüne çıkıp bir maket uçak uçurmuş, işadamlarından ortaklar bulmuş, yeni havayolunu uçaracaktı.

Çalışanları burada istihdam edecekti.

Yine öğreniyoruz ki, hepsi “yalan”.

Demokrasisi en gelişmemiş bir ülkede bunların yarısı istifa sebebidir.

Lefkoşa Belediyesi’ndeki sorun dünden bugüne gelişmedi. Bugünkü tablo hiç de sürpriz değil.

Belediyeler özerk kuruluşlardır şiarının arkasına saklanan hükümet bu tabloya Sayıştay’ın bütün raporlarına rağmen seyirci kaldı.

Seyirci kalmanın ötesinde şişirilmiş istihdamlara bizzat katkı sağladı.

Ama bugüne kadar belediyeler özerk kuruluşlarıdır diyerek konudan uzak duran hükümet, şimdi bu özerkliğe tamamen ters düşecek bir tavır sergiliyor.

Denetleme Kurulundan bir temsilciyi atıyor belediyeye.

Ama öğreniyoruz ki, aslında bu atama ne yasal ne de işlevsel.

Çünkü belediye başkanının izni olmadan tek belgeye el süremeyecek durumda olan Mehmet Soykurt, ancak iletişimi sağlamak pozisyonunda. Zaten niyeti olsa hükümet bugüne kadar çıkan Sayıştay raporlarının gereğini yapmak konusunda daha iradeli davranırdı.

Ama amaç belediyeyi yapılandırmak, kurtarmak hiç değil. Amaç bunu fırsat bilip tamamen konuyu iç siyasette kullanmak.

Bizzat Belediye Başkanı ile Başbakan arasında yaşanan satranç ne yazık ki, ne çalışanların haklarını ne de Lefkoşalıyı düşünüyor.

Düşünün, mevcut tablo karşısında bizzat UBP’li belediye meclis üyeleri karşı çıkıyor, Başbakan’ın formüllerine.

Aklın yolu bir.

Ama bugün gelinen tablo aslında yerel birimlerden başlayarak, bir ülkenin yönetimlerinde ne kadar aciz ve yetersiz durumda olduğumuzdur.

Gözü dönmüş bir siyasi kavgayla ne kadar iş yapmaz halde olduğumuzun resmidir, bütün bu yaşananlar.

Lefkoşa Belediyesi’nde yaşananlarda sadece Belediye Başkanı’nın değil, hükümet ve bütün UBP’lilerin sorumluluğu vardır.

Hal böyle olunca da neden elçi belediyeyle ilgili konuştu diye tepki gösteriyoruz, doğal olarak.

Ama elçiyi konuşturmayacak bir basiret gösteriyor mu yönetimlerimiz?

Yıllarca UBP’yi dürüstçe destekleyen birçok kişi bugünkü durumu gelmiş geçmiş en kötü yönetim olarak tanımlıyor. Saygısını güvenini çoktan yitirmenin utancını yaşıyor.

Ne yazık ki UBP zihniyetinin yarattığı tahribat bizzat yönetim boşluklarını dolduran Türkiye iradesini beraberinde getirirken, UBP’nin farkedemediği tek bir nokta kalıyor.

Bugüne kadar “bu sistemi ben kurdum en iyi ben yönetirim” diyen UBP artık yönetemediğini ve yönetemediği noktada iradeyi devrettiğini farkedemiyor.

Ya da hala o koltuklarda oturabiliyor olmanın rahatlığını yaşıyor.

Ama bir belediye sorununu çözemeyen hükümetin o koltuklarda oturmasına daha ne kadar izin verilebilir acaba?

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1030 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler