1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Bir Aylık Tiyatro Coşkusu
Bir Aylık Tiyatro Coşkusu

Bir Aylık Tiyatro Coşkusu

Bir Aylık Tiyatro Coşkusu 10. KIBRIS TİYATRO FESTİVALİ SONA ERİYOR… Bu yıl, (10.) kez yine Bertolt Brecht’i dinledi, LBT ve tiyatro severler. Ve, belki de, ülkede en “can yakıcı ve umutsuz” günler yaşanırken, onlar (9) yılın de

A+A-

Bir Aylık Tiyatro Coşkusu

10. KIBRIS TİYATRO FESTİVALİ SONA ERİYOR…

Bu yıl, (10.) kez yine Bertolt Brecht’i dinledi, LBT ve tiyatro severler. Ve, belki de, ülkede en “can yakıcı ve umutsuz” günler yaşanırken, onlar (9) yılın deneyimi ve o deneyimde kazandıkları onca olumlu duygu ve umutla doldurdular Tiyatro Salonu’nu… Neredeyse, bir o kadar da “belki, bir yer bulunur” umuduyla dışarda bekleyerek… Brecht’in sözü kulaklarında – yüreklerinde: “Çıkın Işığa / Buluşabilenler / Sevinebilenler / Sevindirebilenler / Değişebilenler…”

O BİR ANIT…

(10) yıldır, “Kıbrıs Tiyatro Festivali’ni başarıyla sürdüren LBT’nun, “Sanat yaşamımızda çok, hem de çok önemli bir yeri var. Kurulduğu günden – günümüze (32 yıldır), Yaşar Ersoy ve arkadaşlarının, (Osman Alkaş, Erol Refikoğlu ve gençler) – gerçek bir tiyatro için… yani,

“Yalnız duygunun, yalnız içtenliğin değil aynı zamanda aklın, direnmenin, insan haklarının yüceltilmesinin tiyatrosu’ndan yana… ilk adımlarda toplumun ilerisinde ama seyircisiyle bütünleşerek…yarınlarından yana ödün vermeden – her türlü özveriyle – varlığını sürdürmesinden kaynaklanıyor  önemi…

Meyve veren ağaçların habire taşlandığı, kolay ve ucuz olanın yüceltildiği… Sahnede küfürlerin, yozluğun alkışlandığı… televizyon reklamlarından edinilen değer ölçülerinin – çoğunlukla – geçerli olduğu ortamda… bu birkaç satırla özetlemeye çalıştığım ilkeleri sürdürmek… amansız bir savaş vermek demek…

Yıllardır, tiyatronun “sanat olma ve bunu her yıl artan bir başarıyla savunanların ve bunu gerçekleştirenlerin tiyatrosu LBT. Kuruldukları günden beri de hep bunu savunuyor ve gerçekleştiriyorlar… (Bir ekip ruhu içinde.)

Evet… Tiyatronun “sanat” olma onurunu savunuyorlar yıllardır...

BÜYÜK BİR COŞKU

Ben, kitap olsun, tablo, müzik, tiyatro vb. sanat olaylarında… O olayı sadece seyredip, dinleyip ya da okuyarak algılamak değil… İçimde, onları bana açıklayan bir çevirmen yaratmak… Sözlere dönüşmeyen duyguları anlamak… üzerinde dururum… çünkü, insanın kendi ruhu ile açık bir dille anlaşabilmesinin anahtarının burada olduğunu kavradım…

Öyle büyük bir coşku ve sevgi ile gidildi ki bu oyunlara… Ve, öyle çok “keşkeli” cümleler kuruldu ki!

·        Keşke, yılın bütün aylarında olsa…

·        Keşke, daha çok insanın görebilmesi sağlansa…

·        Keşke, yöneticiler de izlese bu oyunları…

·        Tüm keşkeleri uzatsam başka söze yer kalmayacak…

·        En iyisi ben son sözle bitireyim

·        Keşke, bu ülkeyi sömürmek, paylaşmak için değil… ÇOĞALMAK ve YAŞANILIR KILMAK için çalışsa… En baştakilerden başlayarak, en sonuncu bireye kadar… Herkes…

 

BENİ kaldırarak…

BİZ için… Bir Sysphos inadıyla…

 

***

Ve, en son söz:

Teşekkürler LBT…

Daha nice 10 yıllar için…

 

SPOT

(10) yıldır, “Kıbrıs Tiyatro Festivali’ni başarıyla sürdüren LBT’nun, “Sanat yaşamımızda çok, hem de çok önemli bir yeri var… Teşekkürler LBT…

////////////////////////////////////////////////////////

 


 

Mustafa Çelik ve Orkun Bozkurt’tan

SEVGİ SAVAŞÇILARI…

‘Özürlü’ sözcüğünü hiç sevmem, ‘engelliyi’de… çünkü ve genelde böyle kişilerimiz için belki bir çerçeve çizerek, kimilerinin acıdığı kimilerininse bir şeyler yapmaya çalıştığı bir kavram hakim ki, onu asla kabul etmemek gerek… çünkü, pek çok konuda olduğu gibi, aslında, en büyük engellilerden biri de toplumumuzdur…

Onlar eğer ellerinden tutulan ve yolları açılırsa, içlerindeki “yaşama azmi ve gücüyle neler yapabileceklerini ortaya koyuyorlar.” İşte elimdeki kitap bunun bir örneği…

 

SEVGİ SAVAŞÇILARI…

Çok sevdiğim iki ‘sevgi savaşçısı’nın: Mustafa Çelik ve Orkun Bozkurt’un ortak şiir kitabı. Telsim Sanat’ın katkılarıyla, Zeytin Yayınlarında çıkmış… Geliri, “Kıbrıs Türk Özürlüler Derneği’ne bağışlanacak…

Yaşamlarındaki tekerleklerin değil, sevginin, ve umudun neredeyse her şiirde daha da bir coşkuyla aktığı bir nehir bu dizeler…

İnsan okudukça bir daha duyumsuyor /anlıyor ki, beden değil… kafa ve yürekleriyle yaşamış ve yazmışlar...

Mustafa Çelik’i, geçen yıl yitirmiştik. Öyle güzel bir insan ve dosttu ki, hala ve sanırım hep özleyeceğim onu…

Ve, Orkun… Canım benim… Benim için o da bir evladım gibi… Sadece çok akıllı değil (ki lise’yi birincilikle bitirmiş), gazetelerde yazıyor, kitaplar (altı kitap) çıkarıyor, Basamak Dergisi’nin Genel Yay. Yönetmenliğini, Turnalar Dergisi’nin yardımcı Editörlüğünü yapıyor… vb. çalışmaları sürerken bir ağabey gibi sevdiği Mustafa Çelik’in emanetini – K.T.O.Özürlüler Der. Genel Başkanlığını da - yüklenmiş ve başarıyla sürdürüyor…

Bu kitap onun bize armağanı…

Hepimiz, değil bir tane, birkaç tane alarak dostlarımıza da armağan edelim. İçimizdeki sevgiyle sararak… Yepyeni baskılar yaptıralım…

Onları saralım sevgiyle…

Gösterelim sevgi özürlü olmadığımızı…

 

***

Mustafa Çelik’e gelince:

1964’te doğan, 1982 yılında geçirdiği bir araba kazası sonucunda, hayatı ‘tekerlekli sandalyeye’ bağlanan Çelik, hiç  yılmadan 1989’dan başlayarak, özürlü sporlarını örgütledi, ‘Tekerlekli Sandalye Basketbol Takımını’ kurdu; aynı dönemde, Özürlüler Derneği’nin Başkanı oldu ve ölene kadar da bu derneği başarıdan başarıya götürdü. Sporun yanı sıra edebiyatçı kimliğinin ışıdığı eserler bıraktı topluma…

Her ikisini ve diğerlerini de sevgiyle kucaklayalım…

 

ŞİİRLERİNDEN ÖRNEKLER

Mustafa Çelik’ten:

·        “Ey Hayat, /Sana meydan okuyorum. / Ölüm ne ki… / Ben hiç ölmeyecek gibi yaşıyorum  / Yüreğimde öyle kocaman ki sevgim / Sen dahil, hiçbir şeyden korkmuyorum…

Kader denen yazgıyı ben yazmadım / Ancak oynatamazsınız beni / Hiçbir Senaryonuzda / Varsa içinizde Sevgiden yana bir yürek / O size yol gösterecek…

Ve, ey hayat / Sen dahil, Her şey / Bir gün mutlaka / Sevginin önünde diz çökecek. / Ve ben yeniden çiçekleneceğim…”

***

Orhun Bozkurt’tan:

·        “Gidersem eğer… / İz kalmasın / Kalbinin kenar mahallelerinde / Hayal kırıklıklarım / Saplanmasın yüreğine / İstemem…

Gidersem… gideceksem… / lütfen unutma, / su dök yollarıma / dök ki / gün olur, / yağmur olur / gelirim sana…”

 

SPOT

Çok sevdiğim iki ‘Sevgi Savaşçısı’nın: Mustafa Çelik ve Orkun Bozkurt’un ortak şiir kitabı. Telsim Sanat’ın katkılarıyla, Zeytin Yayınlarında çıkmış… Geliri, “Kıbrıs Türk Özürlüler Derneği’ne bağışlanacak…

 

Bu haber toplam 747 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler