1. YAZARLAR

  2. Sevgül Uludağ

  3. Bir annenin dayanılmaz acısı…
Sevgül Uludağ

Sevgül Uludağ

0090 542853 8436/00357 99 966518
Yazarın Tüm Yazıları >

Bir annenin dayanılmaz acısı…

A+A-

Bir okurumuzun gömü yerini göstermiş olduğu Vitsadalı “kayıp” Epifanios Kiriaku’nun cenaze töreninden notlar…

10 Haziran 2017 Cumartesi sabahı, Filippos Karaçullis Ledra Palace barikatına gelerek beni arıyor, birlikte “kayıp” Epifanios Kiriaku’nun cenaze törenine gitmek üzere…

Epifanios Kiriaku Kyra’dan (Cira-Mevlevi) altı kişilik bir Kıbrıslırum grubu içerisinde “kayıp” edilmiş, henüz 20 yaşındaki bir gençti… Harika bir insan yüreğine sahip bir okurum bize onun ve onunla birlikte gömülmüş olanların gömü yerini Masari’de (Şahinler) göstermişti…

Okurum o günlerde yedi yaşlarında bir çocuktu, 1974’ten hemen sonraydı, dedesiyle birlikte eşeciğin üstünde Masari’den geçiyorlardı… Eşeciğin üstünde giderken dedesi burada bulunan ölü bedenleri görmüş ve eşeciği durdurup inmiş, torununa dönerek, “Gel… Onları böyle bırakamayız, onları gömelim” demişti…

sevg-020.jpg

Ve onları gömmüşlerdi…

Bu küçük Kıbrıslıtürk çocuk bu sırrı yıllarca saklayacaktı – ta ki bir gün beni arayıp bunu söyleyinceye kadar… Bize ve Kayıplar Komitesi yetkililerine Masari’deki bu yeri göstermeyi kabul etmişti… Birlikte Masari’ye gitmiştik ve Kayıplar Komitesi’ne ve bize bu gömü yerini göstermişti… Kayıplar Komitesi burada kazı başlatınca, altı “kayıp” Kıbrıslırum’dan geride kalanlar bulunmuştu… Bulunanlar arasında bugün cenaze törenine katılmakta olduğumuz Epifanios Kiriaku da vardı…

Yanımda rengarenk çiçeklerden oluşan bir çelenk getirdim, bunu küçük tabutunun yanına koyacağım… Bu altı kişilik gruptan beş “kayıp” Kıbrıslırum’dan geride kalanlar ailelerine iade edildi ve cenaze törenleri yapıldı… Bu gruptan sonuncu cenaze, Epifanios’un cenaze töreni…

Lefkoşa’da cenaze töreninin yapılmakta olduğu Ayios Panton Kilisesi’ne birlikte geldiğimiz Filippos, 281nci birlikte idi – bu “kayıp” altı Kıbrıslırum da aynı birliktendi… Hem bu birlik, hem de köyü Timbu (şimdiki adıyla Ercan) hakkında kitaplar yazmış… Bana kitaplarını armağan ediyor... O İngilizce bilmiyor, ben Rumca konuşamıyorum – ama sonuçta bir çevirmen aracılığıyla detaylı biçimde konuşacağımız başka bir gün ayarlamayı kararlaştırıyoruz… Engomi’deki Ayios Panton Kilisesi’ndeki bu törene beni getirmiş olduğu için ona müteşekkirim…

Bir başka okurumuz, Epifanios Kiriaku’nun “kayıp” dedesinin gömü yeri hakkında bizlere yardımcı olmuştu – Epifanios’un dedesi Stroncilo’dan (şimdiki adıyla Turunçlu) “kayıp” edilmişti… Ondan geride kalanlar da başka “kayıplar”la birlikte bulunarak defnedildi…

Kilisede Epifanios’un ailesiyle tanışıyorum: Kardeşi Kiriakos ve kızkardeşi Maria… Babaları Spiros iki yıl önce vefat etmiş ancak anneleri Eleni Hanım burada… Eleni Hanım da, Maria da, herkes de o kadar üzgün ki… Kim olduğumu Eleni Hanım’a söyleyince heyecanlanıyor, cenazeye katıldığım için bana teşekkür ediyor… Sonra bana köyü Vitsada’da Kıbrıslıtürkler’le birlikte ne güzel yaşadıklarını, pek çok Kıbrıslıtürk arkadaşı olduğunu anlatıyor… Kızı Maria çevirmenliğimizi yapıyor…

Cenaze töreni sırasında Epifanios küçük tabutunda yatıyor…

Ona şöyle demek istiyorum:

“Sevgili Epifanios,

Eğer tabutundan başını kaldırıp bakabilseydin, insanların seni ne çok sevdiklerini görecektin… Seni bunca yıldır bekleyen anneciğine bak… Şimdi tanıştım onunla ve bana “Oğlumu bul” dedi. Kızkardeşin Maria ona “Oğlunu buldu zaten, bak oradaki tabuttadır oğlun” dedi. Belki de anneciğinin böyle olması daha iyi – onca korkunç acılar çekti, bugünü belki daha az zararla atlatabilir…

Tüm o acı dolu yıllar sevgili Epifanios… Tüm o genç erkekler ve genç kadınlar, tüm o yaşlı adamlar ve yaşlı kadınlar, tüm o çocuklar toprağın altında bekleşip durdular, bulunsunlar ve ailelerine kavuşsunlar, düzgün bir cenaze töreniyle defnedilsinler diye…

Arkadaşlarınla birlikte öldürüldün Epifanios ve Masari’nin açıklıklarında öylece bırakıldın – yedi yaşında küçük bir çocuk nereye gömüldüğünü görmüştü çünkü dedesi bedenlerinizin öylece açıkta yatmasına üzülerek size acımış ve durup sizi gömmüştü… Eğer bu çocukla tanışma şansın olsaydı, onunla çok iyi arkadaş olacaktınız… Kıbrıs’ta artık geri dönemeyeceği bir köyden göçmendi ve çok yoksul bir ailedendi ama zenginlik nedir ki sevgili Epifanios? Kimsecikler servetlerini mezara götüremez – bu küçük çocuk büyüdü ve son derece düzgün bir insan oldu, insanlık onuruyla bu topraklarda hayatta kalmak için canla başla çalışan emekçi bir insan oldu…

Bunca yıldır bildiği bu sırrı içinde kilitli tuttu, ta ki ustası onu beni aramak için teşvik edinceye kadar… Böylece aradı beni ve birlikte Masari’ye gittik ve bize sizin gömü yerinizi Ocak 2013’te gösterdi… Kayıplar Komitesi’nin DNA analizleri tamamlanıp da kimlikleriniz belli olunca bazı Kıbrıslırum arkadaşların yardımıyla fotoğraflarınızı buldum, Yenidüzen’deki sayfalarımda yayımladım… Bunları görünce aradı beni ve kendini hem iyi, hem çok kötü hissettiğini anlattı… Kendini kötü hissediyordu çünkü sizi gömdükleri günün hatıraları canlanıyordu…

Bu cenaze yeryüzünde senin son yolculuğun sevgili Epifanios… Hepimiz bunca yıl sonra sana veda etmeye geldik… Masari’nin açık arazilerinden buraya, bu kiliseye geldin, küçücük bir tabutta, bu son yolculuğun için…

Anneciğinin elini tuttum sevgili Epifanios ve onun acısını gördüm… Kızkardeşin Maria’nın elini tuttum ve onun acısını hissettim… Bugün kilisede herkes çok üzgündü, hepimiz senin için ağladık sevgili Epifanios… Hayatını yaşayamadığın için ağladık… Hayatın henüz 20 yaşındayken durdurulmuştu – hiçbir zaman genç bir insandan olgun bir insana dönüşümü yaşayamadın, evlenemedin, çocukların olamadı, yiyip içemedin, çalışamadın ve hepimizin geleceğinin sürekli bir belirsizlik içinde olduğu bu adada neler olacağı hakkında kaygı duyamadın…

Süslü ofislerinden bu memleketin içinden ve bu memleketin dışından bu adayı idare eden bir avuç insan hariç, hepimiz kaygı duyuyoruz sevgili Epifanios… Bu bir avuç “güçlü” insan senin gibi genç insanları kendi planları doğrultusunda, bölmek ve yönetmek üzere ölmeye gönderiyor…

Senin gibi genç insanları başlatmaya ya da bitirmeye karar verecekleri savaşlarda ölmeye gönderiyorlar… Hiçbir kaygı duymaksızın ve gece uykusuz kalmaksızın sizi ölmeye gönderiyorlar, haritaları çiziyorlar, bozuyorlar, yeniden çiziyorlar – nüfusları yerlerinden oynatıyorlar, sefalet yaratıyorlar ve sonuçta olanlar bu adada hayatta kalmaya çalışan bizim gibi sıradan insanlara, yoksullara, çaresizlere oluyor… Olan, insanlık onuruyla bu adada hayatta kalmaya çalışanlara oluyor… Hayatlarımızı çalıyorlar, evlatlarımızı çalıyorlar, topraklarımızı çalıyorlar, çalıyorlar çünkü bu onların doğasında vardır sevgili Epifanios ve bizler de tüm bu yıllar boyunca kaptansız bir gemi gibi azgın sularda bir o yana, bir bu yana savrularak ve hep kaybederek, hep sıfırdan başlamak zorunda bırakılarak, evlatlarımızı yetiştirmeye, yiyecek bulmaya, evlatlarımıza iyi bir eğitim vermeye ve hep daha iyi bir hayat umuduyla çetin bir uğraş veriyoruz…

Masari’nin açık alanlarında seni öylece cansız biçimde yatırken gören o küçük çocuk da büyüdü, onun da evlatları var şimdi… O da bu adanın geleceği için kaygı duyuyor… Kızkardeşin Maria’nın bir kızı var, adı Eleni… Ona senin annenin adını vermişler… Tüm yeğenlerin burada, tüm komşu köylerden, Lefkonuk ve Kufez’den insanlar da gelmiş cenazene… Hepsi senin için ağlıyor sevgili Epifanios, hepsi sana veda etmeye gelmiş, kısacık yaşamının vahşice elinden alınmış olmasına, çok erken bu hayattan koparılıp alınmış olmana ağlıyorlar…

Sana söz veriyorum sevgili Epifanios, bu topraklarda barış için mücadele etmeye devam edeceğiz, senin gibi genç insanların hayatları bizden çalınmasın diye…

Bizler hala 1963-1974’teki çatışmalarda öldürülmüş ve Kıbrıs’ın her tarafına gizli mezarlara gömülmüş olan tüm o Kıbrıslıtürkler’le Kıbrıslırumlar’ın kemiklerini bulmaya çalışıyoruz – biz hala savaşın fosillerini toplar gibiyiz ve biz bunu yapmaya çalışırken, Kıbrıs’ın içinden ve dışınsan bir takım “güçlü” insanlar yine ateşle oynuyorlar ve Kıbrıs’ta yeni bir kanlı çatışma yaratmak için uğraşıyorlar… Kıbrıs’taki son savaştan artakalan insan kalıntılarını toplamayı henüz bitirmedik ve onlar şimdilerde gerginliği artırmaya ve senin gibi genç insanların hayatlarını bir kez daha çalmaya hazırlanıyorlar…

Acının ne olduğunu bilenler, bu acıları yaşamış olanlar bu adada yeni çatışmalar istemiyor sevgili Epifanios… Kaybetmiş olanlar, başkalarının da kaybetmesini istemiyor…

Sana söz veriyorum: bu adada yeni bir çatışmayı önlemek için elimizden ne geliyorsa yapacağız, böylesi üzücü cenaze törenlerine katılmak istemiyoruz çünkü artık…

Huzur içinde yat sevgili Epifanios, bil ki bu adada daha iyi bir hayat için mücadelemiz devam edecek…”

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazı toplam 1380 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar