1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. BİNDİĞİ DALI KESEN, BİNDİĞİ DALI BİLMEYENDİR
BİNDİĞİ DALI KESEN, BİNDİĞİ DALI BİLMEYENDİR

BİNDİĞİ DALI KESEN, BİNDİĞİ DALI BİLMEYENDİR

ÖZELLEŞTİRME Özelleştirme, devletin “ihyası” için, devletçiliğin ve çalışanlarının tasfiyesidir. Konumuz Atatürkçülük değildir ama, özellikle özelleştirmeyi Türkiye ve Kıbrıs’ın kuzeyinde savunanların, üstüne bir de Atatürkçüyüz demel

A+A-

 



ÖZELLEŞTİRME

Özelleştirme, devletin “ihyası” için, devletçiliğin ve çalışanlarının tasfiyesidir.

Konumuz Atatürkçülük değildir ama, özellikle özelleştirmeyi Türkiye ve Kıbrıs’ın kuzeyinde savunanların, üstüne bir de Atatürkçüyüz demeleri, bilhassa Atatürkçülüğün Devletçilik ilkesi ortada dururken oldukça komik de kaçmaktadır! Hem Atatürkçülük konusunda mangalda kül bırakmayacaksın, hem de devletçiliği ortadan kaldırıp özelleştirmeyle birlikte toplumsal değerleri yok edeceksin! Var mı böyle yağma!?

 

ÜÇÜNCÜ SEKTÖR

"Üçüncü sektör" ise, ekonomide kamu ve özel sektörün yanına bir de "halk sektörü"ü koymaktır.

Bu üçüncü sektörün girişimcisi ve sermayedarı halktır.

Amaç: topluma fayda sağlayabilmektir; özelleştirmelerdeki gibi, toplumun malının tasfiyesi değildir.

Üçüncü Sektör, bir vakıflaşma, dernekleşme hareketi de değildir...

Üçüncü Sektör: çevre, toplum, kültür, sağlık, eğitim gibi bir çok konuda sorumluluğunun bilincinde olan insanların, ideolojiler üstü bir sosyal hareketidir.

 

 

KATILIMCI DEMOKRASİ

İletişim çağı, sivil hareketlerin de önünü açmıştır. İnsanların sorunlara karşı duyarlılığını arttırırken, onların hızlı ve etkili organize olmalarına da yardımcı oluyor.

3. sektör bize ideolojiler üstü bir hareket sağlarken, bu hareket karşısında devletler katılımcı demokrasiyi benimsemek zorunda kalır.

Halk sektöründe; sendikalar, yanlış buldukları herhangi bir reforma karşı kendileri bir proje ortaya koyabilirler; fakat, projenin sadece sosyal siyâset yanı değil, matematiği de doğru olmalıdır.

Halk sektöründe isteyen yoktur; elini cebine götürecek "diğer taraf" yoktur. Hükümet, karşı taraf değildir; çünkü hükümetin koruyacağı "kendi menfaati" diye bir şey yoktur.

Hükümetler asil değil, vekildir.

İşte bu nedenledir ki Sivil Toplum Örgütleri, Sendikalar, Dernekler,İşçi Sendikaları, İşveren Sendikaları, İşçi Federasyonları, Belediyeler, Vakıflar, Meslek Kuruluşları, Odalar, vb.,..Ekonomik ve insan gücü ile onlar artık dünyanın “Üçüncü Sektör”üdür.

 


SORUMLULUK ALMAMIZ LAZIM


Değerli Kıbrıs Türk Halkı:

Sorumluluğu alma konusunda artık duyarsız kalmamız mümkün değildir. Hele hele “Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” dememiz imkansızdır.

Artık biliniz ki, o yılan yanı başınızdadır ve sizi sokmak için uygun zamanı kolluyordur.

Sosyal yapıyı, statükoyu stabil hale getiren  düzenlemeler yerine; strateji ve perspektif ortaya koymak ve bu süreci toplumsal olarak yönetmek gereklidir ki, kurda, kuşa yem olmaktan kurtulalım.



Beyin gücünü üretim faktörü haline sokarak, üretim sürecini maliyetsiz değiştirebilmeyi başarırsak; sosyolojik yapı da bu süreç içerisinde değişir.


ORTAK BULUŞMA

Evet değerli yurtseverler...

Toplumun ürettiği stratejileri göz önünde tutarak, tehdit altındaki sektörlerimize "halk sektörü" ile çözümler üretmeliyiz ki, toplumsal diyalog ve katılımcılığı güçlensin.

Ve, son olarak...

Çok yakında bu projelerimizi sizlere anlatmak ve sizlerden onay almak için "ORTAK BULUŞMA TARİHİ BELİRLEYELİM", meydanlara inelim diyoruz...

Var mısınız?

 

"O",ceplerini doldurma sevdalısı peşkeş çekme temsilcilerine de, şunu ifade etmek isterim:

Bindiği dalı kesen, bindiği dalı bilmeyendir.

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 766 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler