1. YAZARLAR

  2. Konuk Yazar

  3. Bilge Azgın CTP-BG adayı Sibel Siber Kim? Bir Yaşam Portresi
Konuk Yazar

Konuk Yazar

Yazarın Tüm Yazıları >

Bilge Azgın CTP-BG adayı Sibel Siber Kim? Bir Yaşam Portresi

A+A-

 

Konuk Yazar; Bilge Azgın
 

Geçen sene Kıbrıs’a döndüğüm zaman, Sibel Siber’in Başbakanlığını yaptığı Geçici Hükümet iktidarıydı. Kamuoyunun farklı kesimlerinde tılsım etkisi yaratan Sibel Siber’i doğrusu tanımıyordum. Aralık 2013’te yapılan CTP Kurultay’ında Parti Meclisi üyesi seçildim. PM toplantılarına gidip geldikçe Sibel Hanım’la birkaç kez ayak üstü sohbet etme fırsatı buldum ve bu sayede onu tanımaya başladım.

En son görüştüğümüzde Sibel Siber bana 2009-2010 yılları arasında gazetede yazdığı köşe yazılarını derleyip yayımladığı “Düşlerim ve Düşüncelerim” (2011) isimli kitabını hediye etti. Ne yalan söyleyeyim Sibel Siber’in kitabı olduğunu bilmiyordum. Sibel Hanım’ın kitabını okudukça doktorluk mesleğinde neden başarılı olduğunu ve beş senelik siyasi kariyerinde neden fark yarattığını daha iyi kavradım. Kitabını bitirdikten sonra Sibel Hanım hakkında üç husus bana “İşte CTP-BG adayımız budur!” dedirtti:

1- Sibel Hanım ilk çocuğunu doğurduktan bir sene sonra ihtisasını kaldığı yerden devam ettirip tamamlaması!
2- İhtisasını bitirdikten sonra devlet hastenesinin açtığı münhalde torpil düzeninden dolayı devlette işe alınmadıktan sonra ‘eksik olsun’ deyip kendi kliniğini açması ve mesleğinde kısa sürede başarılı olması.
3- 2010 yılında muhalif bir milletvekili olarak yazıp çizdiği şeyleri, 2013 yılında kurulan geçici hükümet döneminde Başbakan olunca hayata geçirmiş olması!

Tıp alanında değil de siyasal bilimlerde doktora yapmış biri olarak, Sibel Hanım’ın ilk çocuğunu doğurduktan bir sene sonra dahiliye alanında ihtisasına geri dönüp tamamlamasını gerçekten şaşırtıcı buldum. Aynı zamanda hem annelik hem de tıp alanında ihtisası tamamlamanın normalin çok ötesinde bir özveri ve irade gerektirdiğini sanırım herkes takdir edebilir!

Sibel Hanım ihtisasını bitirip Kıbrıs’a geldiğinde devlet hastenesinin münhal sınavında başarılı olduğu halde yeterli torpili olmadığı nedeniyle işe alınmadı. “Eksik olsun” deyip Lefkoşa’da kendi özel kliniğini açtı. Kısa sürede Lefkoşalı’lar Sibel Siber’i benimseyip en başarılı ve aranan doktorlar klasmanına koydu. Sibel Siber devletin torpil kapısına toslayınca “Mağdur oldum! mağdur oldum!’ demekle yetinmeyi benimsemedi. Kendi kliniğini açtı ve kendi tırnaklarıyla kazıya kazıya en çok tutulan doktorlar arasına girmeyi başardı.

Sibel Hanım’ın hayat hikâyesiyle ilgili bahsettiğim iki kesit birçok açıdan önemlidir. Birincisi, günümüz çağında yaşayan insanın bir mesleğe sahip olup o meslekte başarılı olması hem kişisel gelişim açısından hem de toplumsal gelişim açısından oldukça önemli bir husustur. Çetin Altan, Batı’daki gelişmiş ülkelerle Türkiye gibi ülkeler arasındaki farklardan birininin meslek sahibi olup olmamaya bağlar.

Altan’ın yıllardır tekrarladığı bir nakarat vardır ya: “Elektrik mühendisliği bir meslektir. Açık deniz kaptanlığı bir meslektir. Doktorluk bir meslektir. Ama müşteşarlık bir meslek değil, bir mevkidir. Milletvekilliği, parti başkanlığı, muhtarlık da öyle…. Ne var ki Türkler değerli bir meslek sahibi olmaya, önemli bir makam sahibi olmayı yeğlerler genellikle.” Neme lazım, bizim siyasi kültür yapımız da bu açıdan Türkiye’den pek farklı değil!

Bir de işin içinde erkek egemen toplumda kadın olarak mesleğinde başarılı olma işi de var. Sibel Hanım dahiliye alanında ihtisas yaparken doktor hocaları ona “Sen ufak tefek bir kadınsın, çocuk doktoru olursan sana daha fazla hasta gelir…Bizim toplumda insanlar genellikle cüsseli erkek dahiliyecilere itimat ederler” dediği halde bunların hiçbiri Sibel Hanım’a kendi mesleğinde başarılı olmasına engel olmadı!

Son olarak da, geçici hükümet döneminde Başbakanlık yaparken icraatlarıyla toplumun geniş kesimlerinin tanıyıp beğendiği bir Sibel Siber var!

“Toplum TOMA’ya ihtiyacı olmadığını seslendirmiştir” diyerek TOMA transferi projesine set çeken Başbakan Sibel Siber!

“Bizim sahillerimiz petrol dolum tesisi gibi kirli yatırımlara kapalıdır” deyip Rixoh İnvestments’in  Yedikonuk’taki 230 milyon dolarlık petrol dolum tesisi projesini iptal ettiren Başbakan Sibel Siber!

Artist Polat Alemdar konusunda “oynadığı ve ülkemizle ilgili olmayan bir dizinin çok popüler oyuncusu olması bu ülkeye kültür ateşeliği unvanı kazandırmaz. Ateşelik unvanını iptal ettik” diyen Başbakan Sibel Siber!

“Biz sosyal devlet olmanın gereklerini yerine getiremiyoruz, yaşam kalitemize bakacak olursak bireyler zengin olabilir ancak devlet öyle değil” deyip talancıların peşkeş çektiği 250 dönümlük arsayı iptal ettiren Başbakan Sibel Siber!

Sibel Siber’in üç aya sığdırdığı tüm icraatları sayıp dökmeye gerek yok. Yaptığı icraatların neden CTP’lisi ve CTP’li olmayanın “üzerimizdeki ölü toprağı kalktı, Sibel Siber başbakan kalsın” dedirttiğini anlayabilmektir işin aslı. Bu da Sibel Siber’in 2010 yılında CTP milletvekili olarak ‘Toplum Ruhunu Yitirirse’ başlıklı yazısındaki şu paragrafta saklı:

“Kendi yaşamımızın, kendi evimizin, kendi ülkemizin gerçek oyuncuları bizleriz. Yeter ki bu gerçeği farkedelim, içimizde hissedelim, heyecan duyalım, tepki koyalım, umut biriktirelim, mücadele edelim…Varım diyen ama varlık belirtisi gösteremeyen, varlığı hissedilmeyen, ruhunu teslim etmiş bir toplum. Ruhunu kaybetmiş bir toplumun bireyi olmak, ruhunu kaybetmiş bir birey olmaktan çok daha fazla acı veriyor insana.”

Bu düşünce yapısını Başbakanlık yaptığı dönemdeki icraatlarıyla topluma hissettirdiği için Sibel Siber, CTP-BG tarafından ilk önce meclis başkanlığına ardından cumhurbaşkanlığı adaylığına lâyık görülmüştür.

Sibel Siber’in meslek hayatındaki başarısına ve kısa sürede siyaset alanında fark yaratıp bu topluma azandırdıklarına bakınca Can Yücel’in dediği gibi “Aşk olsun sana Sibel Siber” diyorum!!!

‘Öğrenilmiş çaresizlik’ lâfları ile yatıp kalktığımız bir talan hükümeti sonrasında, bu topluma yeniden ruh kazandırıp zamanın ruhu olmayı başardığın için aşk olsun!!!

Dört senelik Ulusal Talancılar hükümeti sonrası siyasetin en güzel yüz metresini sen koştuğun için aşk olsun!!!
Cumhurbaşkanı Eroğlu’na “Sibel Siber Hükümeti kısa zamanda başardığı işlerle tarihe geçti” dedirttiğin için aşk olsun! Şimdi dönmüş homurdanıp duruyorlar “Sibel Siber Cumhurbaşkanlığı görevini yapabilir mi? Seçilirse toplumumuzun hali ne olur?” gibilerinden…

“Sibel Siber Hükümeti kısa zamanda başardığı işlerle tarihe geçti” diyordunuz ya hani... Daha ne olsun???!!!
CTP-BG Cumhurbaşkanı adayı Sibel Siber’in çözüm vizyonunda ilerlerken kullandığı barış dili, toplumsal faydaya yönelik sonuç alıcı irade ve hayatı boyunca sergilediği kişilikli özveri, 7 den 77’ye herkese örnek olsun!

Bu yazı toplam 3584 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar