1. YAZARLAR

  2. Sevgül Uludağ

  3. “Beyoğlu’nda ne kadar gayrimüslim varsa hepsinin dükkânlarına, evlerine daldık…”
Sevgül Uludağ

Sevgül Uludağ

0090 542853 8436/00357 99 966518
Yazarın Tüm Yazıları >

“Beyoğlu’nda ne kadar gayrimüslim varsa hepsinin dükkânlarına, evlerine daldık…”

A+A-

AGOS

 

FUNDA TOSUN

6-7 Eylül 1955’te yağma olaylarını katıldığını söyleyen ‘Eski İstanbul kabadayısı’ Mikdat Remzi Sancak o geceyi anlattı…

Mikdat Remzi Sancak’ı, Zaman gazetesinin 4 Eylül sayısındaki söyleşisi vasıtasıyla tanıdık. “Eskiden herkesi silahıyla karşılardı şimdi hurma ve zemzemle uğurluyor” başlıklı haberde, bir “Eski İstanbul kabadayısının” portresi çiziliyor, Sancak’ın geçmiş maceraları anlatılıp, bugün ne kadar dinibütün bir hayat yaşadığına dikkat çekiliyordu. Haberin kenarına iliştirilmiş küçük bir kutuda ise Sancak’ın 6-7 Eylül katliamı sırasında yaptıkları sıkıştırılmıştı. Gazetenin özel bir önem atfetmediği bu bilgi, bizim için fevkalade değerliydi, çünkü belki de ilk kez, 6-7 Eylül 1955 gecesi İstanbul sokaklarında yağma ve şiddet eylemlerine katılan bir kişi, yaptığı talanı açıksözlülükle anlatıyordu. O gün İstanbul’da olup, gayrimüslim komşusunu koruduğunu söyleyenler dışında ilk kez bir ‘gayrı-gayrimüslim’, işlediği suçu itiraf niteliğinde sözler sarf ediyordu. Hemen aynı gün, Sancak’tan telefonla randevu istedik ve birkaç saat sonra da kapısını çaldık. 6-7 Eylül’ü  ve daha fazlasını anlattı.

Sohbetimiz sırasında öğrendik ki, Mikdat Sancak’ın dedesi, Ermeni kıyımında ciddi rol oynayan çeteci İpsiz Recep’in en has adamlarındanmış. Karadeniz’in iki yakası arasında kaçakçılık yapan resmi tarihin kahramanlarından İpsiz Recep, 17 Ermeni’yi komitacı oldukları gerekçesiyle öldürdükten sonra, hapis yatmaktan kurtulmak için Milli Mücadele saflarına katılmıştı. Suça bilimum suça bulaşmış elemanlar gibi ona da cezasına münasip bir rütbe verildi.100 yıl üstündekiler subay, 15 yıl üstündekiler çavuş, 5 yıl üstündekiler ise er olarak Teşkilat-ı Mahsusa’ya alınırken, İpsiz Recep başarılarından dolayı yüzbaşı olarak onurlandırıldı.  İşte bu İpsiz’in en has adamlarından birisi olan Hacıdedeoğlu Seyit, 70’lerin meşhur kabadayısı, 6-7 Eylül’de sokaktaki yağmaların katılımcısı Mikdat Bey’in dedesi. Milliyetçi bir ‘kabadayı’nın hikâyesinin, Türkiye’nin karanlık tarihiyle olan bağı için ‘tesadüf’ denilebilir mi sizce?

Geçtiğimiz yıl umreye, bu yıl da hacca giden ve  imanlı bir Müslüman olduğunu her fırsatta dile getiren Sancak, “Trabzon Sürmele’liyiz. Yedi göbekten Türk’üz. Ben biraz Rumca bilirim ama Laz değiliz. Kanımız, soyumuz belli. Sancak ailesi olarak sadece İstanbul’da 500 aile var. Yani bizim sülaleyi toplasan bir ilçe olur. Mütareke yıllarında haber gönderdi Atatürk. Ne kadar adam çıkartabilirsiniz dedi. İş fena tabii. Topal Osman ‘beş bin tüfekliyle emrindeyim’ dedi. Başkası ‘üç bin adam getirim’ dedi. İpsiz Recep’e sordu, ‘kaç kişi’ dedi.  O dedi ki, ‘ben işimi bilirim, bir tüfeğim bir ben yeterim. Sonra benim dedem de katıldı Recep’in ekibine. En has adamı oldu. Biz böyle bir köklü aileyiz işte. İpsiz Recep’in torunlarıyız bir anlamda.”

6-7 Eylül: Galeyana geldik

O sıralar denizcilikle uğraşan Mikdat Remzi, muhallebi yerken ‘rastgelir’ 6-7 Eylül güruhuna. Ve tıpkı dedesi gibi, canhıraş bir şekilde yerini alır milli davada: “Ben o sıralar İstanbul’da yeni sayılırım. Denizciydim. Mal taşırdım. Haydarpaşa Garı’ndan Eminönü haline. Tesadüfen, o gün memleketten gelen bir arkadaşla Tophane’de muhallebi yiyorduk. Baktık insanlar koşuyor. Ortalık karıştı. Duyduk ki Atatürk’ün evine bomba atmışlar. Millet galeyana geldi tabii. Dükkânların camlarını kırıp içerde ne var ne yok alıyorlardı. Polisler de vardı ‘kırın, saldırın!’ diye bağırıyorlardı. Biz de katıldık, napalım?

Ne kadar Rum, Ermeni, Süryani, Musevi varsa hepsinin dükkânlarına girdik, evlerine daldık.

DEVAM EDECEK

Bu yazı toplam 1787 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar