1. HABERLER

  2. DERGİLER

  3. BERLİN’DE HEM ZİYARET HEM HIZLI TUR -2-
BERLİN’DE HEM ZİYARET HEM HIZLI TUR -2-

BERLİN’DE HEM ZİYARET HEM HIZLI TUR -2-

İki aydır orada bulunan ablamın kızı Ege Tek’in rehberliğinde kızım Helin ve ben Berlin’i gezmeye devam ediyoruz…

A+A-

Filiz Uzun

İki aydır orada bulunan ablamın kızı Ege Tek’in rehberliğinde kızım Helin ve ben Berlin’i gezmeye devam ediyoruz…

Deutscher Dom (Alman Katedrali)

Gendarmenmarkt'ın güney tarafındaki Deutscher Dom veya Alman Katedrali, Martin Grünberg tarafından tasarlanan beşgen bir yapıdır. 1708 yılında Giovanni Simonetti tarafından yaptırılmış ve kubbeli kuleyi ekleyen Carl von Gontard tarafından tasarlanan tasarımdan sonra 1785 yılında değiştirilmiştir.

Deutscher Dom, 1945'te bir yangında tamamen tahrip oldu. 1993'e kadar yeniden inşa edilmedi ve 1996'da Alman tarihi üzerine sergilenen bir müze olarak yeniden açıldı. İçindeki odalarında videolar ve fotoğraflarla Alman tarihi anlatılmaktadır.

Schiller Anıtı

Konzerthaus'un önündeki anıt, Almanya'nın en ünlü şairlerinden Friedrich Schiller'in  heykelidir. Friedrich Schiller Avrupa marşı olan Beethoven'ın Ode to Joy şarkısının  söz yazarıdır.

Mermer anıt ilk olarak 1871 yılında Reinhold Begas tarafından Schillerbrunnen (Schiller Çeşmesi) olarak yaratılmıştır. Sol elinde bir parşömen tutan Schiller'in şeklini gösterir. Altında Şiir, Drama, Tarih ve Felsefeyi temsil eden dört alegorik kadın figürü bulunur. 

Humboldt Üniversitesi

Dünya Üniversiteleri Sıralamasında 900 üniversite arasında 47. sırada bulunan Berlin Humboldt Üniversitesi uluslararası ödüllere de sahiptir. Üniversitenin profesörleri kimya dalında 11 Nobel Ödülü, Tıp dalında 7 Nobel Ödülü ve Fizik dalında 10 Nobel ödülü almıştır. 2012 yılından beri Almanya’nın on bir Ekselans Üniversitelerinden biri olan Humboldt gelecek için “Bilim adına Eğitim: Şahsiyet – Açıklık – Oryantasyon” konseptiyle dünya çapındaki itibarına ulaşmıştır. 33.000’e yakın öğrencisi, 189 bölümü, 3 kampüsü ve 9 fakültesi bulunmaktadır.

Humboldt Üniversitesi’nin ana kampüsü şehir merkezinde, Unter den Linden caddesinde, yani Mitte semtinde bulunuyor. Ana binanın bahçesine girdiğinizde üniversitenin kurulmasına ön ayak olan Wilhelm von Humboldt’un heykelini görüyorsunuz. Ana kapıdan girer girmez sizi burada okumuş olan Karl Marx’ın sözleri selamlıyor: “Filozoflar dünyayı yalnızca yorumlamışlardır; oysa mesele onu değiştirmektir.”

Üniversitenin hukuk fakültesi önünde;  10 Mayıs 1933 yılında Naziler tarafından muhalif yazarların kitaplarının bulunduğu Berlin Kütüphanesindeki kitapların yakılarak yok edilmesini sembolize eden, yer altında boş rafların sergilendiği, cam bölümden görebileceğiniz bir alan bulunmaktadır. Yanına da Heinrich Heinne’ın bir sözü çakılmıştır. “Kitapları yakmak bir başlangıçtır, sonunda insanları da yakarlar”

Holokost (Holocaust) Anıtı

holo-001.jpg

Tam adıyla “Katledilen Avrupalı Yahudiler Anıtı”dır. İkinci Dünya Savaşı sırasında Avrupa çapında katledilen bütün Yahudiler anısına 2004’te inşa edilen, 2005’te ziyarete açılan bir anıt. 19 bin metrekare alana yayılan ve 2711 beton bloktan oluşan yapının bloklarının üzerinde Yahudi dini metinlerini içeren Tilmud’un sayfaları yazılıdır. Bu anıt insanlıkla bağı kopmuş bir düzenli işleyişi simgeliyor.

Akşam saatlerinde ziyaret ettiğimiz anıt beni oldukça etkiledi. Mimarının mezarlara benzettiği bloklarda oturup anıtın ruhunu ve yaşanan acıları en derin şekilde içimde hissettim.

Berlin Duvarı – Doğu Yakası Galerisi

b1-083.jpg

1989’da (30 yıl önce) Berlin Duvarı’nın yıkılmasının ardından başlatılan bir sanatsal işbirliğiyle, duvarın 1,3 kilometrelik bir kısmı açık hava sanat galerisi haline getirilmiş. 1990’da başlatılan bu projeye dünyanın dört bir yanından katkı sağlayan ressamlar 105 tane resim çizmiş. Özgürlük ve barış temalarının işlendiği bu çalışmada yapılan resimlerin çoğu yıpranmış veya zarar görmüş fakat 2009’da başlatılan bir yenileme projesi sayesinde eserlerin değerleri yeniden kazandırılmış. Bu yıl 30. yıl anısına bir dizi etkinlikler planlanıyor.

Hâlâ duvarlarla ülkesi iki yana ayrılan son başkentte yaşayan insanlar olarak en çok da bizleri etkileyecek bir yerdir diye düşünüyorum burası. Duvarlara çizilen birçok resmi beğenmekle birlikte yıkılan duvarın arasından yüzlerce insanın akın ettiği resim en beğendiklerim arasındaydı. Üçümüz birlikte duvara ellerimizi koyarak bizim duvarların da yıkılması için dilekte bulunmaktan da geri kalmadık.

Reichstag – Parlamento Binası

parla-001.jpg

Adını daha çok Reichstag yangınıyla duyduğumuz Alman Parlamento Binası çok ilgi çekici bir mimariye sahip. Binanın ortasındaki kubbe camdan yapılmış ve ziyaret edilip şehir manzarasını görme imkânı sunuyor (fakat gitmeden önce yer ayırtmanız gerekiyor). Binanın mimarisi 1882 yılında açılan bir yarışmayla seçilmiş, binanın yapımı 1894’te de tamamlanmış. Reichstag binasının elektriğini güneş panelleriyle, suyunu yağmur arıtmasıyla,  parlamento salonuna ışığı ise aynalarla sağladığını orada öğrendim.

Binayı gezerken her dilde seçenekleri olan bant kayıtları ve kulaklıkları ile tüm Berlin’i ve tarihi yapıları hakkında bilgi edinme şansı veriliyor size. Hem tarihi binalara hem de tarihlerine verdikleri değere hayran kalmamak mümkün değil.

Brandenburg Kapısı

1788 – 1791 yılları arasında inşa edilen bu tarihi kapı Berlin’in en turistik noktalarından biri. Şehrin merkezinde bulunan yapı Soğuk Savaş zamanında Sovyetler Birliği’nin kontrolünde olan Doğu Almanya bölgesinde yer almış. Ayrıca meşhur parlamento binası Reichstag da bu kapının hemen yanında bulunuyor. Reichstag’ı ziyaret etmeden önce Brandenburg Kapısı’nın önündeki boydan boya ıhlamur ağaçlarıyla dolu Unter den Linden Caddesi’nde bir yürüyüş hoş olabilir. Ayrıca gece kapının ışıklandırması da kelime ile harikaydı.

Burayı ziyaret ettiğimiz zamanda bu kapı etrafında üç mitinge tanıklık ettik. Berlin’de kaldığımız iki gün boyunca başka caddelerde de birçok eyleme rastladık. Bir tanesi çok ilgi çekiciydi. Ege de ben de sağlık camiasından olduğumuz için hiç hoşumuza gitmeyen “Aşı Karşıtı” bu eylemde eylemcilerden birinin çocuğunu caddede unutmasını hayretle karşıladık. Polisler tarafından ilgilenilen çocuk 2 yaşlarındaydı. “Çocuk benim karar benim” pankartı ilginçti.

Checkpoint Charlie (Charlie Kontrol Noktası)

char.jpg

Berlin Duvarı yıkılmadan önceki dönemde en önemli geçiş kapısıdır. Burada Amerikan askerleriyle Sovyet askerleri karşılıklı nöbet tutmuştur. Bu geçiş kapısından ancak Batı ve Doğu Almanya yöneticileri, büyükelçiler, müttefik askerler ve yabancılar geçebiliyordu.

II. Dünya savaşının bitiminden sonra 27 Ekim 1961'de bu noktada karşı karşıya gelen Sovyetler Birliği ve ABD asker ve panzerleri 16 saat boyunca karşılıklı beklemişler. O tarihte atılacak tek kurşunun 3. Dünya Savaşının başlangıcı olacağı düşünülmektedir. Söz konusu gerginlik, zamanın ABD başkanı J. F. Kennedy’nin Sovyet Başkanıyla yaptığı görüşmeler sonucunda giderilmiş.

Aslı daha büyük olan ve Müttefikler Müzesi’nde bulunan orijinalinin yerine küçük sembolik bir kulübe koymuşlar. Bir zamanlar askerlerin karşı karşıya geldiği bu kritik noktadan şimdi rahatça geçebilirsiniz.

Umarım bir gün bizdeki geçiş noktalarının hepsi de kapanır ve bugünleri unutmamak adına sembolik bir geçiş noktası kalır.

Tiergarten

Tiergarten, Berlin’in aynı adı taşıyan bölgesinde bulunan kentin en popüler şehir parkıdır. 210 hektarlık bir alana yayılmış olan ve Almanya’nın en büyük kentsel bahçeleri arasında yer alan Tiergarten, büyüklük bakımından Münih’teki Englischer Garten’dan sonra ikinci sırada yer alıyor. Kurulduğu dönemde av sahası olarak kullanılan ve 1830’dan itibaren modern bir şehir parkına dönüştürülen parkın, 1961-1989 yılları arasında doğu sınırları Berlin Duvarı ile bölünmüş. Parkın ortasında Großer Stern (büyük yıldız) adı verilen, meydanın ortasında ise Zafer Sütunu (Siegessäule) bulunuyor.

Şehrin ortasında bir ormandır Tiergarten. Parkın içinde göl, bisiklet, yürüyüş alanları, restoranlar var. Hafta sonu piknik yapmak için ideal bir yer. Hem spor yapabileceğiniz hem de huzur bulacağınız bir park. Berlin’de yaşasaydım eğer her Pazar bisikletimi kapıp kesinlikle buraya gelirdim.

Ben Berlin’e bayıldım. Kızım Leipzig’de yeğenim Ege Tek Berlin’de bu nedenle ben buralara yine gitmek ve görmediğim diğer yerlerini de görmek için can atıyorum. Sizlere de tavsiye ederim. Mutlaka gidin ve gezin…

Ne demiş Mark Twain; “Öğrenmek istiyorsan seyahat etmelisin.” 

 

 

 

 

Bu haber toplam 960 defa okunmuştur
Adres Kıbrıs 442 Sayısı ISSN 2672-7560

Adres Kıbrıs 442 Sayısı ISSN 2672-7560

Önceki ve Sonraki Haberler
İlgili Haberler