1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Benzinde en pahalı ülkeler listesi!
Benzinde en pahalı ülkeler listesi!

Benzinde en pahalı ülkeler listesi!

Yenidüzen’de 27 Ağustos tarihinde yayımlanan, Didem Menteş imzalı, “Benzinde en pahalı ülkeler listesindeyiz!” haberi önemli, ancak hatalı. Birincisi, Bloomberg benzin fiyatları endeksinde “Kuzey Kıbrıs” diye bir ülke kateg

A+A-

 

 

 

Yenidüzen’de 27 Ağustos tarihinde yayımlanan, Didem Menteş imzalı, “Benzinde en pahalı ülkeler listesindeyiz!” haberi önemli, ancak hatalı.

Birincisi, Bloomberg benzin fiyatları endeksinde “Kuzey Kıbrıs” diye bir ülke kategorisi yok. Bir liste yayımlanırken özgün listeden farklı bir liste hazırlanırsa, bu doğru olmaz. Ancak, okura bir fikir vermesi açısından, “Kuzey Kıbrıs” bu listede olsaydı 21. sıraya yerleşiyor olacaktı denebilirdi.

İkincisi, İsviçre hem 8. hem de 15. sırada yer almış. 8. sıradaki ülke İsviçre değil İsveç olmalıydı.

Üçüncüsü, Kuzey Kıbrıs listeye sokulduğu için 21. sıradan sonrası karışmış. Özgün listede olan Letonya yok olmuş.

Dördüncüsü, 23. sıradan itibaren benzin fiyatları verilmediği için örneğin 60. sıradaki Venezuella’da benzinin ne kadar ucuz olduğuna ilişkin bir fikir edinemiyoruz. Özgün liste, galon ölçü birimine göre hazırlanmış. Bu listeye göre, Venezuella’da bir galon benzin 0.09 dolar; Suudi Arabistan’da 0.61 dolar; Kuveyt’te 0.89 dolar; Mısır’da 1.73 dolar. Türkiye’de ise bir galon benzin 9.41 dolar. Arada korkunç bir uçurum var.


 

Yenidüzen muhabirlerinin haber karnesi

Geçen hafta (26 Ağustos-1 Eylül) Yenidüzen muhabirlerinin imzasıyla 26 haber yayımlandı. Didem Menteş 8, Tanju Konuralp 7 (1’i ortak), Meltem Sonay 4 (1’I ortak), Firuzan Nalbantoğlu 4, Sevgi Yalman 3 ve Osman Kalfaoğlu da 1 habere imza attı. Geçen hafta olduğu gibi bu haftanın da en üretken muhabiri  Didem Menteş.

Yayımlanan haberler içinde; Sevgi Yalman’ın, insan kaçakçılığında yaşanan dramı anlatan “Umuda değil ölüme!“ (26 Ağustos) başlıklı manşet haberi; Didem Menteş’in, benzin fiyatlarıyla ilgili “Benzinde ‘en pahalı ülkeler’ listesindeyiz” (27 Ağustos) başlıklı araştırma haberi; Osman Kalfaoğlu’nun, Kalecik’e kurulması planlanan petrol dolum tesisini konu alan “Çevre yalanı” (29 Ağustos) başlıklı manşet haberi;   Tanju Konuralp’in, Kalecik’e petrol dolum tesisi kararına gösterilen tepkileri konu alan “Felaket kapıda” (31 Ağustos) başlıklı haberi ile Meltem Sonay ve Tanju Konuralp’in “Barışa üç adım” (1 Eylül) başlıklı haberlerini geçen haftanın dikkat çeken haberleri olarak not ettim.

 


 

Posta Dairesi Müdürü’nden yanıt

Geçen hafta (19 Ağustos), Meltem Sonay’ın imzasıyla yayımlanan ““Koli yollama kağıdı yok, Bayram tebriği çok!” başlıklı haberle ilgili olarak, Posta Dairesi Müdürü Doğan Emiroğulları, gazeteye bir açıklama göndermiş ve açıklamasının tam metninin yayımlanmasını istemiş, gazete de, cevap metnini olduğu gibi yayımlamış. Peki Posta Dairesi Müdürü haberdeki belgeli iddialara ne yanıt vermiş?

Özgün haberde, Posta Dairesi’nin Haziran ayından beri koli yollama kağıdı sıkıntısı yaşadığı, bunların yerine Türkiye PTT’sine ait koli yollama kağıtlarını kullandığı ifade ediliyor. İkinci olarak da, koli yollama kağıdı bastıramayan Posta Dairesi’nin “fiyakalı” tebrik kartları gönderdiği belirtiliyor.

Posta Dairesi Müdürü, ilk iddia için şunları söylüyor: “Ancak şu anda söz konusu koli yollama kağıtları tüm merkez ve şubelerde bitmiş olduğundan TC. PTT Genel Müdürlüğü’ne yapmış olduğumuz talepte 3. Ülkelere kabul koli yollama kağıtlarını kullanmamız istenmiş, dolayısıyla bunları kullanmaktayız. Bu aşamada, sizin kullanılması gereken dediğiniz koli yollama kağıtlarını kullanmamız mümkün değildir.”

İkinci iddia için ise şöyle demiş Posta Dairesi Müdürü: “Eğer Posta Dairesi’nde 33 yıl çalışıyorsanız ve bu 33 yılda Posta Dairesi’nin her kademesinde çalışıp Müdür olmuşsanız, bastıracağınız tebrik kartının fiyakalı (olması) ve herkesin dikkatini çekmesi çok doğaldır. Bunun da böyle olması gerekmektedir…”

Galiba Posta Dairesi’nin sayın müdürü şaka yapıyor dedim kendi kendime. Yine de bir eleştirisini haklı buldum. Özgün haberde Posta Dairesi Müdürü’ne ulaşmak için çaba gösterildiğine dair bir ifade yoktu. Eldeki bilgi ve belgeler doğru olsa bile, suçlanan kişiye kendisini savunma hakkı verilmek zorundadır. Bu yapılsaydı, haber tam olacaktı.         


 

Kamu yararı kavramı nasıl tanımlanmalı?

İngilizlerin sansasyonel haberleriyle ünlü The Sun gazetesi, Kraliyet ailesinden Prens Harry’nin bir otel odasında çekilmiş çıplak fotoğraflarını yayımlayınca medya dünyasında eski tartışma yeniden başladı. Çünkü gazete bu fotoğrafları yayımlama kararını “kamu yararı” gereği aldığını ifade etmişti. Tabi tartışmanın içine “basın özgürlüğü” kavramı da girdi doğal olarak.

Önce The Sun gazetesinin ne dediğini özetleyeyim. 24 Ağustos tarihinde “Heir it is” (İşte tahtın varisi) başlığının kulanıldığı sayfada, “The Sun Diyor ki” şeklinde bir yazı yayımlandı. Bu yazının girişinde, “The Sun gazetesi, Prens Harry’nin, okurlarımızın görmesi engellenen çıplak fotoğraflarını yayımlıyor. Kraliyet Aliesi’nin avukatlarının uyarılarına rağmen bunu yapıyoruz…Bunları yayımlıyoruz çünkü The Sun okurlarının bunları görme hakları olduğunu düşünüyoruz…Harry’nin fotoğraflarının yayımlanmasında açık bir kamu yararı vardır, çünkü fotoğraflar tartışma konusu olduğu için toplumun tam olarak bilgilendirilmesi gerekmektedir…” Kısacası The Sun gazetesi kamu yararını, toplumun tartışmaya açılmış konularda tam bilgilendirilmesi argümanına dayandırıyor.

Peki kamu yararı nasıl tanımlanıyor? Aslında basit gibi görünen kavramı tanımlamak çok kolay değil. İngiliz Basın Şikayetleri Komisyonu tarafından oluşturulan Etik Davranış İlkeleri içinde kamu yararı kavramı şu şekilde tanımlanmış: “1. Kamu yararı şunları içerir; i) Bir suçu ya da yolsuzluğu ortaya çıkarma ve yayımlama, ii) Toplum sağlığını ve güvenliğini gözetme, iii) Toplumun, herhangi bir bireyin ya da kurumun eylemi ya da açıklamasıyla kandırılmasına engel olma; 2. İfade özgürlüğünün bizatihi kendisi kamu yararı içerir.”

Demek ki, kamu yararından söz edebilmemiz için, yayımlanacak haber ya da görüntünün toplumun merakını gidermekten çok daha fazlasını yerine getiriyor olması gerekmektedir. Kısacası, “toplumun sağlıklı demokratik kararlar verebilmesi için gerekli olan her türlü bilgi, kamu yararı kapsamındadır.” Merak gideren ama sağlıklı demokratik tartışmaya katkısı olmayan bilgiler bu kapsamda değerlendirilemez. Prens Harry’nin fotoğrafları da ikinci kategoridedir kanaatimce.      

 


Medyanın gücü

Medyayı dördüncü güç olarak ilk kez tanımlayanın ünlü İrlanda’lı filozof Edmund Burke olduğu söylenir. Burke, 1787 yılında İngiliz Avam Kamarası’nın basına açılması için sürdülen tartışmada medyayı (basını) dördüncü güç olarak nitelemiş. Günümüzde de sıklıkla kullanılan kavramla, medyanın diğer üç güç olan yasama, yürütme ve yargıdan bağımsız olarak hareket etmesi ve toplum adına bu güçlerin kullanımını denetlemesi gerektiği ifade edilir.

Cenk Mutluyakalı’nın 30 Ağustos Perşembe günkü köşe yazısı, medyanın dördüncü güç olarak yerine getirdiği işleve güzel bir örnek oluşturuyor. Yenidüzen gazetesi, 11 Ağustos tarihinde manşetten verdiği haberinde, Dışişleri Bakanı Hüseyin Özgürgün’ün trafik cezalarının silindiğine dair Polis Genel Müdürlüğü imzalı bir belge yayımlamıştı. Köşe yazısından öğrendiğimize göre, yeni Polis Genel Müdürü Ahmet Zaim, trafik cezalarının silinmesi yönünde geçmişte yapılan uygulamaların artık devam etmeyeceğini söylemiş. Demek ki, basın, sahip olduğu gücü doğru kullanırsa kamu otoritelerini yanlış uygulamalardan vazgeçirebiliyor. Bakalım medya gücü Kalecik’e kurulması düşünülen petrol dolum tesisi konusunda da kamuoyu baskısı oluşturabilecek ve yanlış kararlar alınmasını sağlayabilecek mi?          

                

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 763 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler