1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 'Benim adım Ahmet'
Benim adım Ahmet

'Benim adım Ahmet'

Sen Türkiyeli değil misin Ahmet? Yoo, hayır, neden? Tatlısulu değil misin? Evet ama ben burada doğdum, burada büyüdüm. Ben Kıbrıslıyım. Ne güzel tabii… Şunun için sordum; Şiven Kıbrıslı gibi ama Tatlısulu olduğunu biliyorum, emin olamadım, onun

A+A-

 

 

Sen Türkiyeli değil misin Ahmet?

Yoo, hayır, neden?

Tatlısulu değil misin?

Evet ama ben burada doğdum, burada büyüdüm. Ben Kıbrıslıyım.

Ne güzel tabii… Şunun için sordum; Şiven Kıbrıslı gibi ama Tatlısulu olduğunu biliyorum, emin olamadım, onun için sordum. Ayrıca bir ayırım yapmak için değil, senin hissettiğin önemli.

Ben kendimi Kıbrıslı olarak görüyorum, ayrıca benim için çok da önemli değil bu ayırımı yapmak.

***

Ahmet, okuduğunuz gibi Tatlısulu bir genç…

Haydarpaşa’da muhasebe okumuş, şimdi de DAÜ’de muhasebe eğitimine devam ediyor. Daha doğrusu üçüncü seneyi devam edebilmek için yaz aylarında çalışarak okul arasını biriktirmekle meşgul.

“Türkiyeli misin?” soruma “Kıbrıslıyım” demesi ve gösterdiği tepki (tepkiden çok açıklama isteği) benim de ona bu fırsatı vermem gerekliliğini doğurdu.

Sorularla konuyu açma fırsatı tanımak en iyisi…

Neden böyle düşünüyorsun?

Anne baba Türkiye’den gelse de insan doğduğu, büyüdüğü yeri daha çok benimser. Ben anne babamın memleketine bir gün gittim, döndüm. Burada rahat ediyorum.

Peki köyündeki gençler… Onlar da senin gibi düşünüyorlar mı?

Çoğunluk benim gibi düşünmüyor. Türkiyeli olduklarını söylüyorlar.

Neden bu? Yani neden farklı düşünüyorlar?

Bilmiyorum ama çevreyle ilgili… Farklı arkadaşlıklar edinmiyorlar, istemiyorlar.

Yani sen Geçitkale’de ortaokuldan sonra Lefkoşa’da okudun, şimdi DAÜ’desin… Köydeki diğer gençlerin ve senin gibi düşünmeyenlerin köy dışına pek çıkmayışlarıyla ilgisi var mı bu durumun?

Vardır mutlaka… Benim Lefkoşa’da, Mağusa’da arkadaşlarım var, onlarla görüşüyorum, paylaştıklarım var ama olmayanlar çok.

Mutlaka ki onlar da Lefkoşa’da lisede okumuşlardır, senin gibi üniversitede okuyanlar vardır, bu ilişkiler kurulamıyor mu?

Başta olabilir ama arkası gelmiyor.

Neden?

Bazı anlaşmazlıklar olabilir, arkadaşlar arasında olan anlaşmazlıklar, tartışmalar… Ancak bu tartışmalar sonradan arkadaş tartışması olmaktan çıkıyor ve Türkiyeli-Kıbrıslı bağlamında tartışmaya dönüşüyor.

Peki bir tarafta pek fazla ilişki kurma isteği yokken diğer tarafta da kabul etmek için bir çaba yok mu? Yanlışlık nerede?

Her şey yolunda gitse bu birliktelik sağlanabilir.

Nedir yolunda gitmeyen?

Artık bir ‘stop’ çekmek gerek.

Neye?

74 sonrası gelip buraya yerleşen, burada doğanların, evlenenlerin dışında gelişlere artık bir ‘dur’ demek lazım. Bunlar, her gün okuduğumuz, duyduğumuz olaylar buradaki insanların arasına giriyor, kaynaşma, birliktelik sağlanamıyor.

Yani son yıllarda artan adi suçlar, cinayet, hırsızlık, taciz gibi olaylar burada yaşayanlar için Kıbrıslı-Türkiyeli ayırımını sürekli gündeme taşıyor, öyle mi?

Ben öyle görüyorum, bunlar benim fikrim.

***

Ahmet, yaz aylarında çalışıyor, okul parasını biriktiriyor. Muhasebeci olacak ama önce askerliği var. “Olduğun yerde ihtiyaç var gibi mesleğine, demek ki işin askerlikten sonra garanti” diyorum ama Ahmet, olduğu yerde mesleğine devam etmek istemiyor. “Köyden dışarı çıkmak istiyorum” şeklindeki düşüncesi yukarıda anlatmaya çalıştığım görüşleri doğrultusunda topluma karışmak ve o toplumun içinde herhangi bir ‘birey’ gibi yaşayıp gitmek.

Ahmet gibilere fırsat tanımak, her zaman en doğru şeylerden biri olacaktır mutlaka.

 

 

Bu haber toplam 963 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler