1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Ben ne olacağım?
Ben ne olacağım?

Ben ne olacağım?

Siyasette bu sorunun yeri yoktur. Ama bugün geldiğimiz noktada sanırım siyasilerin çoğu bu soruyu sormakta ve yanıt aramaktadır. UBP’deki gelişmeleri bütün toplum hayretle izliyor. Söylenenler ve yapılanlar karşısında “artık bu kadar da olma

A+A-

 

       

Siyasette bu sorunun yeri yoktur. Ama bugün geldiğimiz noktada sanırım siyasilerin çoğu bu soruyu sormakta ve yanıt aramaktadır.

UBP’deki gelişmeleri bütün toplum hayretle izliyor. Söylenenler ve yapılanlar karşısında “artık bu kadar da olmaz” diyoruz. Ama ertesi gün ondan çok daha hayret uyandıran başka bir gelişme yaşıyoruz.

UBP’de yaşanan bu hayret verici gelişmeleri izlerken ana muhalefet CTP-BG de sarsıntı yaşadı.

Bu sarsıntının ne zaman ve nasıl durulacağı ve kimlerin altında kalacağı henüz netlik kazanmadı. Ama sanırım bu sarsıntı bir süre daha derinleşerek sürecek.

Sonunda CTP-BG’de yeni bir yapılanma ortaya çıkar mı, yoksa eskinin devamı, ya da eskiye dönüş yaşanır mı bunu zaman gösterecek.

Meclis’te temsil edilen öteki muhalefet partilerinin durumu da çok farklı değil. TDP’de Çakıcı sorunu olduğu, DP’de de kimi üyelerin Serdar Denktaş ile kimilerinin de Genel Sekreter Bengü Şonya ile sıkıntı yaşadıkları biliniyor.

ÖRP ile DGP ise UBP kurultayını bekliyorlar. Kurultay sonrasında partilerini kapatıp UBP’ye katılacaklar.

Ne için?

Vatana ve millete daha iyi hizmet için mi?

Yoksa olası bir erken seçimde yeniden Meclis’e girmek için mi?

Evet sorun “ben ne olacağım” sorunudur.

BU DURUM SİYASET KURUMUNUN İFLASIDIR.

Gerçekten de KKTC siyaseti iflas etti.

Daha doğrusu KKTC topyekün iflas bayrağını çekti.

Siyaset kurumu iflas etti.

Ekonomi zaten bir süreden beri iflas bayrağını çekti.

Devlet kurumları Kıbrıs Türk Hava Yolları’ndan başlayarak teker teker iflas bayrağını çekiyor.

İflas eden Lefkoşa Türk Belediyesi yazda verilen 2 maaş, toplam 6 milyon TL ile uzatmaları oynuyor.

Sırada başka belediyeler de var.

Ama en önemlisi ön sırada Kıb-Tek ve Telekomünikasyon kurumu var.

Ama son dağıtılan yurttaşlıklar ve devlet dairelerine yapılan hesapsız kitapsız kurultay isdihdamları sayesinde zaten zorluk yaşayan devlet de maaş ödeyemez noktaya taşınmıştır.

Türkiye daha para versin demek de artık KKTC’deki iflas eden bu yapıyı onarmaya yetmez.

Bugüne kadar Türkiye hükümetleri KKTC’ye her yıl düzenli para göndermiştir. Bu paraları göndermekteki temel amaç, elbette yazılı olan, “KKTC’nin alt yapı yatırımlarının tamamlanması ve kendi ayakları üzerinde duran bir yapının oluşmasına katkı yapılması” idi.

Gerçekte böyle mi oldu?

Türkiye’nin gönderdiği paralar bunu sağlamaya yetti mi?

Yoksa KKTC’yi hergün biraz daha Türkiye’ye bağımlı olmaya mı sürükledi?

Ben ikincisinin daha gerçekçi olduğunu düşünüyorum.

Bu nedenle bu gidişata dur diyecek, bu ülkeyi yeni baştan ve doğru zeminde yeniden inşa edecek gerçek yurtsever kadrolara ihtiyaç var.

Mevcut siyasi yapı bunu yapacak yeteneğini yitirdi.

Bunun için yeni bir siyaset kurumuna ihtiyaç var.

Bu nedenle siyaset kurumu “ben ne olacağım” sorusunu sormayacak yeni ve etkin kadroların denetimine doğru yol almalıdır.

Sağ kulvarda da, sol kulvarda da buna ihtiyaç var.

Ve unutmayalım kim kendini önce yeniler ve ortaya atarsa o yeni süreci alıp götürecektir.

     

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 756 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler