1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 'BEKLEME LİSTESİ' KRİZİ
BEKLEME LİSTESİ KRİZİ

'BEKLEME LİSTESİ' KRİZİ

Krizler ülkesi olmaya doğru adım adım ilerliyoruz… Meclisimiz toplanamıyor, hükümetimiz karar alamıyor, başkentin belediyesi batmış durumda… Eğitim sistemimizin durumu da, ülkenin genel durumundan farklı değil… Milli Eğitim Genç

A+A-

 

 

         Krizler ülkesi olmaya doğru adım adım ilerliyoruz… Meclisimiz toplanamıyor, hükümetimiz karar alamıyor, başkentin belediyesi batmış durumda… Eğitim sistemimizin durumu da, ülkenin genel durumundan farklı değil… Milli Eğitim Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın hemen her uygulaması eğitimde yeni bir krize neden oluyor…

 

Yakın bir zamanda eğitimde yeni bir krizle karşı karşıya kalacağız… Genel ortaöğretim ve mesleki teknik öğretmenlerinin yer değiştirmelerinde (nakillerinde) kullanılan “bekleme listesi” krizi kapıda…

 

Ortaokul, lise ve meslek lisesi öğretmenlerinin yer değiştirilmesinde kullanılan bekleme listesi ilk kez sendika (KTOEÖS) ile istişare edilmeden, bakanlığın resmi web sitesinden yayınlandı ve okullara gönderildi. Bekleme listesinde sendika yetkililerinin imzası yok. Dahası sendika ile istişare bile edilmemiş. Oysa öğretmenler yasası istişare edilmesini zorunlu kılıyor…

 

 

Durum hakkında biraz daha detaylı bilgi almak için KTOEÖS başkanı Tahir Gökçebel ile bir telefon görüşmesi yaptım. Sendika başkanı yapılanın; “bakanlığın, kendi istediği öğretmeni, kendi istediği okula atama anlayışının devamı” niteliğinde olduğu görüşünde, dahası Gökçebel, bakanlıkça yayınlana bu bekleme listesinde hatalar olabileceğini de belirtiyor

 

Hal böyleyse, yaşanacak krizin boyutlarının çok büyük olacağı aşikar. Çünkü eğitim sendikalarının en önemsedikleri boyutlardan biri öğretmenlerin yer değiştirmesidir. Eğitim sendikalarının, öğretmenlerin nakillerinde haksızlığa uğramamasına son derece önem verdiklerini biliyorum. Dahası bekleme listesi ve öğretmenlerin nakil sistemi; her yönüyle sıkıntılar yaşanan eğitim sisteminde uzun yıllardır düzgün ve adilane işleyen tek uygulama boyutudur. Sendika ile istişare edilmeden atılan bu adım. Tek düzgün kalan bu uygulamayı da yıkmaktan başka bir işe yaramayacak.

 

Sendika ile istişare edilmeden okullara gönderilen bu listede olabilecek tek bir hata ya da eksiklik, öğretmenlerin tüm nakillerinin hatalı olmasını doğuracaktır. Bu işlem bu kadar hassas ve önemli...

 

Öte yandan bu uygulamada büyük önem taşıyan bir konu daha var: Bakanlıkça yayınlana ve okullara gönderilen bekleme listesiyle beraber, öğretmenlerden; nakil tercihlerinin yer aldığı,  “nakil başvuru formlarını” da en geç 25 Mayıs 2012 tarihine kadar bağlı bulundukları dairelere ulaştırılması isteniyor.

 

İyi de önümüzde dönem için gerekli planlama ve programlama öğretmenlere duyurulmamıştır ki… Öğretmen nakil tercihlerini neye göre yapacaklar? Örneğin aşağıdaki soruların yanıtlarını bilmeden yapılacak tercihler hatalı ve nakil sisteminin esasına aykırı olacaktır...

·        Son iki yıldır her öğretim dönemin başında söz verilen, Girne’ye yeni bir ortaokul yapılacak mı, yapılmayacak mı? 

·        Akademik sınıflar kapatılacak mı, kapatılmayacak mı?

·        Kolejlerde sadece GCE-A Level sınıfları mı olacak? Yoksa diğer sınıflar da olacak mı?

·        Fen Lisesi’ne, genel lise sınıfları da alınacak mı?

·        Tam gün eğitime geçilecek mi? Geçilecekse derslerin haftalık ders saatleri nasıl olacak?

·        Haspolat’taki ilahiyat bölümü ne olacak? Kapanacak mı, yeni bir okula mı taşınacak?

 

Kısacası bir öğretim yılının planlaması yapılmadan öğretmenlerin nakil tercihlerini yapması beklenemeyeceği gibi öğretmen ihtiyaçlarını hatasız olarak belirlemek de imkansız gibi…

 

Bekleme listesi ve yer değiştirme işlemlerinde öğretmenlerin dolayısıyla da eğitim sendikalarının son derece hassas olduğu bilinmesine rağmen, bakanlık niye böyle bir adım atmıştır anlamak pek mümkün değil. Ancak yönetim anlayışı böyle devam edecekse, eğitim sendikaları ile bakanlık arasında çok ciddi bir krizin ortaya çıkacağı aşikar…

 

Hep birlikte göreceğiz…

 

 

 

 

 

 

 

ANLAYANA

 

 

Ödeşme

 

Adamın biri yolda giderken aniden ayağı kayıp düşer. Arkasından gelen
bir başka adam, kalkmasına yardım eder...

 

Düşen adam nazik bir ifadeyle:

-      “Çok teşekkür ederim... Bu iyiliğinize nasıl karşılık verebilirim?" der.

 

Diğerinden yanıt gelir:

-      “Vallahi ben şimdiki iktidar partisinin bir üyesiyim. İlk seçimlerde
bizim partiye oy verir, iktidarda kalmamızı sağlarsanız ödeşmiş oluruz”

 

Yerden kalkan adam, diğerine ters ters bakarak:

-      “Beyefendi, beyefendi... Ben düşünce kıçımı yere vurdum, kafamı
değil”...

 

 

 

BURAYA DİKKAT

 

Eğitim Şart!

 

Türkiye’nin ünlü komedyeni Cem Yılmaz, bir süre çektiği reklam filminde “Eğitim Şart!” nüktesiyle anlamlı bir espriyi zihnimize yerleştirmişti… Evet, eğitim şart! Hem de her şey için, öncelikle de insan odaklı demokratik bir yaşam için…

 

Demokrasi bir toplumun sadece siyasal anlamda benimseyeceği bir kurallar ve simgeler düzeni değildir. Sadece seçimlerin yapıldığı, sınırlı olarak konuşabilme özgürlüğünün tanındığı bir toplum tam olarak demokratik sayılamaz. İnsanlar da sadece oy verme anlamında değil, kişilik olarak da demokratik olmalı ve toplum düzenine katkıda bulunmalıdır. Yani toplumun odağında insan olmalıdır…

 

Gerçek anlamda demokratik bir toplum olabilmek için, aile kurumundan okullara tüm toplumsal kurumlar demokratik bir yapıya sahip olmalıdır. Çocuklar ve gençler demokrasiyi, okulunda yaşayarak öğrenmelidir. Bunun içinde okullarımızda üst düzey düşünme becerileri öğretmemiz gerekliliği kaçınılmazdır. Ne yazık ki; sadece SBS ve benzeri sınavlar için, bazı bilgileri ezberletip, yanıt kâğıdındaki seçenekleri düzgün karalamasını sağlama becerisi öğretmek eğitim yaptığımız anlamına gelmemektedir. Ve yine ne yazık ki; eleştirel düşünceyi geliştiren hiçbir uygulamayı eğitim sistemimize entegre edememiş durumdayız… Hal böyle olunca da “eğitim şart!” nüktesi basit bir espriden öteye geçerek tam bir kara mizah oluyor…

 

Bugün yaşadıklarımız tam da bu kara mizahın gerçeğidir… İnsanı düşünmeyen, insan odaklı bir yönetim anlayışından uzak, sadece siyasi istismar ve oy hesapları uğruna ne hükümet, ne belediye, ne de eğitim yönetilebilir…

 

Evet, eğitim şart! Hem de eleştirel düşünceyi geliştiren,  daha çok insan hakları, daha çok demokrasi içeren bir eğitim şart…

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1615 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler