Be !..

Be !..

MECLİS bir alem... Dünkü tartışma şuydu: Muhalif vekil Ömer Kalyoncu, Çalışma Bakanı’na “Siz ne biçim bakansınız be” demiş!.. Bakan Şerife hanım, “ilk kez bana be diyorlar” diye kürsüye çıktı... “Teessüf” etti

A+A-

 

 

MECLİS bir alem...

Dünkü tartışma şuydu:

Muhalif vekil Ömer Kalyoncu, Çalışma Bakanı’na “Siz ne biçim bakansınız be” demiş!..

Bakan Şerife hanım, “ilk kez bana be diyorlar” diye kürsüye çıktı...

“Teessüf” etti...

“Sizi halka havale ediyorum” diyerek, karşılık verdi...

 

***

 

 

Meclis’te vekiller birbirilerine daha “hoş” sözcükler kullansa, iyi olur elbette...

Ancak bu “be” söylemi, bizim dilimizde fazlaca vardır...

“Napan be” deriz yolda, sokakta birbirimize...

Doğrusu “be”nin sokaktaki algısı, hakaret falan da değildir...

Yine de, “nezaket” önemlidir...

 

 

***

 

Ama benim daha fazla takıldığım “halka havale etme” meselesi!..

Şerife hanımın da yer aldığı hükümet, çoktan “halka havale” edildi zaten.

Biraz sokağa çıksalar, “be” söylemi, duyacakları karşısında “zemzem suyu ile yıkanmış” kalacak!..

 

***

 

Bir de “ilk”ler var tabii...

Geçmişte “yalakalık” uğuruna her boşluğa “Atatürk heykeli” dikenlerin, bugün “cami” ve “külliye” işleri ile yatıp kalkması bir yana, doğrusu bu ülkenin siyaset tarihi belki “ilk kez” bu derece “omurgasızlıkla” karşılaştı...

Hangisini saysam ki!..

Geçtim “sözlü” yalanları, yazılı ve imzalı “taahhütleri” mi sıralasak şimdi!..

Ya da...

Çocuk yurdundan kaçırılan kızları mı?

Benzin, elektrik, belediye, KTHY, DAÜ, KOOP krizlerindeki “yalan rüzgarları”nı mı alsak gündeme...

“Maliyenin kasasını denkleştirmek” ile ekonomi kavramlarının ayırdına varamayan, vizyon fakirliğini mi?

Yeniden hortlayan “gizli Bakanlar Kurulu kararları”nı mı yazsak, artık hesabını tutamadığımız “ayıp”lardan biri olarak...

Yoksa “hatırlı” isimlere dağıtılan kimlik kartlarını, yurttaşlıkları mı?

“Parti içi hesaplaşmalar” uğuruna Meclis’in düştüğü halleri mi anlatsak, milletvekili transferlerindeki ahlaksız uygulamaları mı?

 

***

 

Evet, hükümete karşı daha “nazik” olmak gerekiyor...

İşçi, çiftçi, memur, öğretmen, emekçi, genç, akademisyen, yaşlı...

7’den 77’ye nicesi...

Hemen her gün “içinden”, sizi “nazikçe” anıyor zaten...

Sizi, kim bilir nerelere havale ederek.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1080 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler