1. YAZARLAR

  2. Sevgül Uludağ

  3. “Bazı erkekler asker doğmaz…”
Sevgül Uludağ

Sevgül Uludağ

0090 542853 8436/00357 99 966518
Yazarın Tüm Yazıları >

“Bazı erkekler asker doğmaz…”

A+A-

 

YAVUZ AKENGİN

İrlandalı yazar John Boyne, Asker Doğmayanlar adlı romanında, I. Dünya Savaşı’nda cepheye gidip savaşan, kimi hayatını, kimi aklını, kimi geleceğini yitiren gençlerin hikâyesini anlatıyor. Boyne sadece savaşa gidenlerin yaşadıklarını tarif etmiyor, savaştan sonrası için de ipuçları veriyor.

Çizgili Pijamalı Çocuk kitabıyla tüm dünyada tanınan İrlandalı yazar John Boyne, Asker Doğmayanlar adlı romanında “Büyük Savaş” olarak anılan I. Dünya Savaşı’nda cepheye gidip savaşan, kimi hayatını, kimi aklını, kimi geleceğini yitiren gençlerin hikâyesini anlatıyor. Bunu yaparken de okuru sarsacak bir soruyu pimi çekilmiş el bombası gibi ortaya bırakıyor: “Savaşan mı, yoksa savaşmayı reddeden mi? Kimdir daha cesur olan?” Vatanseverliğin, bir başkasının hayatını almakla eşdeğer olduğu bir dünyada zor bir soru soruyor Boyne ve bu sorunun peşinden okuru sürüklüyor.

    Hikâye, kendisi de “Büyük Savaş”a katılan, arkadaşlarının tamamını cephede kaybeden, döndükten sonra ömrünün sonuna kadar peşini bırakmayacak hatıra ve acılar biriktiren Tristan Sadler’ın ağzından anlatılıyor. Londra’ya 150 kilometre uzaklıktaki Norwich kasabasını bir günlüğüne ziyaret eden Tristan yayınevinde çalışan, okumayı seven, kibar bir delikanlı. Kasabaya askerde tanıştığı, birlikte savaştığı, karşılaştığı şeylere daha fazla direnemeyip “mutlakçılığı” –yani askerliği mutlak reddedişi, hiçbir şekilde kabul etmeme durumunu- tercih eden ve bu yüzden kurşuna dizilen arkadaşı Will Bancroft’un ablası Marian’la tanışmak için gelmiştir. Marian’ın askerdeyken kardeşine gönderdiği mektuplar da yanındadır.

SAVAŞLA SARSILAN HAYATLAR

İç dünyası karmakarışıktır Tristan’ın. Savaşa o kadar hevesle katılmıştır ki, bu uğurda gerçek yaşını 17 değil de 18 olarak açıklamış ve gönüllü olarak orduya yazılmıştır. Ancak kısa bir eğitimden sonra Almanlarla savaşmak üzere Fransa cephesine gönderilir. Tristan burada savaşın korkunç yüzünü görür. Askerde karşılaştıkları insanlık dışı muamele ve şahit oldukları olaylar ‘askerliğin’ vatanseverlikle ilişkisini sorgulamalarına neden olur iki arkadaşın. Bir yanda vatanseverlik duygusuyla başladığı askerlik hayatı, en yakın arkadaşı Will’le kurduğu duygusal bağ, geride kalan ailesiyle geçmişte yaşadığı sorunlar, peşini hiç bırakmayan suçluluk duygusu ve ‘bitmeyen askerliğin’ nişanı olan titreyen eli... Ölümünde -o kadar çok sevmesine rağmen- kendisinin de payı bulunan Will’in ailesiyle tanışmak Tristan’ı bir kez daha sarsar. Savaşa dair anıları depreşir ve Will’in ailesinde sanki arkadaşını görür.

    Daha çocuk sayılacak yaşta evden kovulan Tristan, savaşa büyük bir coşkuyla katılır. Acımasız bir gerçeklikle savaşın ortasında kalınca, ruhunu kaybettiğini, acıya duyarsızlaştığını, ölümü sıradan gördüğünü fark eder. Savaş içten içe çürütür insanı. Acımasızlaştırır ve ‘bir çocuktan, karşısındaki çocuğu gözünü kırpmadan öldüren’ bir canavar çıkarır.

İKİ ZAMANLI ANLATIM

1919 yılında Marian’la buluşan Tristan, Will’le ilk tanıştığı 1916’ya götürüyor bizi. Onun ağzından ilk eğitim kampını ve savaş esnasını dinliyoruz. Bundan sonra anlatım iki zamanlı ilerliyor, böylece Tristan’ın hayatına dair eksik parçalar tamamlanıyor. Tristan, ablası Marian’a Will’i anlatırken yaşadığı trajediyi de açık eder. Okur kendini cephede; çamur, kan ve kurşunlarla iç içe yaşayan Tristan’ın acılarına ortak olurken bulur.

    Orijinal adı The Absolutists yani “Mutlakçılar” olan Asker Doğmayanlar, sadece savaşa gidenlerin yaşadıklarını anlatmıyor, savaş sonrası için de önemli ipuçları veriyor. Çocukları, savaşmayı reddettiği için vatan hainliğiyle suçlanıp kurşuna dizilen ailelerin toplumdan dışlanması, evlatlarını savaşa kurban verenlerin yıllar süren kimsesizliği, hiç bitmeyen kederleri, savaşa gidip de dönenlerin bir daha eskisi gibi olmayan psikolojileri, altüst oluşlarını, ‘yaşamıyor gibi’ yaşamaları… Ve okuru şaşırtan final sahnesi.

    Savaşa, gözyaşına, vatan hainliği yaftasına, abartılı vatanseverlik manzaralarına çok da uzak olmayan bir ülkede yaşıyoruz. Bu yüzden Asker Doğmayanlar’ı okurken, kendi gerçeğimizin de bir gün bu derece çarpıcı yazılıp yazılmayacağını merak ediyoruz…

ASKER DOĞMAYANLAR, JOHN BOYNE, ÇEV: ÖZLEM YÜKSEL, DOĞAN KİTAP, 301 SAYFA, 26 TL
(ZAMAN KİTAP – Yavuz AKENGİN – 4.2.2015)

Bu yazı toplam 1495 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar