1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. ‘Bazı detaylar üzerinde duruyorum...’
‘Bazı detaylar üzerinde duruyorum...’

‘Bazı detaylar üzerinde duruyorum...’

Bazen hayatımızda bazı detaylar oldukça önemlidir de biz üzerinde durmuyoruz gibi geliyor bana. Bu detaylar küçük ve belki de üzerinde durulmaz da gelebilir şimdilerde. Ama genel tarihe baktığımızda değerlendirilmesi gerekir diye de düşünmez değilim. Bura

A+A-

 

 

 Ulus Irkad

 

Bazen hayatımızda bazı detaylar oldukça önemlidir de biz üzerinde durmuyoruz gibi geliyor bana. Bu detaylar küçük ve belki de üzerinde durulmaz da gelebilir şimdilerde. Ama genel tarihe baktığımızda değerlendirilmesi gerekir diye de düşünmez değilim. Buradaki okuyucular en azından benim yazılarımı okumaktadırlar. Belki de bazılarınız şu anda son “Khora” yayınlarında çıkan kitabımı da okumuşlardır (1974 Baf çarpışmaları ve Kocatepe Olayı). Kitabımda da var ama ben daha önce de yazmıştım. Pek genelde bu detaylar üzerinde durmaz gelip geçeriz. Kitabımda devamlı vurguladığım ve bugün resmi tarihin üzerinde durmadığı önemli bir an vardır. Girne’de Türkiye çıkarma yaparken öğle saatlerine doğru bir büyük Yunan gemisi Baf açıklarına gelir ve oraya 550 kişilik ELDİK birliği (Druşotis 450 diye yazmaktadır) yani Yunan Alayı’na bağlı, 15 Temmuz Darbesi’ni yapmış birlik, Girne’deki çıkarmayı duyar duymaz Yunanistan’a yol alırken yarı yoldan Baf açıklarına gelip çıkarma yapıyor.Tam savaş sırasında olan bu olay ve daha önceleri “Kıbrıs Barış Harekatının Bilinmeyen Yönleri” adlı kitabında Erol Mütercimler (1990) gibi komplo teorilerine önem veren bir emekli asker, olay üzerinde durmasına rağmen bize Genel Kurmaylığın alınan kararlarında daha sonra benim de kitabımda verdiğim bir karar detayı üzerinde maalesef durmamaktadır. Nedir bu detay? Eğer Türkiye basınına göre doğruysa “Baf’tan kayık bile çıksa müdahale edin!” kararı…  Sözü geçen gemiyi ben de dürbünle dakikalarca çıkarma eylemini yaparken izlemiş (Şehit üsteğmen Münür Dilaver’le birlikteydim) ve bu gemi çıkarma yaptıktan sonra yaklaşık 21 saat bizi hiç durmadan bombalamıştı. 21 Temmuz 1974 saat on sıralarında hem karadan hem de denizden onca ağır topun bizi bombalamasından sonra teslim olmuştuk ama bize böyle bir kararın olmasına rağmen hiç yardım gelmemişti. Etrafımızda Kıbrıslırum seferilerle birlikte onbinlerce kişilik bir askeri birlik vardı. Tuhafı şu ki bu birlikler Girne Bölgesi’ne yöneleceklerine Baf gibi küçük bir kasabaya yönelmişler ve pek tabi ki bu detayla da Türk Birliklerine Girne’den daha fazla sıkışmadan çıkarma yapma imkanı tanırken, çoluk çocuk sadece 3000 (üç bin) kişi olan biz Baf Türkleri’ne ise kan kusturmuşlardı. Makarios Druşotis, L 172 numaralı (Lesbos gemisi) bu geminin sadece Baf Türk bölgesi üzerine bir saat içerisinde 900 mermi attığını “Kıbrıs 1970- 1974” adlı kitabında nakletmektedir. Bu arada aynı yazar Yunan ve Kıbrıslırum birliklerinin İki planı taktik olarak uygulayabileceklerini de belirtiyor. Bunlardan bir tanesi Afrodit -1-, bir diğeri de Afrodit-2- adlı planlardır bunlar. Bu planlara göre eğer Türkiye çıkarmaya başlarsa tüm birlikler çıkarma bölgesine saldıracaklar veya yerleşim bölgelerini ellerine geçireceklerdi. Yunan ve Kıbrıslırum birlikleri yerleşim bölgelerini seçtiler ve bu durumda da çıkarma bölgesi rahatladı. Fakat şu da kabul edilmelidir ki Türk ve Kıbrıstürk birlkikleri de Yunan ve Kıbrısrum birliklerini bu yanlışa çekebilmek için çeşitli taktikler uyguladılar. Kıbrısrum birliklerini yerleşim bölgelerine saldırmaları için çıkarmanın tüm bölgelerden olacağı intibasını vermeye çalıştılar (Bk. Gölgedeki İzler ve Gölgede Kalan Bizler, Kemal Yamak). Ama 1974 olayları için NATO’nun alınmış ayrı kararları olduğunu iddia edenler de vardır. Makarios’un, NATO’ya göre AKEL partisine dayanması, Doğu Blokuyla temaslarını sıklaştırması, bu arada Bağlantısız Blok’tan ötürü NATO’ye sıcak bakmaması tepkileri üzerinde odaklamıştı. Sovyetler ile hegemonya savaşında ABD Makarios’a fazla tolerans tanımayacaktı ve bu kaleyi hemen yıkmak istedi. Rusya Bürokratik elitinin dış politikalarda da ne kadar hatalar yaptığını burada tartışmak istemiyorum çünkü bu da ayrı bir sorundur ve ideolojik hataları içermektedir.

Makarios’a darbe yapıldıktan sonra Makarios kurtulmuştu. Baf’ta desteği olan Lorega Köyündeki bir korsan radyodan konuşmalar yapmakta ve Yunan Cuntası’nı suçlamaktaydı. Bir ara bizzat kendisine bağlı bu radyodan “Bütün demokratik ülkeler bize yardım edin”  diye anonslar yapılmaktaydı. Ertesi günü yani hatırladığım kadarıyla 17 Temmuz 1974 olacaktı, saat  11.00’de sabahleyin konuşma yapacağı sırada denizden “Leventis” adlı küçük bir muhrip bu radyo istasyonunu bombaladı. O da konuşmasını yapamadı. Bu arada köye de Yunan Birliklerinin ve RMMO’nun kamyonları askeri müfrezeler taşımaktaydı ki Lorega da, Baf da o sıralarda beyaz bayrak çekmişti. Makarios o gün bir BM helikopteri ile bizim komutanlarımızın da izni ile mevzilerimizin de üzerinden denize açılıp İngiliz Ağrotur Üssü’ne sığındı. Sonra da Londra’ya gitti. Gayrı resmi birçok söylentiye göre orada gizli görüşmeler de yaptı. O günlerde herkesin bildiği gibi rahmetli Ecevit de Londra’ya gitmişti. İşte hala daha gayrı resmi söylentilere göre Ecevit de Makarios’la Londra’da görüşme yapmış. Doğru muydu? Bu detay doğrulanırsa olaylar nasıl yorumlanabilir?  Bizim Makarios’un hayatını Baf’ta kurtarmamızla gelişen olaylarda Ecevit’le Makarios’un görüşmeleri doğru muydu acaba? Yani arada bu kadar yakınlaşma olmuşsa niye olmasın ki? Akla fikre yakın geliyor bana göre.Makariosla Ecevit, Makarios’un danışmanlığını yapan Dr İhsan Ali, en yakın dostu Ecevit’le böyle bir teması sağlayamaz mıydı? Bu noktada Sayın Arif Hasan Tahsin haklı olabilir mi? Herşey tarihte mümkün. Kimbilir belki de İngiliz istihbarat raporları 1974 yılı için açıldığında bu olayla da karşılaşacağız. Birkaç detay daha var aklımda. O günlerde bir Makariosçu çiftlik sahibinin Baf’ta Yunan Cunasıyla savaşmak için dağa çıkması ve bu konunun silah altındaki biz çocuklar arasında bile sempatiyle karşılandığı… Eğer harekat gerçekleşmesiydi bu detaylar da gerçekleşecek miydi? Tarih elbette belgeler dayanır ve olasılıklar üzerinde durmaz. Ama tarihçiler elbette olasılıklar üzerinde konuşabilirler. Bu da ayrı bir detaydır.

Bizim resmi tarihimizde pek yer almadı ama 1964, 9 Martında Kıbrısrum EOKA güçleri Baf’ın Türk kesimini topa tuttuklarında ve Baf Türk halkı acımasız bir katliamla karşılaştığında ( 7 Martta bizim fanatiklerin Bandabulya’ya saldırması bu arada yedi Kıbrıslırum’u katletmesi sonrasında Kıbrıslırumlar da Mavrali’de esir aldıkları 14 mücahiti nacaklarla katlettiler). Elbette Baf’ta 7 Mart öncesinde de olaylar oluyordu ve Kıbrısrum fanatikleri de bayağı tahriklerde bulunuyorlardı. Ama mantık çalışlsaydı üzücü olaylar olmayacaktı. İşte o sıralarda katliamları durduranın Makarios ve Klerides ile temasa geçen Doktor İhsan Ali olduğunu bugün birçok insan bilmemektedir.

Bazı detaylar bizim için tarihi de tekrar yorumlamamıza yardımcı olmaktadır diye düşünmekteyim…

(YENİÇAĞ – Ulus IRKAD – 2.2.2012)

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1029 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler