1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 'Bayan eleman aranıyor'
Bayan eleman aranıyor

'Bayan eleman aranıyor'

Uzaylı Zekiye: Geçenlerde monotonlaşan dünya gözlerime ara verdim kafamı dinledim biraz

A+A-

Feminist Atölye (FEMA)

info@feministatolye.org

 

 

Uzaylı Zekiye

uzaylizekiye@feministatolye.org

 

Geçenlerde monotonlaşan dünya gözlerime ara verdim kafamı dinledim biraz. Dün özlediğimi fark ettim teleskopumu ve yeniden elime alıp bir Dünya’yı gözleyim dedim. Biraz da araştırma yaptım.  Bugün de sizinle bunları paylaşmak istiyorum.

Dünya denen gezegende insanlar para adını verdikleri bir şey icat etmişler. Bu kimi zaman altından, gümüşten basılmış kimi zaman bakırdan şimdilerde ise kâğıttan. Devletler şu son zamanlarda istedikleri kadar para basabiliyorlar. İşte bu parayla insanlar ihtiyaçlarını karşılıyormuş. Yani mesela 10 tane verip bir kazak veya 1 tane verip iki ekmek alıyorlar. Hatta parayı elde etmek için sadece ellerindeki malları değil emeklerini de satıyorlar. Sabah sekizden akşam beşe kadar mesela satış elemanı, fabrika, inşaat, maden işçisi veya öğretmen temizlik görevlisi vb olarak çalışıp ihtiyaçlarını elde etmek için bir miktar para elde ediyorlar. Bir zamanlar bu gibi para karşılığı işleri sadece erkekler yaparmış. Kadınlar ise evde emek verir ama karşılığında para elde etmezmiş. Bir süre sonra kapitalist düzene geçilmiş ve burjuvalar kadınları az ücretle çalıştırmaya başlamış. Kadınlar az ücretle çalıştığı için genelde kadınları çalıştırmışlar zaten ama çalışma şartları o kadar kötü ve ücretler o kadar düşükmüş ki temel ihtiyaçlarına bile yetemiyormuş. Hiçbir izin ve hakları olmadığı için kadınlar hatta çocuklarını fabrikalarda doğurmuş. Sonra çeşitli sosyalist ve feminist hareketler doğmuş büyümüş. İşçiler, kadınlar hem kadın hem de işçi olarak üç dört kat fazla ezilenler haklarını aramış. Bu gün ise eşit emeğe eşit ücret hakkı en azından teoride elde edilmiş. Gel gelelim geçenlerde birkaç ayakkabı ve tekstil ürünleri satan dükkânların ilanları gözüme ilişti. “Bayan eleman aranıyor.” diye ilan vermişler. Garipsedim açıkçası. “Baylar”  yapamaz mı aynı işi? Neden kadın istiyorlar ille de? İşte kadınlar güzelse müşteri çeker muhtemelen. Hani algı bu ya erkeklerin güzel kadınlara her zaman ilgisi vardır, ama kadınların yakışıklı erkeklerden hoşlanması olacak iş mi? (Önceden konuştuğumuz şeyler bunlar) Yalnız bence tek neden bu değil.  Yine yıllar öncesinin meselesinin aslında tamamen değişmediğini gözlemliyoruz. Erkeklere muhtemelen ayak işleri denilen yerleri silmek, kahveleri pişirmek, bulaşıkları yıkamak gibi işleri angarya yaptıramayacaklar. Ne de olsa onlar kadın işi ya. Eleman “bayan” olunca bedavaya o işleri de aradan çıkarmış olacaklar.  Ne yazık ki hala daha kadın emeği değersizleştiriliyor. Kadınlardan beklenen sadece evlerinde değil iş yerlerinde de daha fazla emek vermeleri ve karşılığını beklememeleri.  İşin en kötüsü de bunun toplumun büyük çoğunluğu tarafından kabullenilmiş olması. Öyle ki evdeki işlere azacık elini süren erkek “karıma yardım ediyorum.” diye övünüyor. Çünkü o işler onun zihninde kendisine değil karısına ait ve o ancak bu konuda karısına “yardım” eder yani aslında kendi pisliğini temizlerken “karısının” işini yaptığını düşünüp bununla gururlanmayı kendine hak sayar, hal bu ki bu sadece olması gerekendir.

 

 

Tenkide Mormirat

tenkidemormirat@yahoo.com

 

 


Böyle “SON DURAK” olmaz olsun!!!

 

Türk Sinemasında kadına yönelik şiddeti ele alan yeni bir film (Kurtuluş Son Durak) olduğunu duyunca hemen koşa koşa soluğu sinemada alanlardanım. Filmin fragmanını izleyip, konusunu da okuduktan sonra inanınki büyük bir sevinçle; “Türk Sineması da artık bu konuları işlenmeye başlıyor” deyip filmi izleyeceğim anı beklemeye koyuldum. Filmimin kısa özeti şöyle…

6 KADININ BAŞINA GELENLER…

Film maddi durumları çok iyi olmayan ve bir karakter dışında ötekilerinin eğitim görmemiş olduğu yansıtılan 6 kadını temel alıp günlük yaşamlarını konu alıyor. Kadınlardan biri evliliklerinin ilk haftasında kocası tarafından terk edilmiş. Anne-kız iki kadın evde her gün şiddete maruz kalmakta; bir diğeri hasta babasına tek başına bakıyor; bir başka kadın evli, iki çocuğu var ve sevgilisinin tuttuğu evde onun parasına bağımlı bir şekilde yaşıyor. Son kadın karakter ise apartmanda kendi kuaför salonunu işletiyor. Bütün olaylar tek bir mekânda, yani bu 6 kadının da yaşadığı apartmanda geçiyor.

Başkarakter Eylem, kocasının kendisini en yakın arkadaşıyla aldattığını öğrenince içinde olduğu depresif ruh halinden çıkıp bir anda “erkeklerden intikam alabilmenin” yollarını arıyor. Apartmandaki kadınları toparlayıp birlikte olurlarsa daha güçlü olacaklarını, “erkeklerden intikamlarını alacaklarını” söylüyor. İşe şiddet gören anne-kızdan başlanıyor ve kadının kocası şiddet uygulamaya yeltendiği anda 6 kadın bir araya gelip adamı boğarak öldürüyorlar ve sonrada apartmanın arka bahçesindeki bir kuyuya atıyorlar. Yaşanılanlar sonrasında ölen adamın karısı ve kızı bunu “kurtuluş günü” olarak kabul ediyorlar ve bunu (Eylem dışındaki diğer kadınlar) sazlı sözlü yeme içmeyle kutluyorlar. Daha sonraki günlerde evli bir adamla 6 senedir ilişkisi olan karaktere sevgilisi ayrılmak istediğini söylüyor, o karakter de adamı vuruyor ve altı kadın yine bir olup adamı yine ayni kuyuya atıyorlar. Son olarak Eylem karakteri de sevgilisinin kaza sonucu ölümüne neden oluyor ve tam o sırada eve giren polis memuru bunu görüyor. Kadınlar polis memurunu esir alıyorlar ve bu medyada yer alınca çeşitli kadın örgütleri olay yerine gelip onlara destek oluyorlar.

BU FİLM FEMİNİST İDEOLOJİ İLE BAĞDAŞMIYOR!

Bu film bizlere bir anda kendilerinin karşı çıktıkları erkek modeline bürünen, adeta canavarlaşan ve şiddet eğilimi artan kadınları gösteriyor. Özellikle bu kadınların kullandıkları fularların mor renkte oluşu, kadın örgütlerinin gelip kadına karşı şiddetle ilgili slogan atmaları ve filmdeki kadınları kadına karşı şiddeti engellemek amacını benimsediklerini söylemeleri maalesef ki, çoğu kişide bu filmin feminist ideolojiyle ilgili olduğu hissine kapılmasını sağlıyor.

Oysaki Feminizm; kadınlara intikam duygusunu aşılamaz ve gerek erkeğe gerekse kadına karşı olan her türlü şiddetin karşısında durur!

Feminizm şiddeti bitirmenin yolunun şiddetten geçtiğini asla savunmaz, bunu bir çözüm olarak görmez!

 

AKLIMA TAKILANLAR

Filmdeki kadınların kullandıkları küfürlerin hemen hemen hepsinin kadınların cinsiyeti üzerinden türeyen küfürler oluşu; kadın haklarını savunduklarını söyleyen ve kadına karşı her türlü şiddete karşı olduğunu iddia eden kadın karakterlerin çelişkilerini yansıtmıyor mu? Kullanılan bu küfürler şiddetin kendisi değil midir? Halbuki, kadın bedeninin küfür malzemesi yapılması feministler tarafından en çok eleştirilen konulardan biridir.

Bu 6 kadın, farklı yaş gruplarından, orta sınıf kadınlar ve hepsinin önceliği ya evlenmek ya da şiddet görmüş olsalar bile var olan evliliklerini korumaktı. Kadınların tek istekleri evlenmek midir bu hayatta? Kendi hayatları ve kariyerleri için hedefleri hiç mi olmaz?

Ayrıca kadınların çevrelerindeki erkekleri filmin sonuna doğru pasifize ettiklerini görüyoruz. Sanki roller değişmiş, kadın erkek olmuş, erkekte kadın!

Ne diyor yani film bize?

Hayatın gerçeğinin bir otorite kavgası olduğunu ve aslında kadınların hedefinin üstünlük kurmak olduğunu mu söylemeye çalışıyor acaba? 

Bu filmi feminizm ile bağdaştıranlar, bir cinsin diğeri üzerinde otorite sağlamaya çalışmasının feminizmin öncelikli ilkesi olan eşitliği nasıl ayaklar altına aldığını göremiyor mu?

 

 

 

Bu haber toplam 1288 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler